Puan vermedi·152 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Haziran 2025 22:07 Osman Cemal, halkın yoksul yaşamından, İstanbul’un kenar semtleri ve Anadolu kasabalarına uzanan otobiyografik izler taşıyan bir aşk-macera hikâyesi sunar. Ele aldığı tipler, esnaf, lümpen halk ve tiyatrocu çevrelerine dayanır.
Osman Cemal Kaygılı, Aygır Fatma ile yalnızca bir aşk hikâyesini anlatmaz; aynı zamanda dönemin toplumunu, insan ilişkilerini ve sanatla kendini ifade etme arzusunu derin, sempatik ve samimi bir dille aktarır. Karakterlerin gerçekçiliği, özellikle toplumun kenarındakilerin iç dünyasını ve drama aracılığıyla hayata tutunuşlarını vurucu kılar.
Hasan çocukluk aşkıyla başlar, gençlikte hayal kırıklığına uğrar, sonunda hayatını dramatize ederek oyunla hesaplaşır.
Mediha Çocukluk aşkı; evlilik öncesi planlanan hayatı hapishane ve zorla evlilikle altüst olur.
Hasan ve Mediha, bayram şenliklerinde tanışırlar. Hasan yaklaşık 6-7 yaşında, Mediha ise "kişmiri, narin" bir kızdır. Bayram yerinde darbukacı abla ve sevgilisi abi vardır. Arabayla gezerler sürekli. Ve Bayramin son gunu yine arabaya binmeden önce her bayramda tekrar buluşma sözü verirler. Ancak ikisi de uzun bir süre birbini görmez.
Yıllar sonra çocukluk aşkı yeniden karşısına çıkar, ancak ilk başta tanıyamazlar. Konuştukça aynı bayram anılarının olduğunu fark ederler .
Aradan geçen süre içinde Hasan Mediha ile yeniden karşılaşıp sohbet ederken mahallenin zuppeleri Hasan'in yanında kızlara laf atar ve orada dayak yerken karşıdan eli sopalı iri yarı bir kadın çıkar ve daha sonra kızı da görünür ve çocukları kurtarirlar. Sonradan anlaşılır ki bu iki kadın Aygir Fatma ve kızı Zehra bayram yerindeki darbukaci abladir. Bu kadının evine girdikleri için mahallede dedikodu başlar ve Mediha'nin annesi kızını kaçırır. Daha sonra gerçek anlaşılır ama Hasan gönlünü çoktan başkasına kaptırmıştır. Bir gün Zehra bu Hasan'ı takip edip başka bir kızla gördüğünde eve dönüş yolunda hasimlari tarafından köşeye sıkıştırılmış ve Zehra ile kahkaha girisip, bir takım iftiralar sonucunda da hapse girerler.
II. Meşrutiyet’in ilanı ve çıkan genel affın ardından Hasan hapisten çıkar .
Ancak Mediha, arada yaşanan süre içinde ailesi tarafından Dağıstanlı yaşlı bir tüccara verilir ve bu bilgi Hasan’ı derinden yaralar. Bu dönemde Zehra'in kocası da veremden ölür.
Bu süreç, Hasan’ın içsel hesaplaşmasını, aşk acısını kamcilarken kendini alkole verir. Ve daha sonra Zehra ile evlenme kararı alır. Hem alkolün etkisinden kurtulma hem de ise girmek icin tiyatroyla tanışır. Yine bir gün Zehra ile gelecek planları yaparken esk hasimlari eve saldırır ve Zehra'yı öldürür. Böylece Hasan tam on bir sene berduş halinde gezer ve içer. Yeniden tiyatroya döner ama bu sefer kendi yazdığı oyunu sahneye koyacaktır. Oyunun adı Aygir Fatma'dır. Oyunla birlikte trajik aşkın hem toplumsal hem bireysel yansımaları sahnede ifşa olunur. Roller bölüştürülurken Zehra'yi oynacacak kadın oyuncuy tanisirlar. Bu kadın Mediha'dan başkası değildir. Mediha'yi tekrar bulmanın şaşkınlığı ile ona kaçma teklifi eder. Ancak Mediha eski Mediha değildir. Artık oyun sahnelensin. Onun oynanırken sahneye yaşlı bir kadın gelir ve herkesi dövmeye başlar. Bu kadın gerçek Aygir Fatma'dir esasında. Hasan yine aynı gün Mediha'yi bir kez ve son kez daha kaybedip Fatma teyzesi ile İstanbul'un yolunu tutar ve daha sonra Aygir Fatma'nin köyden getirdiği bir kızla evlendirir Hasan'ı.
Böylece Hasan sessiz bir kabullenişle yapmıştır. Çünkü bazı hikayeler mutlu bitmez...