Gönderi

Suçlu’nun Dilinden “Otomatik Portakal”
9/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
Sanırım uzun süredir beni bu kadar şaşırtan bir kitap okumamıştım. Kitap inceleme sınavım için bana verilen bu kitap, uzun süredir aradığım şeyin ta kendisiymiş. Birçok incelemede temel konusundan bahsedilmiş, bu sebeple ben daha kendimce bahsedeceğim. Dikkat, bol bol spoiler barındırır!! Alex çoğu kişi için “kötü” olmak için hiçbir sebebi olmayan biri gibi görünebilir. Ortalama bir ailenin tek çocuğu, ailede herhangi bir şiddet vakası yok. Cidden, bu çocuğun kötü olmak için nasıl bir sebebi olabilir? Ben bir psikolog değilim ama analiz yapmayı çok severim. Aslında Alex’in yaşamında büyük dikkat çeken bir aşırılık var. Müsemma. Alex’in hem annesi hem babası pasif karakterler olarak karşımıza çıkıyor. Biz çoğunlukla kötü olarak belirlediğimiz davranışların fazlasının insanı hasta ettiğini düşünüyoruz. Lakin aslında bizi iyi ve kötüden öte “aşırılıklar” hasta eder. Alex’in ailesinin bu fazla müsemması Alex’in ailede bir otorite figürü eksikliği hissetmesine sebep olmuş olabilir. Bununla beraber zaten sokaklarda sürekli gördüğü çetelerden birinin otorite figürü olabilmek ona istediği hazzı sağlar. Zaten kitabı okurken düşüncelerinden gizli bir egoizm geliştirdiğini ve bununla kendince bir otorite kurduğunu görürüz. Gruba o yön verir, en öne çıkan zeki ve çevik o olmalıdır, istediği kişinin hayatını berbatlaştırabilir çünkü bunu yapabilecek güce sahip. Yaptığı her hamlesinde farkında olmadan bir güç mekanizmasını besler. Ve kader onu farkında olmadan otomatik bir portakala dönüştürür. Tüm bu yaşadıklarına bakarsak. Bunlar bir sosyopata dönüşmek için bahane midir? Asla. Ama bu bir seçimdir, Alex’in seçimi. İşte aslında bu seçimin kıymetini anlatmak ister bize yazar. Bu kadar olay yaşanırken 15’ten 18’e sadece üç yıllık bir zaman geçmesi çok ilginç. Üstüne üstlük Alex tüm bunları yaşarken gerçekten çok küçük. Daha önce bile ıslah evine girmiş bir çocuktan bahsedersek Alex’in normal bir kahraman olmadığını anlıyoruz. İşte en ilgi çekici yanlarından biri bu, kitaplarda ortalığa kaos yaymak için girip çıkan figüran karakter işte şuan baş karakter olarak karşımızda. Sokakta serseri olarak görüp olmamak istediğimiz o insanın ağzından dinliyoruz hikayeyi. Hemde nasıl akıcı bir anlatım ile. Gerçekten uzun süredir tek bir günde kitap bitirdiğimi hatırlamıyorum. Ama Alex hem ilginç bir vaka hem de sokaktan biri olarak bu hikayeyi bize çok ilgi çekici anlatıyor. Alex’in Islahevi sahneleri beni Alex ve çetesinin yaptıklarını okurkenki kadar etkiledi. Bu çocuk öyle bir karakter ki, kimi yerde midemi bulandırırken kimi yerde ona sempati duymamı sağladı. Ve en çok onu derinden inceleme isteği uyandırdı. Lakin kitabın en ilgi çekici yanı bu, anlatıcı Alex. Bir psikolog veya analizci değil, bizim manyak Alex! Bu yüzden sonu aslında beni şaşırtan ama mantıklı bulduğum bir sondu. Alex potansiyeli olan ama seçim olarak bunu harcamayı seçen bir çocuk. Bu zehri başka bir zehir ile iyileştirmeye çalışan üst birimler, aslında en az Alex kadar acımasızdılar. Sanırım bu da hoşuma giden ayrı bir şeydi. İyi ve kötüyü rütbesine göre değildi, herkes siyaha kaçan bir griydi. Ve herkesin sorduğu gerçekten böyle bir ıslah sistemi uygulanabilir mi sorusu… Islah iyileştirmek demektir, Alex ise özellikle vurgulayarak sürekli bu “tedaviden” hastalık olarak bahseder. Otomatik portakal işte burada devreye girer. Kalbiyle iyiyi seçmeyen bir insanın ilkel mekanizmasına göre iyi olması onu diğer canlılardan nasıl farklı kılabilir? Uyum içinde sürmesi gereken bu kalp ve beyin birer mekanizmaya dönüşürse iyi olmanın, iyiyi seçmenin ne önemi kalır? Ve iyi olmaktan iyileşmek için intihar eden, böylece iyileşen bir karakterden bahsediyoruz. Hiçbir insan, en berbat olanımız bile kanımca bunu hak etmez. Alex’in hakettiği dediğim birçok olayı oldu ama bu ıslah mekanizması insanın insan olma hakkını elinden çalan bir mekanizmadır. Ve bir distopyaya çokta güzel uymuştur. Yazarı tebrik ettiğim ayrı bir konu burası. Sonunda sanırım sağlam şok oldum. Alex aslında iyileşmeden, zehiri kabul ederek devam etti. Daima düşünmekten kaçan ve bunu müzik yardımıyla yapan karakterimiz insanın en ilkel savunma yollarından birine sığındı; yuvalanmak. Hep evlen geçer der ya büyüklerimiz. Çocuk olunca sorunlar çözülür falan. Aslında kendi zehrimizi ve kaçtığımız gölgelerimizi bizden sonraki soylara aktararak acımızı hafiflettiğimiz sanırız. Alex’te aslında en sonda bunu kendi ağzıyla söyler. Kimi yerlerde aptal gibi davranan kahramanımız aslında bence gayet akıllı bir çocuktur. Ama o en derinlerde yatan oluşturduğu sahte otoriteyi kabul etmez. Bu düşüncenin en derinine inmemek için karanlık bir döngüye girer. Ve bunu toplumun %90’nın yaptığı gibi ondan sonraki genlere aktarır. Çünkü hepimiz yuvamızı oluşturmanın ve bulmanın bizi iyileştireceğini düşünürüz, lakin o yuvaya şuanki karanlığımızı da katacağımızı unuturuz. Veya Alex gibi görmezden geliriz. Aslında sonu muhteşem bir sondu. Çünkü bu kitap bir nasihat değil, bir gerçekti. Ortada ıslah edilen bir insan değil, üsttekilerin elinde dolanan bir deney faresi vardı. Ve en sonunda ortada uygulanan bir ıslah yoktu. En sonunda ise Alex en yaygın savunma biçimine sığındı. İlk başta beni hayalkırıklığına uğratan bu son bir kaç dakika düşündükten sonra beni hayran bıraktı. Rahatsız edici dilinden öte Alex gibi toplumda binlerce insanın olması ve gerçek bir ıslah yerine mekanizma gibi kullanılan ilkel yöntemlerin devlet tarafından tercih edilmesi gerçek rahatsız edicilikti. Böylesine gerçek, akıcı ve düşündürücü bir kitap okumayalı çok uzun süre olmuş. Lisede bunu okuyan bir öğrenci olarak bana gerçekten çok şey kattı. Edebiyat hocama buradan kucak dolusu sarılmalar gönderiyorum. Otomatik Portakal binlerce farklı yorum yapılabilen bu yüzden de ayrı güzel olan bir kitaptı kanımca. Buraya yazmaya elimin yorulduğu o kadar yorumum var ki… Kesinlikle zamanıma ve düşünmeme değen bir kitaptı. Bulunduğumuz düzenin bizi otomatik bir portakala dönüştürmemesi dileğiyle. Seçim yapmanın kıymetini hiç unutmayalım.
Psikoloji
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009112,9bin okunma
·
389 Gösterim
1 Yorum
Çok başarılı bir inceleme olmuş. Uzun zamandır okuduğum en iyi incelemelerden birisi. Üslubun da çok cana yakın, sanki bir arkadaşımla sohbet ediyormuşum gibi hissettim✨
Rüya
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ediyorum Yasemin ablacım çok mutlu etti beni yorumun💞
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.