Moby Dick...
Yalnızca beyaz bir balina değil, intikamın Tanrısallaşmış hâli. Melville'in başyapıtı. Okuyucunun zorlandığı ama bilinçli her okurun sayfalarca araştırma yaptığı kitap.
İnsan doğasının büsbütün değişimini anlatan, okuru bastırılmış birçok duygu ile yüzleştiren, semboller ve metaforlarla bezeli muhteşem bir klasik Moby Dick. Melville'in para kazanmak ve geçimini sağlamak adına bir dönem balina avcılık gemisinde çalıştığını da unutmamalı okur.
Önce çeviri ve sonra metaforlar ile kitabın okunma sürecine değinmek istiyorum. Daha önce YKY Mina Urgan ve Sabahattin Eyuboğlu çevirisi ile okuduğum başyapıtı bu sefer orjinal dili, İş Bankası Kültür Yayınları, Can Yayınları ve YKY ile birlikte eş zamanlı bir şekilde ilerlettim. Instagram hesabımda Öne Çıkanlar'da da bulabileceğiniz giriş bölümü karşılaştırmaları mevcut orada. Geçen sefer de altını çizdiğim gibi Mina Urgan Bir Dinozorun Anıları kitabında ilkelerinden ödün vermeyeceğine, çeviride anlama önem verdiğine değinmiş. Sabahattin Eyuboğlu'nun da çeviriye sürekli müdahale ettiğini, Shakespearevari bir çeviriyi onaylamadığını yazmış orada. Hâl böyle iken; eksik metinler ve satırlar, kelime çarpıtmaları ve çevirinin de çevirisi olmuş Moby Dick. Bir Melville çevirisi değil, Melville ne demek istedi çevirisidir bu. Diğer çevirilerde ise İş Bankası zorlama iken Can Yayınları Can Ömer Kalaycı çevirisi dupdury ve tam da metne bağlı kalan çeviridir. (Haddim olmayarak ilk kez okuyacaklara tavsiyemdir.)
Şimdi gelelim kitabın yazıldığı dönem ve metaforlar. "Bana Ishmael diyin" ile başlar Moby Dick. (İncil'deki İsmail Yaratılış 16:1-16; 21:10) Ve Eyüp Peygamber'in "Yalnızca ben kaçıp kurtuldum, sırf size anlatayım diye" sözü ile sona erer. İncil'de geçen Eyüp'ün Sınavı'nı vermiştir Ishmael âdeta. (İncil: Eyup 1) Herkes
Moby DickHerman Melville · Can Yayınları · 20227,3bin okunma
İlk defa bir kitap bitti diye şükrettim. Her kitap klasik olarak adlandırılmamalı. Özellikle amerikalıların ben bir klasik yapacağına inanmıyorum. Bu kitap ansiklopedi olarak yazılsaydı asla okunmazdı. Sırf denizcilik terimleriyle dolu bir kitap. Araya felsefi birkaç yazı sıkıştırılmış. Tek beğendiğim balinanın insanoğlundan intikam almasıydı. Benim için zaman kaybı oldu. Toplam 100 sayfa anlatmaya değer konu vardı.
HERMAN MELVILLE, 1819'da New York'ta doğdu. İhracatla uğraşan babası 1830'da iflas etti, iki sene sonra da öldü. Melville de amcasının çiftliğinde ve 1bankada çalıştıktan sonra, ağabeyinin yanında işe girdi. Ailenin başına geçen ağabeyi de tıpkı babası gibi iflas ettiğinde Melville için yeni 1hayat başladı. St. Lawrence isimli gemide kamarotluk yaptı. 1838'de Lansingburgh Akademisi'nde mühendislik öğrenimi gördü (1taraftan çekmişti neden ki diye düşünüyordum sayısalcıymış:) zira yazardan okuduğum 3.kitap ve ben yine çok sevdim). 1841'de Acushnet gemisiyle 1defa daha denizlere açıldı. On sekiz aylık 1yolculuğun sonunda gemi mürettebatıyla birlikte Marquesas Adaları'nda yerlilere tutsak düştü. Bu sırada yaşadıkları, insanın yeryüzündeki macerasının, tutkularının ve inançlarının anlamini ansiklopedik boyutlarda dramatize ettiği ve pek çoklarınca Amerikan edebiyat tarihinin en mükemmel romanı kabul edilen Moby Dick'in düşünsel altyapısını oluşturdu. Önemli eserlerinden 1i olan Kâtip Bartleby (tanışma kitabım ve herdaim aklımdasın konusuyla yapmamayı tercih etmek isteyerek :) ilk kez 1853'te Putnam's Monthly Magazine'de yayımlandı. Melville 1891'de çok kısıtlı 1çevrenin tanıdığı adsız sansız 1yazar olarak öldü. 20. yüzyıla gelindiğinde keşfedilip klasik Amerikan romanının büyük isimlerinden biri olarak kabul gördü...
Moby Dick çok yönlü 1kitap olup, dini, mistik, düşünsel, kişisel duygular ve toplumsal durumlarla okuduklarım arasında en geniş konu yelpazesine ait 1kitaptır. Karada huzur bulamayan İsmael in denizlerde huzur araması ve Moby Dick le oluşan heyecanı. Kitap içinde bol bol balinalara dair bilgiler de barındıran Moby Dick, İsmail'in ağzından Kaptan Ahab adlı roman kişisinin Moby Dick adlı balinanın peşinde yaşadığı macerayı anlatır. Simgesel durumlara açık 1kitap
Zor bir kitap olarak bilinen, okumaya başlayan kişilerin genel olarak sıkıldığı ve pek önerildiğini görmediğim bir klasikle geldim bugün.
720 sayfa olan bu kitabı okumaya başladığım ilk gün 210 sayfasını okudum. Eğer beni zorlayan, dili anlaşılmayan ve yorucu bir kitap olsaydı elime aldığım ilk dakikadan itibaren bu kadar sayfa okuyamazdım. Hikayenin başında İsmail ve Pequod gemisine binişi anlatılırken her şey gayet akıcıydı. Lakin sonrasında içerisinde öylesine derin bilgiler ve ayrıntılar okumaya başlıyorsunuz ki tıkanmaya başlıyor kitap. Bir belgesel tadı almaya başlıyorsunuz eğer bu noktada roman akıcılığı beklerseniz kitap tıkanır ve ilerlemez diye düşünüyorum. Bu sebepten ben bilgi verici metin okurmuşçasına okumaya devam ettim okuma hızım yavaşladı ama zevk alarak okumayı sürdürdüm.
Geminin kaptanı Ahab ve onun hırs intikam dolu hikayesi sizi ister istemez diri tutuyor merak içinde okumayı sürdürüyorsunuz. Ahab’ın Moby Dick’i öldürmek üzerine ettiği yeminler ve herkesin onu desteklemesini bekleyişi, geminin ikinci kaptanı olan Starbuck’ın ise Hristiyan inancı benimsemiş bir kişi olarak tüm bu olan bitene karşı koyuşu sizi heyecanlandıracak eminim.
Kitabın kapağını kapattığınızda aslında çok daha derin bir metin okuduğunuzu, doğanın insan ile mücadelesini ve insanın doğa karşısındaki acizliğini hissedeceksiniz. Son olarak toparlamam gerekirse denizi ve balina avcılığını her yönüyle anlatan, okurken her detayı yaşıyor gibi hissettiğiniz bu kitabı ben okumadan geçmeyin derim.
Moby Dick’i okumak, biraz balina avına çıkmak gibi: sabır istiyor, kol kası istiyor, bir de yer yer “ben buna niye başladım?” diye ufka bakıp iç geçirmek gerekiyor. Oldukça cüsseli bu metinle uzun süre cebelleştim, itiraf edeyim biraz yoruldum. Ama klasikler hep aynı yerden yakalıyor insanı: “Demek bu yüzden klasikmiş” dedirten o büyü anı.
Melville yalnızca bir hikâye anlatmıyor; neredeyse kitabın yarısında balinalar, av teknikleri, denizcilik bilgileriyle adeta akademik bir ders veriyor. Okuru zorlayan da tam olarak bu. Kurgu sık sık geri çekiliyor, yerini ansiklopedik bir ciddiyete bırakıyor. Ama işte tam burada, metnin sabrınızı sınadığı yerde, edebiyat yavaş yavaş zihninize sızıyor.
Özellikle son yüz sayfada Kaptan Ahab’ın o dinmek bilmeyen takıntısı ve dine, kadere, hayata karşı kendi kendine yaptığı o ateşli konuşmalar… İşte orada kitap bir deniz macerasından çıkıp varoluşsal bir metne dönüşüyor. Ahab’ın takıntısı, insanın kendi karanlığıyla kavgasına benziyor.
Yorucu muydu? Evet. Buna değer miydi? Kesinlikle. Çünkü bazı kitaplar okunmaz, aşılır. Moby Dick de onlardan biri.
Yazıldığı yıllarda hiç kıymeti bilinmemiş bir roman olan Moby Dick ,1800’lerde yazılmasına rağmen bugünü ve politikalarını çok güzel anlatan bir kitap.
Moby DickHerman Melville · Can Yayınları · 20227,3bin okunma
55 gün süren oldukça zorlu bir maceranın sonunda nihayet bitti. İstanbul’da iki ay önce başladığım kitap, resmen bir şehir neredeyse bir iklim değiştirdi. Şöyle bir dönüp bakınca kitaba en büyük pişmanlığım, keşke aklımda çizgi filmlerindeki haliyle kalsaydı, sevimli bir beyaz balina olarak.
Kitabın her yerde puanı çok yüksek, üzerine övgüler düzen sayısız makale var ve sevenleri de azımsanacak gibi değil ama ben hiç sevemedim Moby Dick’i. Kitabı okumamak için başka başka işlerle uğraştım, araya bir sürü kitap aldım ama yarım bırakmak da içime sinmedi. Büyük eser diye adlandırılan bir kitabı sonunu görmeden ve beğenmeyerek bir kenara koymak bana göre olmadığı için inatla bitirdim. İyi mi yaptım derseniz en azından kitapla alakalı bir fikrim oldu.
Kitap balina avcılığı ve balina avcı tekneleri hakkında yazılmış bir ansiklopedik roman. Bu tabiri de kitapla ilgili araştırma yaparken öğrenmiş oldum. Yoğun bir bilgi sunduğu için kitap bu kategoriye giriyor. Kurgu ve kurgu dışı birleştirilmiş bir kitap.
Kitabın baş kahramanı Moby Dick olarak gösteriliyor ve onun peşinde olan Kaptan Ahap’la personeli kitapta kendilerine bolca yer buluyorlar. Konu mürettebattan biri olan İsmael’in ağzından anlatılıyor ve kitabın giriş cümlesi de ikonik kitap cümlelerinden biri olarak kendine edebiyat dünyasında güçlü bir yer buluyor; “Call me İsmael”.
Yazarı Melville hayatının bir döneminde balina avcılığı yaptığı için balina avcılığına çok hakim ve en iyi bildiği işin romanını yazmış aslında.
Kitaba dair söyleyecek son yorumum da çeviri ve yayınevlerine dair. Kitap kurgu dışı bölümleri yoğun olduğu için bir kurgu roman kadar akıcı değil. Okurken acaba çeviride mi sıkıntı var diye diğer basımlarla karşılaştırdım. Şu an için en akıcı çeviri Can Yayınları’ndan, sonrasında da Sel
Moby DickHerman Melville · Can Yayınları · 20227,3bin okunma
Artık gemideki bir tayfa kadar çok şey bildiğime göre sıra inceleme yazmaya geldi. Bir tayfa kadar çok şey diyorum çünkü Melville, kitapta sadece Ahab'ın intikamını anlatmamış. Balinanın yüzü, kuyruğu, gözleri, iskeleti hatta tarihteki ilk balina çizimlerine kadar anlatıyor. Balina ansiklopedisi desem yanılmış olmam. Bu ansiklopedik bilgiler olay akışının arasında yer aldığı için okuma hızını etkiliyor ama bu bilgiler olmasaydı kitabı daha iyi anlayacağımızı da düşünmüyorum. Melville'in sanki gemideki bir tayfa gibi olayları gerçekçi bir şekilde yansıtması da bir dönem balina avcısı olarak çalışmasından kaynaklanıyor.
İntikam duygusu sizin huzurunuzu, ailenizi, bacağınızı hatta sahip olduğunuz her şeyi bir anda alıp sizi boğup okyanusa gömebilir. Üzüldüğüm şey Ahab bu uğurda her şeyden vazgeçmişken Starbuck'ın her zaman onu bundan vazgeçirmesi ve eve dönmek istemesiydi. Sanırım karakterler arasında en çok ona ve onun ilerigörüşlülüğünün doğru çıkmasına yanıyorum.
"Yalnızca ben kaçıp kurtuldum, sırf size anlatayım diye. Kitabın anlatıcısı İsmael tüm bu yaşananları bize anlatan kişi. Kitapta Pip'in denize düştüğünde öylece bırakılıp akıl sağlığını kaybettiği bölümde bir gün ben de böyle bırakılacağım demişti. Herkes öldü ve gerçekten İsmael'i bıraktılar. Daha dokunaklı olan da İsmael'i Rachel gemisinin bulmasıydı. Başka bir yetimden başka bir yetime...
Mitoloji, din, felsefe ve biyoloji arasında soluksuz bir maceraydı. Övmeden edemeyeceğim kitabın çevirisi gerçekten muazzamdı. Dipnotların çoğu çevirmenin notuydu ve hikâyeyi veya mitik öğeleri açıklama konusunda gayet başarılıydı.
Bu ihtişamlı Leviathan için birçok süslü kelime söyleyebiliriz ama bu büyüklük karşında ne söylesek az kalır. Son sahnede Moby kedinin fareyle oynadığı gibi oynayarak herkesi suyun dibine
Bir kitap düşünün… Dünya edebiyatının “başyapıtı” diye anılıyor. Herkes bir şey söylüyor: “Mutlaka okunmalı, deniz metaforları harika, Ahab efsane bir karakter.”
Ben de bu sözlere kanıp başladım: Moby-Dick.
Ve şimdi buradayım. Son sayfayı kapatırken aklımda sadece şu cümle vardı:
“Bu muydu yani?”
Parça Parça, Kopuk Kopuk: Bir Roman Değil, Denizcilik Ansiklopedisi
Kitap başlarken fena değil aslında. Ishmael anlatıyor, Queequeg giriyor hikâyeye… Bir beklenti doğuyor insanda: “Tamam, felsefi bir balina avı hikâyesi geliyor.”
Ama sonra… Sanki Melville, roman yazarken bir anda “Dur ya, balinaların anatomisini anlatsam süper olur!” demiş. Sonra da “Denizcilik tarihi mi? Hadi ondan da bahsedeyim!”
Roman bir noktadan sonra bölük pörçük bir bilgi yığınına dönüşüyor. Konu bütünlüğü yok. Karakterler geri planda kalıyor. Sanki Google’da balina hakkında her şeyi aratmışım da sonuçları sırayla okuyormuşum gibi…
Ahab Nerede, Balina Nerede?
Romanın merkezinde bir saplantı var deniyor: Ahab’ın Moby Dick’le olan savaşı.
Ama Ahab’ın gerçekten aktif olduğu bölümler o kadar az ve geç geliyor ki, “Ben niye buradayım?” diye düşünmeye başlıyorsun. Moby Dick desen, sonlara kadar neredeyse hiç yok.
Ben aksiyon, karakter gelişimi, anlamlı diyaloglar bekledim. Ama elime geçen şey, bitmek bilmeyen betimlemeler, ilgisiz yan notlar ve boğucu teknik bilgiler oldu.
Hayal Kırıklığının Sesi Olarak Bu Yazı Burada Dursun
Bazı kitaplar vardır, seversin ya da sevmezsin. Ama Moby-Dick benim için “ya sabır” sınavıydı. Bitirdim, çünkü başlamıştım. Ama geri dönüp baktığımda, ne bir tat kaldı damağımda ne de zihnimde anlamlı bir iz.
Edebiyatta klasikleri okumak önemli, evet. Ama her klasik herkes için değildir.
“Moby-Dick'i okumasanız da olur.”
Eğer merak ediyorsanız, birkaç özet yazı ya da kısa video
Moby Dick...
Kaptan Ahab'ın azılı düşmanı.
Bir balinanın değil fakat bu düşmanlık, insanoğlunun!
Kült bir kitabin sonlarına doğru günyüzüne çıkan Beyaz Balina.
Bence bu kitap balinalar ve balina avı ile ilgili her şeyi detaylıca ele almış.
"Hadi artık çık ortaya" demek geldi çoğu zaman içimden. Öyle detaylı ki. Asla sıkıcı değil fakat sabır gerektiriyor şüphesiz.
Çok şey öğrendim ve evet her halükarda sevdim. Zira izlediğim bir filmin kitabını okumak nadiren yaptığım bir şey.
Moby DickHerman Melville · Can Yayınları · 20227,3bin okunma
Herman Melville, Amerikalı yazardır.
Bir Amerikan edebiyat klasiği kabul edilen Moby Dick adlı ünlü romanın yazarıdır. Uzun yıllar boyunca unutulmuş bir yazar olarak kalmış; 1920'li yıllarda yeniden keşfedilip büyük bir yazar olarak kabul edilmiştir.
Yaşamı
1819'da New York'ta dünyaya geldi. Sekiz çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğudur. 1830'da iflas eden babası, iki yıl sonra hayatını kaybedince Herman Melville, çocuk yaşta çalışmaya başlamak zorunda kaldı. Bir yandan okuyup bir yandan çeşitli işlerde çalışarak geçen beş yıl boyunca tarih ve antropoloji kadar Shakespeare'in eserlerini okuyarak kendini geliştirdi.
On sekiz yaşında Liverpool'e giden bir gemide tayfa olarak iş buldu; aynı gemi ile tekrar New York'a döndü. Bu deneyim, ona ileride yazacağı romanlar için malzeme sağlayan seyahatlerden ilkidir.
Bir kaç yıl New York'ta özel ders vererek hayatını kazanmaya çalışan Melville, 1841'de Acushnet adlı bir balina gemisine denizci olarak kabul edildi ve Pasifik'te yeni bir seyahate başladı. On sekiz aylık bir yolculuğun sonunda gemidekilerin kötü tavrından yıldığı için bir arkadaşı ile birlikte Markiz Adaları'nda gemiden kaçtı. Yamyam olarak bilinen Typee yerlilerinin arasında bir ay kadar yaşadı. Adaya gelen bir Avustralya gemisi ile yeniden denizciliğe döndü ancak gemide çıkan isyana katılmakla suçlandığı için Tahiti civarında bir yerel hapishanede birkaç gün tutuklu kaldı. 1843 yazını Tahiti'de yerliler arasında geçirdi. İleride yazacağı Moby Dick adlı romanın düşünsel altyapısı bu sırada oluştu. Bir başka balina gemisi ile Hawaii'ye kadar gitti.
Otuzlu yaşlarında Boston'a döndükten sonra artık deniz seferlerine bir son vermişti; ailesinin teşviki ile kitaplarını yazmaya başladı. 'Tippee' ve 'Omoo' adlarını taşıyan ilk iki kitabı 1846'da yayınlandı. Bu kitapları, yerliler arasında geçen günlerine aitti. 1850 yılında yayınlanan 'White Jacket'ta ise bahriye erlerinin zorlu hayatını anlattı. İlk kitapları onu bir anda hem İngiltere hem Birleşik Devletler'de çok ünlü bir yazar haline getirdi. Bu dönemde eski bir aile dostunun kızı olan Elizabeth Knapp Shaw ile evlendi. Çift, dört çocuk sahibi oldu. 1850'de Massachusetts'te bir çiftlik evi satın alan Melville, çiftlik işleri ve yazı ile uğraşarak 13 yıl boyunca bu evde yaşadı. 'Arrowhead' adını verdiği ev, günümüzde müzedir.
Yazar, en büyük eseri Moby Dick'i 1851'de tamamladı. Başlangıçta, balina avcılığını anlatan bir serüven öyküsü olarak tasarladığı kitabı tamamlamak üzere iken Amerikalı yazar Nathaniel Hawthorne ile tanışıp arkadaş olmuştu. Hawthorne'un tavsiyesi ile kitabını simgesel anlamlarla yüklü bir romana çeviren Melville, eseri dostuna adadı. Ancak kitap yayınlandığında beklediği başarıyı yakalayamadı ve çok olumsuz eleştiriler aldı.
Yayımcısı Harper's bir sonraki romanını basmayı reddedince maddi sıkıntıya giren Melville 1866'da New York'ta gümrük müfettişi olarak çalışmaya başladı. Bu dönemde yazdığı 'Pierre' ve 'Piazza memories' gibi kitaplar ilgi görmedi. Son yıllarında düz yazıyı bırakarak kendini tamamen şiir yazmaya verdi; şiirlerini kendi parasıyla bastırdı.
1888 yılında emekli oldu ve en büyük eserlerinden biri sayılan 'Billy budd'ı yazdı; eseri bastırmaya fırsat bulamadan 28 Eylül 1891'de New York'taki evinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
Uzun yıllar boyunca unutulmuş bir yazar olarak kalan Melville, 1920'li yıllarda yeniden keşfedildi ve büyük bir yazar olarak kabul edildi. Eserleri Amerikan Kütüphanesi tarafından toplanıp basılan ilk yazar oldu.