Bir kitap düşünün… Dünya edebiyatının “başyapıtı” diye anılıyor. Herkes bir şey söylüyor: “Mutlaka okunmalı, deniz metaforları harika, Ahab efsane bir karakter.”
Ben de bu sözlere kanıp başladım: Moby-Dick.
Ve şimdi buradayım. Son sayfayı kapatırken aklımda sadece şu cümle vardı:
“Bu muydu yani?”
Parça Parça, Kopuk Kopuk: Bir Roman Değil, Denizcilik Ansiklopedisi
Kitap başlarken fena değil aslında. Ishmael anlatıyor, Queequeg giriyor hikâyeye… Bir beklenti doğuyor insanda: “Tamam, felsefi bir balina avı hikâyesi geliyor.”
Ama sonra… Sanki Melville, roman yazarken bir anda “Dur ya, balinaların anatomisini anlatsam süper olur!” demiş. Sonra da “Denizcilik tarihi mi? Hadi ondan da bahsedeyim!”
Roman bir noktadan sonra bölük pörçük bir bilgi yığınına dönüşüyor. Konu bütünlüğü yok. Karakterler geri planda kalıyor. Sanki Google’da balina hakkında her şeyi aratmışım da sonuçları sırayla okuyormuşum gibi…
Ahab Nerede, Balina Nerede?
Romanın merkezinde bir saplantı var deniyor: Ahab’ın Moby Dick’le olan savaşı.
Ama Ahab’ın gerçekten aktif olduğu bölümler o kadar az ve geç geliyor ki, “Ben niye buradayım?” diye düşünmeye başlıyorsun. Moby Dick desen, sonlara kadar neredeyse hiç yok.
Ben aksiyon, karakter gelişimi, anlamlı diyaloglar bekledim. Ama elime geçen şey, bitmek bilmeyen betimlemeler, ilgisiz yan notlar ve boğucu teknik bilgiler oldu.
Hayal Kırıklığının Sesi Olarak Bu Yazı Burada Dursun
Bazı kitaplar vardır, seversin ya da sevmezsin. Ama Moby-Dick benim için “ya sabır” sınavıydı. Bitirdim, çünkü başlamıştım. Ama geri dönüp baktığımda, ne bir tat kaldı damağımda ne de zihnimde anlamlı bir iz.
Edebiyatta klasikleri okumak önemli, evet. Ama her klasik herkes için değildir.
“Moby-Dick'i okumasanız da olur.”
Eğer merak ediyorsanız, birkaç özet yazı ya da kısa video yeterli olacaktır.
Çünkü bazen kitaplar değil, onlara yüklenen abartılı anlamlar insanı yorar.
Ben uyarımı yaptım. Seçim sizin.
Moby DickHerman Melville