Gönderi

Felsefe, hayallerin gerçeklere egemen olma savaşıdır. Şiir, bir kişinin yeniden düzenlediği bir dünyadır. Kişi, bir şiir yazmakla, ya bir yeni dünyanın temeline bir temel taşı koyar, ya da temelinden yıkılması gereken bir eski dünyaya bir sapan taşı atar - bu iki 'taş' arasında da bir fark yoktur. Şiirlerde, dünyalar teraziye konulur, tartılır... Dünyanın değerini belirleyen, şiirdir. Şiir, varolan gerçekleri, hayalin hizasına sokan komuttur. Bir tek şiir, sahiden yazılınca, bütün gerçeklik yeniden yazılır. Sahicilik taşıyan her şiir, gerçeklerin gerçekliğini en baş tan, yeniden sorguya çeker. Şiir, gerçekliği, olmadığı gibi gösterirken, ona, nasıl olması gerektiğini buyurur. Sahici bir şiir, kurulmuş bir gerçekliktir. Felsefe dünyayı belirlemeğe ya da "değiştirmeğe"-her yönelişinde, kendinden önce sıraya girmiş olanı bulur önünde: Şiiri... Felsefe, dünyanın gerçekliğini ararken, hep, şiirin gerçekliğini bulur-dünyayı kendisinden önce belirlemiş; onu ger çek kılmış olan, şiirin... Şiir dünyayı gerçekler -peşinden de felsefe gelir, "topallayarak": dünyayı düzenlemek için... Şiirin gerçekliği, gerçekleri sorgulayan bir gerçekliktir. Şiir, hayal ile gerçeğin yarıyolunda durur: hayal açısından bir gerçekliktir çünkü kendisi vardır; "orada"dır
Sayfa 86
·
24 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ebru TÜRKEŞ CAN
Gönderi Sahibi
gerçek açısından da bir hayaldir çünkü anlattığı yoktur, hiçbiryerde" dir Şiir, nasıl, gerçekliğe bir hayal boyutu katarsa, hayale de bir gerçeklik boyutu katar gerçeklik karşısında 'salt' bir kurgulama olarak; hayal karşısında da 'saltık' bir gerçek olarak...