birkaç yıldır kitaplığımda bulunmasına rağmen isminin verdiği negatif etkiden olsa gerek okumaya pek yanaşmadığım kitaptı. elime alıp birkaç sayfa okuyunca o kadar bizden o kadar hayatın içinden geldi ki kitaba önceden başlamadığım için hayıflandım . çoğu insanın yaşamının illa ki bir döneminde, düşüncelerinde yer edinen 'hayatı sorgulama' mekanizmasını ve sonuçlarını çok güzel işlemiş. başkaları öyle istiyor diye ideallerinden vazgeçmek zorunda kalanlar, yaşamı boyunca mükemmele varacak kadar titizlikle çalışıp ilerleyen yaşlarında kaçırdıkları şeyler için pişmanlık duyanlar kitabın kahramanları arasında.
veronika'nın ölmek isteme sebepleri ise aslında bize de hiç yabancı değil;
"son derece normal bir insan olduğuna inanıyordu. ölmeye karar vermesinin çok basit iki nedeni vardı, bunları açıklayan bir mektup bırakacak olsa pek çok kişinin ona hak vereceğinden hiç kuşkusu yoktu.
birinci neden; yaşamındaki her şey hep aynıydı ve bir kez gençliği sona erdi mi hep yokuş aşağı gideceği belliydi. yaşlılık, dönüşü olmayan izler bırakacak hastalıklar birbirini kovalayacak dostlar birer birer yok olacaktı. yaşamını sürdürmekle hiçbir şey kazanmayacaktı, tam tersine acı çekme olasığı hep artacaktı.
ikinci neden daha felsefiydi; veronika gazete okuyan, televizyon seyreden, dünyada olup bitenlerden haberli biriydi. her şey yanlıştı ve kendisi herhangi bir şeyi düzeltebilecek durumda değildi, bu tamamiyle aciz olduğu duygusunu büyütüyordu içinde."
"acılaşan insan zamanla hiçbir istek duymaz. ne yaşayacak ne de ölecek iradeye sahiptir artık, sorunun özü de budur. "
"bu zorluğun kaynağı karmaşa, kaos, anarşi falan değil , aşırıya kaçan düzenlilikti. topluma durmadan yeni kurallar şırıngalanıyor, kurallara karşı yasalar çıkarılıyor, yasalara karşı yeni kurallar getiriliyordu. herkesin yaşamını baskı altına alan görünmez düzenlemelerin bir adım bile dışına çıkmaya korkuyordu halk."
"toplum her zaman belirli davranış kurallarını herkese empoze etme eğilimindedir, tek tek insanlar ise neden bu kurallara uymak zorunda olduklarını merak etmezler. bunları kabullenirler, tıpkı yazı makinesi kullananların belirli bir klavyeyi en doğrusudur sanarak benimsedikleri gibi: 'qwerty'. saatin yönünü sorgulayan biriyle karşılaştınız mı hiç ?"