Aziz Nesin’in Tatlı Betüş’ü, öyle bir toplum eleştirisi ki, okurken gülerken düşünecek, düşündükçe hafifçe irkileceksiniz. Kitabı kapattığınızda, belki de kendi sosyal çevrenize biraz daha dikkatle bakacaksınız. Çünkü bu hikâye sadece Betüş’ü değil, hepimizi anlatıyor.
Zekâ? İhtiyacınız Yok! Betüş, dünyanın en zor kapılarını açıyor. Nasıl mı? Zekâsıyla değil, güzelliğiyle. Devlet daireleri, akademik kariyerler, sosyal statü… Bunların hepsini bir gülümsemeyle çözebilen biri varken neden zor yoldan ilerleyelim ki? Eğitim mi? Fazla masraflı. Çaba mı? Gereksiz. Kitap mı? Görsellik açısından çok zayıf.
Akıl Tatilde, Sistem Ayakta Alkışlıyor! Betüş’ün yaşadığı dünya öyle absürt ki, zekâ adeta fazla mesai yapmamak için kendini geri çekiyor. Çünkü herkes, en küçük rasyonel sorgulamayı bile reddediyor. Ve en trajik olan ne biliyor musunuz? Hiç kimse bunu yadırgamıyor. Aziz Nesin burada öyle bir taşlama yapıyor ki, kitabı okurken kahkahalar eşliğinde yüzünüzde hüzünlü bir tebessüm oluşacak.
Sonuç: Güzelliğin Ruhu Varsa, Zekâsı Nerede? Betüş’ün hikâyesi, toplumun değerler sistemini sert bir şekilde sorgulatıyor. Güzelliğin karşılıksız olmadığı, zekânın ise çoğu zaman gereksiz görüldüğü bir dünyada, Aziz Nesin bizlere mizahın altındaki gerçekliği gösteriyor. Gülerken düşündüren bir roman mı arıyorsunuz? İşte tam burada durun!