Öncelikle konusundan kısaca bahsetmek istiyorum.
Elena İtalyan mafya bir ailenin avukat kızıdır.
Çünkü kendisi suçlardan ve suçluların nefret etmektedir.
Hayatını hukuk ve adalete adamışken bir gün kız kardeşinin ricası ve ısrarı üzerine kendini New York Şeytanı olarak bilinen Dante'yi cinayet suçundan aklamak için savunurken bulur.
Çocukken annesinin, kendisinin ve kardeşlerinin mafya kültüründe büyümesi onun travmalarını tetikler ve Dante'ye karşı ketum bir tavır sergiler.
Hayatı siyah ve beyaz olarak gören Elena grilerin farkına vardığında işler kızışmaya başlar.
Üstelik Dante'nin ailesi ve kendi ailesi sandığından daha fazla iç içedir.
Yorumuma gelecek olursak ikinci kitabın ilk kitaptan daha akıcı olduğunu söyleyebilirim.
Elena'dan güçlü bir avukat olarak bahsediliyor ancak bu kısım çok işlenmemişti. Dava süreci de öyle.
Dante, Elena ilişkisi ve mafya kültürü daha çok ön plandaydı.
Kitap ikili bakış açısıyla yazılmıştı.
Bunu sevdim.
Karakterlerin duyguları net işlenmişti.
Bence burada daha çok travmatik ve kalbi kırık Elena'nın karakter gelişimini okuyoruz diyebiliriz.
Ancak Dantenin geçmişinde de yaralar vardır.
Ve şunu diyebilirim gayet ateşli bir erkek karakterdi
Smut içeriği oldukça fazlaydı ve bence bu sahneler gayet tutkulu yazılmıştı.
Yazarın dili süslüydü.
Bazı benzetmeleri ve betimlemeleri oldukça hoşuma gitti.
Eksik noktaları olsada okuması keyifli bir seriydi.