·314 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Haziran 2025 19:30 John Perkins, bu kitapta yıllarca içinde bulunduğu düzenin karanlık yüzünü anlatıyor: Yoksul ülkelere kalkınma yardımı adı altında borç verilerek, onların ekonomik esaret altına alındığını ve Amerikan çıkarlarının nasıl korunduğunu açıkça gözler önüne seriyor.
Beni en çok etkileyen bölümlerden biri, Endonezya’da izlenen geleneksel bir kukla gösterisiydi. Gösteride, dönemin ABD Başkanı’na benzeyen bir figür yer alıyordu. Bu sahne, halkın emperyalizme karşı duruşunu ve sanatı direniş aracı olarak nasıl kullandığını anlatıyordu.
“Dışarıdan gelenler sürekli kazandıklarını sanırlar ama halkın ruhu sahneden hiç inmez.”
Bu bana günümüzde Endonezya Cumhurbaşkanı'nın Türkiye’ye gelip “Atatürk benim ilham kaynağım” demesini hatırlattı. O kukla gösterisindeki ruh hâlâ yaşıyor.
İran’da Perkins’in karşılaştığı yaşlı bir adamın sözleri ise sistemin özünü özetliyordu:
“Siz yardım etmiyorsunuz, çıkar sağlıyorsunuz.”
Perkins, emperyalizmin işleyişini üç aşamada anlatıyor:
1. Ekonomik baskılar ve borçlar devreye giriyor,
2. Olmazsa gizli operasyonlar ve suikastlar gerçekleşiyor,
3. Hâlâ sonuç alınamazsa, doğrudan askeri müdahale yapılıyor.
Panama’da yaşananlar bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Liderlerin baskı altına alınması, direnenlerin yok edilmesi ve sonunda doğrudan müdahale yapılması, bu düzenin acımasızlığını gösteriyor.
ABD, bu sistemi onlarca yıl sürdü:
Borçla ülkeleri kontrol etti, direnişi kırdı, gerektiğinde şiddete başvurdu. Tüm bunları “demokrasi” ve “özgürlük” söylemleriyle gizledi.
Ancak her imparatorluğun unuttuğu bir gerçek var:
Baskı sonsuza kadar süremez. Halklar bir gün uyanır.
Tarihin terazisi ağır ve adildir. Emperyalizm, eninde sonunda kendi yalanlarının altında çökecektir.
Bu kitap bir pişmanlık değil, bir uyanış çağrısı.
Ekonomik sömürünün gerçek yüzünü görmek isteyen herkes için önemli bir eser.