·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Haziran 2025 00:29 SPOİLER İÇERİR!!!
-Selim Pusat, krallık yönetimini savunduğu için ordudan atışmış bir asker
-Ayşe Pusat, işine tutkuyla bağlı fakat eşi Selim’in yargılandığı davadan dolayı 3 yıl görevinden uzaklaştırılmış ve nihayet eski okuluna geri dönebilmiş bir Edebiyat Öğretmeni
-Leyla Hanzade Mutlak, babası Sultan Süleyman tarafından boğdurtulan Şehzade Mustafa’nın son nesil torunu. Bu yüzden Prenses Leyla’da deniyor.
-Güntülü, Aydolu ve Nurkan ile birlikte Ayşe’nin öğrencisi.
* Aslında Selim ordudan atılmadan önce de aykırı bir karakter. İnsan ilişkileri çok derin olmayan, sadece arkadaşı Yüzbaşı Şeref’le arası iyi olan birisi. Oğlu Tosun’la ve eşi Ayşe’yle ilişkilerine baktığımızda çok yüzeysel ama Ayşe öyle mi Selim mutlu olsun diye kendi fikirlerini söylemekten bile imtina eden, ortam gerilmesin veya bir problem çıkmasın diye Selim’e kendi duygularını bile tamamen açmamış bir kadın. Kendisi o fikirleri savunmadığı halde sırf eşi bir davada yargılandığı için en sevdiği meslekten üç yıl ayrı kalmış ve bu süreçte türlü maddi ve manevi zorluklar yaşamış ama hiçbir zaman pes etmemiş dağ gibi bir kadın. Selim’in her zaman arkasında durmuş bir gün bile ben senin bencil duygularından dolayı bu kadar zorluk yaşadım dememiş ve gördüğü muameleye bakalım; Işık Kızlarım dediği öğrencilerinden biri göz göre göre eşiyle flört ediyor. Günlerdir kendisiyle konuşmayan ve o yokmuş gibi davranan Selim hayattan daha fazla soyutlanması diye bütün hislerini bastırarak ona limonlu çay demleyecek ve şekerini atıp çayını karıştıracak kadar yüce gönüllü bir kadın Ayşe. Peki sormak lazım Ayşe’nin yerinde Selim olsaydı bu kadar fedakarlığı yapar mıydı ve her şeyi sineye çeker miydi? Sanmam!
* Selim, sosyal becerileri sadece kitap okumak hatta harp tarihi okumak ve içki içmekten ibaret olan, çevresindeki herkesi üst perdeden eleştiren asla tatmin olmayan ve mutsuzluk yayan biri. Ya da evinde mutluluk yaymayan desek daha doğru olur çünkü Çamlı Koru’da ne zaman Leyla Mutlak‘la karşılaşsa gizlemeye çalıştığı bir mutluluk yayıyor. Peki bu mutluluğu neden Ayşe’ye de yaşatmadın. Sanıyorum ki burada iki şey ortaya çıkıyor elde edilmiş olana duyulan bıkkınlık ve sıradanlık; elde edilmesi zor veya imkansız olana duyulan şehvet ve arzu.
* Şöyle bir adım geriye gidip her şeye en baştan bakmak isteseydim eğer sanırım şöyle düşünürdüm. «Bunların hepsi ordudan atılmış bir askerin kafasındaki hayal ürünleri miydi.» Melankoliden, alkol, bunalım ortamındayken eşinin okuduğu sıradan bir masaldan etkilenip o dünyaya mı ait hissetmek istedi acaba. Çekirdek ailenle mutlu olmak varken ızdıraplar içinde ortadan kaybolmayı seçtin Selim, sen mutlu olmadın geride bıraktığın ailene de elem ve keder yükü bırakıp gittin… Hem de Tosun’a asker olunca geleceğim diyerek onu da senin kaderini yaşamaya mahkum ettin.
* Suçlusun…