Basho'un metni, görünürde bir seyyahın ayak izlerini izler; oysa derinde, varoluşun boşluğuna bırakılan bir benliğin sessiz haritasıdır. Bu eser, ne varılacak bir yer, ne de ulaşılası bir sonuç vaat eder. Tam tersine: varılacak hiçbir yerin olmadığını, her yerin zaten geçip giden olduğunu zen tasvirleriyle anlatır.
Basho'nun yürüyüşü, Batı’nın doğrusal ilerlemeci yolculuk anlatılarının aksine, bir varoluşsal farkındalık üzerine kurulu gibidir. Yol, dış dünyada ilerlerken iç dünyada çözülür. Beden yorgun düşerken zihin hafifler. Bu yolculuk bir tür benlik soyunmasıdır. Her adımda, bir düşünce değil, bir düşüncenin eksilmesi yer alır. Belki de Zen’in en büyük gerçeği: hiçbir şey olmadan, her şey olunabilir.
Haikular, bu felsefi dokunun kısa ama keskin çentikleridir. Her biri, bir anı dondurmaz; aksine geçiciliği onurlandırır. Bu anlamda Basho'nun metni, yalnızca doğaya bakmak değil, doğayla birlikte silinmeyi göze almaktır.
Geçip giden ilkbahar
Yas tutan kuşlar
Ağlaşan balıklar
Kuzeye Giden İnce Yol