İstemediğiniz bir suçtan dolayı tutuklanmak üzeresiniz. Tüm deliller sizi şüpheli gösteriyor. Kaçar mı yoksa adalete güvenip sorgunun bitmesini mi beklersiniz? Kitaptaki Jack kaçma yolunu seçiyor çünkü kocasının katilini bulmak zorunda. Ben olsam kaçmazdım. Gerçi kaçacak kadar da cesaretli değilimdir. Suçlu olsam polisi görünce tırsar, hemen dökülürdüm. Benim için fazla uğraşmazlardı yani.
Kitaptaki Jack Cross, eşini öldürme suçuyla yargılanmak üzere. Kendinden emin, suçsuz. Okuyunca bizde anlıyoruz suçsuz olduğunu. Çünkü hikayeyi kendisi anlatıyor. Ama sonra bir "acaba?" diyoruz, "yazar biz okurlara tuzak mı kurdu?" diye. Hani şu ters köşe meselesi. Sonra kitapta ismi geçen tüm karakterlerden şüpheleniyoruz Peki suçlu kim? Karısı mı? Yakın arkadaşı mı? Yoksa bambaşka biri mi? diyerek her olasılığı aklımızdan geçiyoruz. Suçlu kim mi? Söylemem tabii. Cevabı kitapta.Gerçi kitabın ortasından itibaren suçlunun kim olduğunu buluyoruz ama olsun, yeterki okutsun.
Bazı okurlara kitap detaylı gelebilir, kaçış aşaması falan. Ben asla detaylı bulmadım.
Bir romanda kaçış planı kurgulamak ve bunu okuru sıkmadan tüm detaylarıyla işlemek zordur, seçenekler hızla tükenir ve bu süreci dört yüz sayfaya yaymak ise neredeyse imkânsızdır. Ancak yazar, imkânsızı başarmış.Tempoyu abartmadan, okuru yormadan ve heyecanı her sayfada hissettiren bir psikolojik gerilim yazmış. Bu da her yazarın altından kalkabileceği bir meziyet değildir. Tebrikler @ruthwarewriter