Puan vermedi·41 syf.····Okunma: 04 Haziran 2025 00:00 اَلَّذٖينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُصٖيبَةٌۙ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَؕ
Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, “Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz” derler.
Bakara Suresi-156. ayet.
Dedem 3 Zilhicce 1446'da vefat etti... Yani 30 Mayıs 2025. İnsan çok sevdiği birini kaybedince onunla ilgili en küçük ayrıntı dahi çok kıymetli olurmuş. İşte ben de ilk önce o günün takvim yaprağını aldım yanıma. Önünü arkasını inceledim bol bol. Orada mübarek Zilhicce aylarında olduğumuzu idrak ettim. Çok sevindim, cuma günü vefat etti diye sevinirdim şimdi mübarek günlerde, ayda diye kat kat seviniyorum. Takvimin arkasında diyor ki;
İbn Abbâs’ın (r.a.), Fadl b. Abbâs’tan (r.a.) ya da Fadl b. Abbâs’ın (r.a.), İbn Abbâs’tan (r.a.) naklettiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Haccetmek isteyen kimse acele etsin! Olur ki hastalanır veya binek hayvanı kaybolur ya da (hacca gitmesini engelleyen) bir ihtiyaç ortaya çıkar.” (İbn Mâce, Menâsik, 1; Ebû Dâvûd, Menâsik, 5).
Dedem de hac etmişti. Hem de bence çok nizami bir şekilde. Çünkü o her zaman standartlara uyan bir insandı. Bir şeyi Allah istiyorsa sorgulamazdı. Onun gibi maddiyatına önem veren bir insan üstelik babaannemi de alıp hacca gitmezdi. Ben çok hacı gördüm ama dedemin hiç de ben hacıyım öyleyim böyleyim dediğini duymadım. Tam aksine babam bile ona derdi ki baba artık hacca gittin geldin şunu yapma bunu deme. Yok. Dedem nasılsa öyle biri oldu hep valla. şimdi daha iyi anlıyorum ki doğrusu bu. O dönüşümü yaşamadıysan öyle gibi yapman iki yüzlülük olur. Kurban için babaannemin kurbanını aldım dedemden. Dede siz zaten yiyemiyorsunuz birini Gazzeye gönderelim dedim hiç kırmadı ama benimki olmaz dedi. Babaannen versin. Adımın seren olduğu gibi biliyorum ki kendininkini illa gözü önünde kesilsin diye göndermedi. Dedim ya standarttı. Allah kurban kesin demiş o onu kesecek, oraya buraya gönderme işleri ona göre değil. Bir keresinde ne kadar acımazsızsın bu hayvanları nasıl kesiyorsun diyen bir teyzeye Allah emretsin seni de keserim dedi, yıllardır bunu konuşur güleriz. Nasip olmadı kesmek. Vefat ettiği gün birinin rüyasına girmiş öyle dediler, demiş ki kurbanımı kesin ama bir paçasını bile eve çıkarmadan dağıtın. Allah bilir doğrusunu.
Keşke ben de görsem rüyamda. Sanki her gün görüyordum da şimdi birden kesildi gibi hissediyorum çok ağrı veriyor valla. Halbuki öyle değildi. Evde yıkadığım battaniyelerini öyle serdim toplamıyorum bile. Sanki toplarsam son bağ da pıt kopacak. Öyle değil biliyorum ama öyle işte. Şimdi geride kalanları bazı şeylere ikna etmek için uğraşıyorum. onlar zannediyor ki dedem hayattayken düşündüğü gibi düşünecek artık. Köyde yemek verilsin o yapılsın bu yapılsın isteyecek. Hayır tabiki istemeyecek. Artık gerçekten canına değecek yardımların yapılmasını ister. Hak dünya yalan dünya diye bir gerçek var. Köyde yemek verilsin, insanlar oraya tok gelsin. Hatta belki yemeği bile beğenmesin eleştirsin; diğer tarafta gazze halkı akşama kadar oruçlu, temiz suyu bile bulamadıkları için su ücreti toplanıyor, akşam iftar edecek o bir kap yemekle. Aynı olabilir mi? Mümkün mü? Gazzede bir çocuğun yalın ayak almaya geldiği bir kap yemekle bir bidon suyla saça döke yenilen yemek ayran bir olur mu? OLMAZ MÜSLÜMAN KARDEŞİM. OLMAZ BABACIĞIM. AMCAM, HALAM, TEYZEM OLMAZ. Dedem sizden köydekileri doyurmanızı bekliyor olamaz, varını yoğunu camiye yatırın diye bekliyor olamaz. Köyde her yer cami, yeryüzü müslümana mescit zaten daha neyin şaşası bu? Üç günlük dünyada bu ne saçma bir senaryo akıl almıyor. Sizin babanız canınız gitmiş. Pencereyi değiştirin. Değiştirmezseniz de siz olmadan devam ederim ben dedim. Ki ediyorum da. Ne güzel bir kuruş parasını istemediniz hepiniz takdir ettim ama yeri cami değil. Yeri köye her ay yemek vermek filan değil. Mezarlığı yine yaptıralım. Onu kendi servetimizden yaptırırız. Dedem ölmeden önce kaç defa ben ölürsem çok yemek verin dedi evet ben de duydum ama o dedemle giden dedem artık bir değil. Artık desinler defterini kapatmamız lazım.
Dedem evet çok standart bir insandı, yaşarken de o şekilde yaptı yardımlarını , biz onun her şeyini espri ettiğimiz için biliriz, camiye özel tabut yaptırdığını da biliyoruz, minareyi ben tek yaptırırım dediğini de, gasilhanenin deposunu da ben tek yapacağım dedi, amma Ahmet ÖZDEMİR yaptı diyeceksiniz cümlesi oradan gelir. Güzel hepsi ama o, o zamandı. Şimdi dedem artık kendi için bir şey yapamaz. Biz yapmalıyız onu da hak yapmalıyız.
İlk defa bir Arefe gününü gerçekten bayram gibi bekliyorum. Yarın dedeme gideceğim için mutluyum. Bekler o. O bekler. O başkası gibi değil valla başka bekler. Gitmezsen küser. Hem de tek tek bekler. Vefat etmeden bile Seren geldi mi Hasan geldi mi Ayşe geldi mi. Meral de geldi dedeciğim. Sana yetişemedi ama geldi. Ahmet seni yıkamaya yetişemedi ama yüzünü gördü öptü. Biz seni bırakmayız. Biz sağ oldukça senin amel defterini de kapatmayız inşallah. Ölümün yüzü soğuk olur derler evet öyle. Ben gülünce bile suç işlemiş gibi hissediyorum. Ders çalışsam nasıl yapabiliyorsun Seren senin deden gitmiş diyorum ama bir an seni düşününce böyle bir bakıyorum sadece özlem var. Sen bize gam keder bırakmadın ki dede. İyi ki biz senin evlatların olduk. İyi ki bavukeağmeyim canım iyi ki. Kurban olduğum dedem. Rabbim kabrini pür nur etsin. İnşallah bu okunanlar ruhuna değsin.