10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 255. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 14:06
"BEN NE ZAMAN İNSAN OLACAĞIM?" "Ben nihayetinde bedenimle bütünleşip insan olmayı başardığımda, dünyanın kâinatla olan uyumunun çoktan bozulmuş olmasından korkuyorum. Tam bir kaos. Düşünemiyorum bile, Öyle bir durumda bunca insan nereye gidecek? Tabii ki dünyada işi biten her canlı gibi hurra Özler Diyarı'na! Özler Diyarı bu kadar insanı nerede barındıracak peki? Bunları düşünen bir tek ben mi varım? Dünya bu şekilde bozulmaya devam ederse tüm insanlık peşi sıra diyarın kapısını zorlayacak. Bu zamana kadar korunmuş diyar-dünya nüfus dengesi de birden değişince biz de erkenden evimizden olacağız." “Beden, özünü görmeni engelleyen parlak bir mücevherdir; ne kadar çok parlatırsan, ışığı seni o kadar kör eder.” Bu cümle, insan olmanın ne kadar karmaşık ve bazen yanıltıcı bir süreç olduğunu özetliyor âdeta. İnsanın dış görünüşüne, bedenine verdiği önem, çoğu zaman iç dünyasını görmesini zorlaştırıyor. Hayatın içinde, kendimizi ararken bazen en yakınımızdaki özümüzü göremeyiz. Parlak ve gösterişli olan, aslında bizi gerçekliğimizden uzaklaştırabilir. Bir elma, bir meşe ağacı, bir kedi ya da bir kuş … Doğar doğmaz ne olduklarını bilirler. Doğanın basit ama etkileyici düzeninde, varlıklar kendilerine özgü yolculuklarına hemen başlarlar. Peki ya insan? Bizler, evrenin küçük bir parçası olarak dünyaya gelirken içimizde bitmek bilmeyen bir arayış, bir merak, bir varoluş, kendimizi bir ispatlama çabası var. Kendimizi anlamak, kim olduğumuzu keşfetmek… Sonsuz bir bilmece ve macera peşinde debelenip dururuz hayatımız boyunca. İnsan olmak… Kimi zaman basit, kimi zaman karmaşık ama her daim üzerinde düşünülmeye değer bir kavram. Kitabın ana karakteri, evrenin sonsuz döngüsünde defalarca farklı bedenlerde dünyaya gelen küçük bir öz. Onun tek bir hayali var: İnsan olmak. Bir elma çekirdeğinden dev bir meşe ağacına, oradan da sevgi dolu bir kedinin bedenine bürünürken, her seferinde içinde "insanlık" denilen o gizemli mertebeye ulaşma arzusuyla yanıp tutuşuyor. İnsan olmak ne demek? Varoluşun derinliklerinde ne gizli? Kitap, evrenin devasa döngüsünde sayısız kez dünyaya gelen ruhun, kimi zaman pazar tezgâhında, kimi zaman bir ağacın köklerinde, kimi zaman da sessiz bir kedinin gözlerinde kendini bulma hikâyesini anlatıyor. Ama en önemlisi, bizleri kendi “insan olma” yolculuğumuza davet ediyor. Bize hayatın karmaşık görünümünün arkasında aslında ne kadar basit ve derin gerçekler yattığını hatırlatıyor. Bazen en zor soruların cevapları, gülümseten basitlikte saklıdır. Yeryüzündeki her varlığın doğar doğmaz ne olduğunu bilip kendi yoluna devam ettiğini, ancak insanın sürekli bir arayış ve bilmece içinde olduğunu vurguluyor yazar. Yaşamın karmaşıklığını basitleştirerek, en zor soruların aslında basit cevaplarda gizli olduğunu hatırlatıyor. Ruhun bu bitmek bilmeyen serüvenindeki hayal kırıklıkları, umutları ve kendini duyurma çabası, bizleri derinden etkiliyor. Biz de o küçük öz gibi, sürekli bir arayışta mıyız? Ruhumuzun fısıltılarını duyabiliyor muyuz? Ya da bedenlerimizin parlaklığı, asıl özümüzü görmemizi engelliyor mu? Varoluşsal sorgulamalara farklı bir açıdan yaklaşan, mizahi ve felsefi bir dille ele alan, düşündürücü ve keyifli bir eser. İnsanı insan yapan nedir? Belki de cevap, parlak mücevherlerin ötesinde, özümüze dönüp bakabilmekte saklıdır. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Ben Ne Zaman İnsan Olacağım?Elif Soykan · Üçüncü Göz Yayınları · 202517 okunma
·
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.