Antony Loewenstein ’ın
Filistin Laboratuvarı : İsrail İşgal Teknolojilerini Dünyaya Nasıl İhraç Ediyor? adlı kitabı, İsrail’in Filistin’deki işgal politikalarını ve bu politikaların küresel çapta nasıl bir endüstriyel ve teknolojik ihracata dönüştüğünü derinlemesine inceleyen çarpıcı bir eser.
Loewenstein, Avustralyalı Yahudi bir gazeteci olarak, hem kişisel deneyimlerini hem de uzun yıllara dayanan araştırmalarını kullanarak İsrail’in Filistin’i bir “test laboratuvarı” olarak nasıl kullandığını gözler önüne seriyor. Kitap, 2023’te Avustralya’nın prestijli Walkley Book Award ödülünü kazanarak uluslararası çapta dikkat çekmiştir.Loewenstein, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’deki işgalinin, Filistinlileri kontrol etmek ve gözetlemek için geliştirdiği teknolojilerin denenmesi ve mükemmelleştirilmesi için bir laboratuvar işlevi gördüğünü savunuyor.
Kitap, İsrail’in askeri-endüstriyel kompleksinin, bu bölgelerde test edilen silahları ve gözetleme teknolojilerini küresel pazarlara nasıl ihraç ettiğini detaylandırıyor. Bu teknolojiler, Pegasus casus yazılımından (Jeff Bezos ve Cemal Kaşıkçı’nın telefonlarını hacklemek için kullanıldı), Burma ordusuna satılan ve Rohingya katliamında kullanılan silahlara, hatta Avrupa Birliği’nin Akdeniz’deki mültecileri izlemek için kullandığı insansız hava araçlarına kadar uzanıyor. Loewenstein, bu ihracatın yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını, aynı zamanda alıcı ülkeleri Filistin’deki işgale sessiz kalarak suç ortağı haline getirdiğini öne sürüyor.
Kitap, İsrail’in işgal teknolojilerinin tarihsel gelişimini, özellikle Lübnan işgalinden (1980’ler) bu yana nasıl bir “satış noktası” haline geldiğini ele alıyor. Loewenstein, İsrail’in Filistinlilere yönelik gözetleme ve kontrol tekniklerinin (yüz tanıma sistemleri, dronlar, casus yazılımlar) hem demokratik hem de otoriter rejimlere satıldığını ve bu teknolojilerin küresel çapta baskı aracı olarak kullanıldığını örneklerle açıklıyor. Örneğin, İsrail’in “mini Gazze” adını verdiği sahte köylerde askerlerin tatbikat yaparak işgal senaryolarını simüle ettiği belirtiliyor. Bu, İsrail’in Filistin’deki deneyimini bir pazarlama stratejisi olarak nasıl kullandığına dair çarpıcı bir detay.
Yazar, aynı zamanda İsrail’in sosyal medya platformları (Facebook, Instagram, X) üzerinde Filistin destekçisi içerikleri sansürletmek için nasıl baskı uyguladığını ve Google, Amazon, Microsoft gibi teknoloji devleriyle iş birliklerini genişlettiğini de tartışıyor. Bu, özellikle 7 Ekim 2023 sonrası artan sansür ve veri toplama pratiklerinde belirginleşiyor. Loewenstein, İsrail’in Filistinlilerin yaşamını tamamen veriye dönüştürerek (telefon görüşmeleri, WhatsApp mesajları, internet trafiği) kontrol etme sanatında ustalaştığını vurguluyor.
Filistin Laboratuvarı, İsrail-Filistin meselesine yalnızca siyasi veya insani bir açıdan değil, aynı zamanda teknolojik ve ekonomik bir perspektiften bakmak isteyenler için önemli bir kaynak. Loewenstein, Filistin’in işgalinin sadece bir bölgesel mesele olmadığını, küresel bir endüstriyel ve etik sorun haline geldiğini güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Kitap, özellikle gözetleme teknolojilerinin, yapay zekanın ve silah endüstrisinin modern dünyadaki etkilerini anlamak isteyenler için ufuk açıcı. Ancak, konuyla yeni tanışan okuyucular için ağır bir başlangıç olabilir; bu nedenle, Filistin-İsrail meselesine dair temel bir bilgi birikimiyle okunması daha verimli olacaktır.
Bu kitabı okur arkadaşım,Erman
beyin alttaki güzel incelemesini okuduktan sonra okuma listeme alıp okumuş bulunuyorum.
Kendilerine bu vesile ile teşekkür ediyorum.
#273842050