ZÜMRÜT
.
Baştan #tavsiyemdir diyerek bir #kadın kitabını önermek istiyorum sizlere. Türkiye'nin yakın tarihindeki siyasi olayları, kadın duyarlılığı ile harmanlayan yazarımız #nalantuntaş dan #zümrüt romanı, Canan kayaülkeyayinlari ndan bizlere sunulmuş.
Zümrüt, anne ve babasını yangından kaybettikten sonra, sevgisini görmediği, suratsız, temizlik hastası anneannesi ile yaşamaya başlar. O zamanlar onu bir nevi yaşama bağlayan tek şey, Semih'dir. Öyle ki, üniversite için İstanbul'a gelen Semih'in ardından kendini okumaya vermiş ve peşinden Zümrüt'te kazanmıştır İstanbul'u. Semih'e ve İstanbul'a kavuşan genç kız, siyasi olaylar sonrası köyüne dönmüş ve sevdiceğinden bir kız sahibi olmuştur.
Peki işler böylesine kolay yol almış olabilir mi? Hangimizin hayatı böylesi tıkır tıkır işliyor ki? Ve şu da bir gerçek, hangi anne kızını bu derece yok sayabiliyor?
Fakat unutmayalım, o bir #ankakuşu . Küllerinden doğarak yeniden hayata tutunan ve sıradanlığa meydan okuyarak;
çocukluğunda içine atılan duygular, gençliğinde bastırılan arzular ve yetişkinliğinde üstüne yüklenen rollerle boğuşan biri o.
Çocukluğu, gençliği ve yetişkinliği boyunca yaşadığı toplumun geleneksel rolleriyle başa çıkma mücadelesi içinde olan Zümrüt, adını aldığı değerli taş gibi katman katman_sayfa sayfa açıldıkça farklı yüzlerini gösteriyor bize. Ve o, hayatında izleyici olmak değil, sahnede yer alarak yaşamını sorgulayıp bende varım demek istiyor. Ona bu konuda yardımcı dayanak ise tabiki de onunla birlikte büyüyen arkadaşı. İ
Bir kadının sesini bulup duyurmasına, toplumun biçimlendirdiği “rol”lere karşı verilen direnişine dair güçlü bir roman bu. Zümrüt’ün hikâyesi, okurken “hayatta kalma” anlatısı gibi görünse de altta bir “kendini bulma” serüveni aslında. Ve sizler Zümrüt' ü okuyacaksanız, kendinize de bakıyor olacaksınız. Keyifle .
.
.
.
.
ZümrütNalan Tuntaş · Yitik Ülke Yayınları · 20258 okunma