Hiç bir düzene bağlı olmama imkanıyla birlikte, kitabın tüm yazım kronolojisini ters çevirerek bir özetleme yapma lüksünden istifade edeceğim.
Archer adlı bir yaratık Madam Elizabeth McFall'in içine girer ve rahmine yol alır. Oradan kendi doğumuna vesile olur. Aslında Hz. Meryem (as) hayatıyla bir anoloji kurulmaya çalışılır. Kendileri İki Güneş Tapınağı'nı kurarlar. Kurgu şudur; Tanrı'nın iki oğlu vardır. Bunlardan bilineni İsa'dır ama İsa kendini feda ederek insanları kurtaramamıştır. Bu eksik kalmıştır; insanlar fedakarlıklar yaparak kendilerini kurban ederek nesillerini kurtarmalıdırlar. Bunu da yapacak olan Tanrı'nın ikinci oğlu Archer'dır.
Madam Elizabeth kendini sürekli Hz. Meryem olarak hayal eder ve konumlarını da Hz. Meryem ve Hz. İsa'dan daha üstün görürler Tanrı'ya hizmet etmek açısından, her ne kadar Tanrı'yla kavgalı olsa da. Lakin son kısımda Archer'ın bir şeytan/ yaratık/ kötülük olduğunu farkettiğinde tüfek ile vurarak onun yaptıklarına son verir. Burada öldürür demiyorum; çünkü Madam Elizabeth gerçeği görüp tüfeği ile ateş ettikten sonra olan şey Archer, Samuel'in hayaleti ve başka kimselerin hayaleti ile sadece mekanı terk eder ve bir nehirde kaybolur. Şunu mu demek istemiştir Nicholson bilinmez; kötülük desteklenmediği sürece yok olmaya mahkumdur (Ya da böyle bir durum olmuş mudur bilmiyorum ama ; duruma göre bir devam kitabı yazar biraz daha para kazanırız). Sayfalarda benzer olarak şöyle geçecekti. Archer bir bedene sahip değildi... Romanın en enteresan kısmı şuydu, Archer insanları manipülasyon etmek için sürekli form değiştirmesi de önemliydi. Özellikle Littlefield'ı etkilemek için Storie formu alması ya da cinayetler öncesinde bir kızıl ejderhaya benzer bir canlıya dönmesi. Sanırım bu nedenden ötürü çevirmen kitabın adını "Bukalemun" koymuş; ama bence orijinale sadık kalıp olayların etrafında geçtiği mekanı kitap ismi olarak sabit tutabilirlerdi: "Kızıl Kilise"; ki kapsayıcılık olarak gayet de yeterliydi.
Olayların tamamı kurgu olan Whisperin Pines adlı bir yerde geçer. Burada Wendell McFall kilise de çarmıha gerilir. Bunu yapan ailelerden bu konuda öç alınmalıdır. Wendell McFall ailesinden Archer McFall fedakarlar ve kurbanlar arıyordur kendine nesilleri temizlemek için. Böylece her gün yeni bir cinayet gerçekleşir. Bu cinayetler sonunda aslında zincir tamamlanacak ve bir şey başarılacak gibi anlatılır; ama elde edilecek şeyin ne olduğu konusu pek açık değildir. Dolayısıyla çoğu kez neden oluyor bunlar diye sormak çok normal olacaktır okuyucu için. Ya da sadece bir sonraki cinayeti de heyecanla beklemek uygundur.
Bu cinayetlerin peşinde olanlar dedektif Frank Littlefield ve onun yardımcısı Sheila Storie'dır. Frank'ın travması Samuel adlı küçük kardeşinin bu Archer tarafından bir şekilde küçük yaşlarda öldürülmesidir (hayaletlere inanmak, rasyonal olabilmek tartışmaları eşliğinde ilerliyoruz Littlefield'ı gördüğümüzde). Ömrünü bu anılarla geçiren Littlefield karşılaştığı şeylere karşı da seçimlerini yaparken her zaman Samuel'in halüsinasyonu ile de mücade etmek zorunda kalacaktır. Storie ise bu bölgeye başka bir şehirden gelmiştir. Dolayısıyla burada anlatılan gizemli hayalet hikayelerine dair bavulları yoktur. Olaylara hep rasyonel yaklaşmaya çalışmaktadır. Ama bir yerde Nicholson demiş ki; ben bu kadın dedektifi Archer'a inandırayım ki; okuyucu da konuya daha yakın hissetsin kendini. Burada rasyonel düşünceye yer yok Storie ile birlikte kendinizi akışa bırakın!
Kitabın en duygusal ikilemlerini Linda ve ailesi üzerinden kurar, Nicholson. Linda, Archer'a inanır hatta tapar, biraz da aşıktır. Bu duyguların hangisinin daha büyük olduğu anlamak pek kolay değildir. İki oğlunu da Archer'a feda etmeye hazırdır. Çünkü Tanrı için fedakarlık yapmak gerekir. David ise çocuklarını kurtarmak için kenardan kenardan bir mücadele verecektir hem Linda'ya karşı hem de Archer'a karşı (ve tabi ki samimi bir İsa taraftarı olarak). Son ayin gecesinde kurbanlık Ronnie ve Tim, Archer'ın elinden kaçarlar (gerçi biraz da Archer buna izin vermiştir gibi ama gerçekten ben anlamıyor neden böyle yaptı). Ronnie, Tim'i kurtardıktan sonra annesi Linda'da artık bazı gerçekleri farketmeye başlamıştır. Archer, Tanrı'nın ikinci oğlu değildir; daha çok kötülüktür. Nicholson burada tepkileri azaltmak için İsa Mesih inancına da şöyle selam çakmaktadır. Ronnie'in kalbi İsa Mesih inancı ile doludur; dolayısıyla kalbi bunla dolu olan fedakarlığı yapacak olup insanları kurtaracak olandır. Ronnie'nin İsa ile dolu olan kalbi babası ve annesinin tekrar mutlu bir aile olmasının yolunu açar.
***
İşte yukarıdakine benzer pek çok olaylar daha mevcut; ama bunları toparlayıp yazmak çok kolay değil. Lakin klasik korku, gerilim, polisiye roman tarzının unsurlarını barındırıyor: Çok fazla kimse var, kitap fazlaca bölümlere ayrılmış, bölümler hep başka birinin hikayesiyle başlıyor, kök nedenler üzerinde çok sorgulamalar yok, derinleşen duygular ya da iletişimler yok... O kadar fazla arttırabilirim ki bunları neyse!
Ama çok ilkel bir merak duygusuna hizmet ettiği aşikar bu kitabın/ kitapların. Dolayısıyla hızlı hızlı zaman geçirmek ve okumak kesinlikle haz veriyor.