9/10
·256 syf.··
2025 1. kitabı
Kitabı genel olarak sevdim ama daha yapısal bir şekilde anlatılabilirdi diye düşünüyorum. Biraz dağınık ele alınmış gibi. Bir şeyleri atlamıyorsam kitap içeriği şu şekilde: Erich Fromm önce rüyaların içerdiği sembol dilinden bahsediyor, sonra Freud ve Jung'un rüya yorumlarını ve beraberinde kendi yorumlarını belirtecek şekilde ilerliyor. Daha sonra tarih boyunca rüyaların tarihsel figürler ve filozoflar tarafından nasıl yorumlandığını aktarıyor, bu kısmı biraz sıkıcı buldum açıkçası. Ama rüyalar üzerine detaylı çalışmalar yapan kişiler için güzel kaynaklar içeriyor kesinlikle. En sonda da mitlerin de (ki bunlara dini metinler dahil) rüyalar gibi sembolik manalar içerdiğini aktarıyor ve kendi yorumlarını belirtiyor. Fromm'un genel olarak rüyalara bakış açısını merak ettiğim için bu kitap benim için güzel bir kaynak oldu. Rüyalarla ilgili olarak Fromm, ne Freud'un belirttiği gibi sadece irrasyonel, libidinal, hazza yönelik dürtülerin bilinçdışına sembolik yansıması olduğu çıkarımını yapıyor (ki bazı rüyalar cidden bu yönde ama hepsi değil), ne de Jung'un öne sürdüğü şekilde her şeyi kapsayan bir bilinçdışı (kollektif) olduğu, bilinçdışında kendine özgü bir amacın bulunduğu ve rüyaları da bununla uyumlu sembolik olarak yönettiği gibi bir çıkarım yapıyor. İnsanda toplumsal baskılardan vs. sıyrılmış, egodan farklı çıkarımlar yapabilen bir bilinçdışı katmanı olduğu ve bu bilinçdışının bize bazen geri bildirimlerde bulunabileceğini söylüyor. Ben kendi naçizane tecrübelerimle de kendisini haklı buluyorum. Mitlerle ilgili anlatımlarında ataerkillik ve anaerkillik üzerine ciddi şekilde bir vurgu yaptığını gördüm. İnsanlığın ilk dönemlerinde anaerkil bir toplum düzeninde olduğu ve daha sonra ataerkil bir forma dönüştüğü biliniyor. Ben bunun dinlere yansıması olduğunu, dini figürlerin de erkekleştiğini pek farketmemiştim. Anaerkil düzende her şeyi kapsayan, herkesi kucaklayan bir anne figürü ve birbirine eşit çocuklar varken; ataerkil düzende hiyerarşik bir yapılanma, emir komuta zinciri, sürekli birbiriyle yarışan huzursuz ve rahatsız bir yapı var. Fromm bunları oldukça vurgulamış, mitlerde bunlara vurgu yapıldığını aktarmış. Yani insanlık bir yandan bu hiyerarşik sistemde kendisini ileri bir noktaya, teknolojiye vs. taşırken, bir yandan da bilinçdışında bunun getirmiş olduğu her türlü pislikten dolayı da kendisinden nefret ediyor ve anaerkil dönemlere dönmenin özlemini duyuyor görünüyor. Fromm kendisi de marksist sosyalist gelenekten geldiği için tabi ataerkil-hiyerarşik düzene kafayı baya yormuş olmalı :) Ödipus kompleksini de anneye karşı bir arzu olduğundan dolayı babayla kapışma değil; hiyerarşide yerini alma, gücünü gösterme bakımından babayla bir kapışma ve yerine geçme şeklinde anladığını da burada açık ifade ediyor. Freud'dan da bu noktada yine ayrılıyor. Genel olarak ilgili insanlara tavsiye edebileceğim bir kitap, özellikle Fromm'un konuya yaklaşımlarını merak ediyorsanız.
Psikoloji
Rüyalar, Masallar, MitlerErich Fromm · Say Yayınları · 2017783 okunma
·
47 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.