En başta şunu söyleyeyim, araştırma-inceleme kitapları okumuş biri olarak roman sınıfında yer alan kitabı okuması zor bir kitaptı. Zordan kasıt dili ya da tercümesi değil, ana karakterler Buva ve Pekuşe ( fransız telaffuzu) üzerinde akıyor, ama bir çok başka şahıs, yer, mekan isimleri de geçiyor. Fransa tarihine mâl olmuş, Fransızlara özgü edebi eser, şahıs, kavram ,terimler vb. bolca var ki bu karmaşa okurken rahvan bırakıyor. Mesela; "okuma-yazma" bilen bir Fransız'ın Anadolu tarihi, kültüründen alıntılar yapan bir kitapda Yunus Emre'yi, Mevlana'yı anlamasını, ya da Anadolu misafirperverliğini, hayatını anlatan sözcükleri, alışkanlıkları anlamasını beklemek gibi Fransız kültürüne dair birçok özel kavram ve kelime mevcut. İster istemez olaya fransız kalabiliyorsunuz..Zaten yazarın asıl odak noktası eleştiri üzerine kurulduğundan akıcı bir hikaye aramadan okumak zorundasınız.
Yazar, evrensel odaklı bir eleştiriyi amaç edinse de, daha çok Fransa'yı, fransız alışkanlıklarını; sosyal hayatını, bilim, politika, tarım, edebiyatını, tıp, din, felsefe vb. birçok alandaki uygulamaları, alışkanlıkları eleştirme üzerine kurgulamış. Dönemsel bir eleştiri izlenimi verdi daha çok.
Yazar G. Flaubert kitapta dönemi eleştirmekle birlikte, sınıfların, toplumun yozlaşmasında ayrım da yapmıyor. Zengin kesim ana hedefi olmakla birlikte halkı da aşağılıyor yer yer. Kitabı bitiremeden vefatı bir soruyu akla getiriyor. Acaba ömrü yetseydi nasıl bir düzenin adamı olmak isterdi yazar ?
Buva ve Pekuşe'nin karakter analizine baktığımızda, daha ilk sayfalarda yaşadıkları hayattan sıkılmış, 'bir gün istediğim hayatı yaşayacağım' diyen kabına sığmaz insanın havası hemen okuyucuyu sarıyor. Kaan Sekban'ın " Tebrikler Kovuldunuz" kitabı aklıma geldi. İncelemem 》》》...#45181692
Ve Bouvard'a gelen miras ile bir maceraya girişiyorlar.
Kitapla ilgili 'güzel' şeyler söylemek gerekirse; iki karakterin birbiriyle genel manada uyumu okuyucuya, hayallerinizi birlikte gerçekleştirebileceğiniz kafadar dost tabirinin ne kadar önemli bir değer olduğunu gösteriyor. Bu en yakın bir arkadaş, sırdaş olabileceği gibi bir eş de olabilir hayatta.
Birinin fikrini diğeri hemen "tamam, yapalım" diyerek kabul ediyor. Ve işe büyük bir iştah ve zevkle koyuluyorlar. Başarısız her girişim sonrası umutlarını kaybetmeden başka işlere yönelmeleri bir maymun iştahı durumunu gösterse de "herşey hayalle başlar, umutla devam eder"
felsefesini, yaşam sevincini veriyor.
Diğer yandan iki kafadarın doymak bilmez iştahları, "herşey olabilirim" den " birşey olamamak" a varan maceraları kendi adımıza büyük örnekler taşıyor. Her ne iş yapıyorsak onda en iyi olmak hayatta en büyük ideali, etik anlayışı olmalıdır insanın. İşçi iseniz yıkılmayan duvarı örmek, memursanız işi en kısa zamanda, güleryüzle bitirmek, patronsanız adil ve mutedil olmak... Ve başarısızlığı yadsımadan, verilen işi nefret etmeden yapmak...
Kitabın en eğlenceli bölümü rahatlıkla X.bölüm (son) diyebilirim ki "Bilirbilmez" her işe atlayan kahramanlarımız bu kez evlatlık aldıkları biri kız diğeri erkek iki çocuğun eğtimlerine harcayacaklardır vakitlerini. Yer yer kahkaha attığım yerler oldu bu bölümde özellikle :)
Herşeye rağmen okunması elzem olmakla birlikte, vaktiniz çok değerliyse; lafın başında değindiğim gibi Fransızlara özel kavramlar, kitapta ismi geçenlerin çokluğu, kitabın bir türlü kurguya oturmaması, kronolojik bir hikaye bekleyenleri sıkacağı düşüncesi ile arka sıralara bırakılabilecek bir kitap.
Keyifli okumalar.
BilirbilmezlerGustave Flaubert · Can Yayınları · 2019477 okunma