Puan vermedi·510 syf.··
2025 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 15:33
Öncelikle kitabın dili bana oldukça akıcı ve anlaşılır geldi. Başta biraz roman karakterlerinin yaşayacakları şeylerin ne olacağı ile ilgili meraktan ötürü kitabı bir solukta okudum. Ama sonu bende hayal kırıklığı yarattığı için son sayfaları okumakta biraz zorlandım. Bu kitabı okuduktan sonra Alamut ve Hasan Sabbah üzerine akademik kaynaklardan araştırma yaptım biraz. Kitapta neler değişmiş veya karakterler kimlerle bağdaştırılmış tarihi bir roman olması sebebiyle merak ettim . Daha sonra bana hatırlatıcı olması ve buraya girip tekrar okuyabilmek için biraz bunlardan bahsedeceğim. Kitapta öncelikle Şiilik ve 12 imamdan bahsedilmişti. Kısaca araştırdıklarimdan şunları öğrendim: Muhammed peygamber vefat ettikten sonra ortaya çıkan halife kim olacak tartışmalarıyla halifenin Hz. Ali olmasını isteyenler ve destekleyenler Şii mezhebinin ortaya çıkmasını sağlamışlar. Daha sonraları Hz. Ali'nin de halife olmasıyla Şii inanışı daha da güçlenmiş. Hz. Ali'nin vefatı ve yerine geçen oğlu Hasan'ın Muaviye gölgesinde geri kalarak çekilmesiyle Şiiler Ali'nin diğer oğlu Hüseyin'i halife makamında görmek istemişler fakat Hüseyin Kerbela'da ailesiyle birlikte katledilmiştir. Bu olay Şii inancını daha da körüklemistir. Daha sonra sağ kurtulan Ali Zeynelabidin imam olarak benimsenmiştir. Bundan sonra da Şiiler birçok imam benimsemis ve inançlarını güçlü hale getirmişlerdir. Şiiler Ehli Beyt'in kimler tarafından oluşturduğu konusunda gruplara ayrılmışlardı. Bazı kesimler sadece Ali soyundan gelenleri Ehli Beyt'ten sayarken bazı kesimler bunun içine Abdülmuttalip yeni peygamberin dedesinin soyundakileri de kabul ediyordu. Abbasilerin Şiilere ihaneti sonucu bu durum yalnız Ali'nin soyundakilerle sınırlandırılmış. Böylelikle ortaya radikal ve ılımlı Şiiler çıkmış oldu. Radikaller imamlarina insanüstü özellikler atfetmis ve kendi aşan dini konularda (Tanrı, Ruh , ölümden sonrasi gibi) yorumlarda bulunmuşlar. Hatta bunlar Allah'ın iradesinin zaman içinde değişebileceğini ve tanrısal özün imamlarinda doğduklarına inanmışlar imamlarina peygamberlik özellikleri atfetmişler. Bu ayrışma temelde 6. İmam Caferi Sadık' ın ölümüyle bazı Şiilerin 7. imam olarak Cafer'in aşırılıkçı oğlu İsmail'in bir kesimin ise diğer oğlu Musa Kazım'ı kabul etmesiyle ortaya çıkmış. Ve böylelikle İsmaili inanışı bu şekilde başlamış. Daha sonra İsmaililer Fatımi Devletini kurmuşlar ve Abbasiler gibi halifeliklerini ilan etmişler. Buraya kadarki kısım gerçekten merak ettiğim bir konuydu. Daha sonra da İsmaililer içinde Nizari ve Mustaili ayrışması olmuş . Hasan Sabbah da Nizariligi benimsemis ve Nizari İsmaili devletinin kurucusuymus. Nizariler tarih boyunca suikastçiler olarak tanınmıslar ve dönemin müslüman ve Hristiyan devlet adamlarının kendilerinden cekinmelerine sebep olacak suikastlarde bulunmuşlar. Şimdi de Kitabın bahsettiklerine gelecek olursam Hasan Sabbah gerçekten de karakteristik lider özelliklerine sahip biri olarak anılmış tarih boyunca. Selçuklu veziri Nizamülmülk ve Ömer Hayyam ile aynı eğitimi gördüğü konusu tam kesin olmamakla birlikte bu şekilde rivayet ediliyormuş. Kitapta Hasan Sabbahin Selçuklu sarayında önemli bir mevkiye geçtiği konusu ve vezir tarafından Sultan'ın gözünden düşürülmeye çalışması benzer şekilde akademik kaynaklarda da aktarılıyor. Hasan Sabbahin fedai okulu ise Suriye İsmaililerinde olduğu ama kitapta bahsedilen Alamut kalesinde bir fedai okulunun olduğu kısmı gerçeği tam yansıtmıyor kaynaklarla göre. Yine kitapta bahsedilen Cennet tabiri ve Deylem Krallarının bahçeleri , ünlü seyyah ve kaşif Marco Polo'nun görüşleriyle aynı şekilde aktarılmış. Ama arastirdiklarima göre Marco Polo'nun içinde bal ve sütten çeşmeler akan bu cennet tasfiri o zamanki halktan duyulan efsanelerden ibaret kalıyor. Hasan Sabbahin cennet vaadiyle fedaileri hazırlamasi kalelerine yüksek ve gösterişli balkonlar yaptırması ise akademik kaynaklarda geçiyor. Suikastlarden önce haşhaş otu yani Hint kenevirini fedailere içirmesi o dönemin birçok yabancı kaynaklarında geçiyor ve akademik kaynaklardan okuduğum kadarıyla da bu görüş muhtemel olarak kabul ediliyor. Bir diğer karakter olan İbni Tahir ise akademik kaynaklarda gerçekten Nizamülmülkun suikastçisi Ebu Tahir Arrani olarak geçiyor. Hasan Sabbah gerçekten de insanlar üzerinde oldukça etkili bir lider olarak tarihe geçmiş. Ve Alamut kalesi defalarca kez kuşatılmasına rağmen gerek Hasan Sabbah takipçilerinin hileleriyle kimi zamanda sultanların ani ölümleri sonucu tam olarak hiçbiri amacına ulaşamamış. Ele geçirilmesi zor ve içteki Organizasyonu ile uzunca dayanabileceği aktarılan bu kale Moğol hükümdar Hülagü tarafından ele geçirilmiş ve Hasan Sabbah'in kurmuş olduğu Nizari İsmaili devleti yıkılmış. Haşhaşi tabiri de aslında o zamanki dönemde bir aşağılama niyetiyle kullanılıyormuş. Batılı kaynaklarda bunlar assasian diye geçiyormuş. Kitaba geri dönecek olursam özelikle Halime karakterini çok sevdim. Yazarın gerçekleri romanlaştırması ve düşünce kalıplarını ortaya koyuşu da oldukça başarılı bence. Okuması gerçekten keyifli ve düşündürcüydü.
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
·
169 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.