·592 syf.····Okunma: 11 Haziran 2025 00:32 Ya gerçekten sinir içinde okudum kitabı. Anna’ya karşı öyle bir antipati duydum ki, anlatmaya kelime bulamıyorum. Evet, çok genç yaşta zorla evlendirilmiş olması başlı başına trajik bir durum, gerçekten rezalet. Ama aldatmanın bu kadar pervasızca ve umursamazca yapılması beni fazlasıyla rahatsız etti.
Hele kocasının sabrı… İnanılmazdı. Yüce yürekli biri gerçekten. Sürekli Anna’nın hali ne olacak diye düşünüp duruyor ve ben bunda gram bencil bir hal hissedemedim. Zaten ilk kitabın sonunda da sevgilisiyle başını alıp gitti. “Oğlumu bırakamam ben, aman aman” sözleri de tamamen havada kaldı. Ay, lütfen geri dönmesin.
Hem Rus kültürü hem de dönemsel olarak çok eski bir zaman olduğu için birçok konuda empati kurmakta ve anlamakta zorlandım. Bu yüzden bence okuması sancılıydı. Yine de sevdim diyebilirim; farklı bir tadı vardı. Hep derim, bana bir şeyler hissettirebilen her kitap başım gözüm üstüne.
Levin’in mutlu sona erişmesine çok sevindim. Ayrıca gerçekten bunu hak eden tek kişi o olabilirdi kitapta. Ama Levin de ne tuhaf biri ya… Gerçekten fikirlerinde tutarlı bir şey bulmak aşırı zordu. Hem köy yaşamını seviyor gibi davranıyor hem sosyete hayatına bağlı. Yaptığı işleri bilimle temellendirme sevdasında, sürekli okuyor, araştırıyor; bir yandan da “köylüler okumasın, okul yaptırmayalım, bana ne faydası olacak” falan diyor. Değişik yani, çözemedim. Eminim anlayamadığım felsefi bağlantılar vardır; belki de felsefi bilgim yeterli olmuyordur.
Rus tarihini bilmemek ve onların yaşadığı zorlukları, sosyolojik ve kültürel adetleri tam olarak tanımamak da okumayı zorlaştırıyor. Ama bunu sorun etmedim. Bu kısımlar da bana, anladığım kadarıyla bile olsa, bir şeyler katıyor diyerek sabırla okudum.