Bebeğim Kemik Bey, sahibi Willy'nin amansız hastalığıyla yavaş yavaş Timbuktu yolcusu olduğunu hissetmişti.
Willy henüz lisedeyken onun yeteneğini keşfeden ingilizce öğretmeni Bayan Swanson başka bir şehre yerleştikten sonra bile yıllarca mektuplaşmıştı ögrencisiyle. Şimdi Willy çok hastaydı ve elindeki çalışmaları ona götürmek ve Kemik Bey'i kendinden sonrası için iyi bir aileye emanet etmek istiyordu. Böyle çıktılar yola fakat Willy yolun sonunu göremedi malesef. Tanımadığı bir şehirde bir başına kalan Kemik Bey'i bekleyen maceraları ve mücadelesini biz Kemik Bey'in kendisinden dinliyoruz. Monolog tekniği ile yazılmış eser özellikle bu zamanlarda okunması gereken nadide güzelliklerden diyebilirim.
Bir köpeğin gözünden yaşama, insanlara bakış nasılmış bir de böyle bakalım kararlar alırken. Sadece kapağına aşık olduğum için almıştım. Yazarı da o kadar kıymetli ki.
Çok çok çok sevdim. Yürekten tavsiyemdir. Iskalamayın derim.
TimbuktuPaul Auster