“Hayatım boyunca kendimi seyrettim. Bu yüzden yaşamadım.”
Huzursuzluğun Kitabı, bir romana benzemiyor. Çünkü Pessoa bir hikâye anlatmıyor, kendini anlatıyor. Ama bu öyle bir “kendilik” ki; sınırları çizilemeyen, ismi bile net olmayan, var olmayı sorgularken yok olmayı içselleştiren bir ruh hâli.
Bernardo Soares’in iç sesiyle yazılan bu kitap, aslında Pessoa’nın aynaya bakıp da hâlâ kendini tanıyamamasının uzun yankısı. Her cümle bir varoluş sancısı, her paragraf bir düşünce dehlizi. Sayfaları çevirdikçe insan kendine daha çok gömülüyor ya da daha çok uzaklaşıyor kendinden.
“Her şey yorgun, hatta kendimiz bile.”
Pessoa bu kitapta ne çözüm sunuyor ne de teselli.
Çünkü Huzursuzluğun Kitabı, çözülmemek için yazılmış bir metin.
Tıpkı gerçek insan gibi: dağınık, belirsiz, bölük pörçük... ama samimi.
Bu kitap okunmaz, yaşanır demeyeceğim. Çünkü yaşamak için önce dışarı çıkmak gerekir. Pessoa ise seni içeri çok daha derine çağırıyor.