İçimizdeki Dar Kapılar
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 61. kitabı
Nobel Edebiyat Ödüllü yazarımız André Gide, romanlarında inançlara ve düşüncelere çok yer ayıran ve kurgusu boyunca onlarla oynayan, onları irdeleyen, yeri gelsdiğinde umut tohumları gibi okurun önüne serpen bir yazar... Kaygılarını, düşüncelerinin tüm o karmaşıklığını roman karakterlerine yansıtmayı seviyor. Konu ne kadar derin olursa olsun, üzerine gitmekten vazgeçmiyor. Kaleme aldığı "Dar Kapı" da böyle bir eser olarak dikkat çekiyor. Yazarımız ana kahramanlarından birine coşkulu bir tutku ve adanmış bir aşk yazarken, diğer ana kahramanına ise aşkı ve erdemleri arasında kalmışlık yüklüyor. Bir taraf tüm hayatını onun önüne sermeye hazırken, diğer taraf abartılı bir din ve inanç yoluyla dünyevi duyguları bastırıyor. Aşk kavramı, Gide'nin satırlarında bir metafor olarak kullanılmış ve tüm duygulardan uzaklaştırılmış sanki... Romanın adı da kurguya ve anlatılanlara aşırı uygun, okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bütünüyle çok saran, kurgunun aktığı, hoşuma giden bir roman okudum. Yazarımız yalın ve lirik bir üslup tercih etmiş. Aşk yoluyla bunu yaparken, kahramanların içindeki erdemi kazımayı da haklı bulmuş. En önemli başardığı konu ise, ana kahramanları Jerome ve Alissa üzerinden okurları içlerindeki 'dar kapılar' ile yüzleştirmek. Aşkı ile inancı arasında kalmak, duyguları ile mantığı arasında kalmak, şimdiki ben ile olmak istediği ben arasında sıkışmak ve insanı dar kapılardan geçmek zorunda bırakan daha nice durum, Gidé'nin satırlarından kendine yol buluyor. Ana karamanımız Jerome Palissier, henüz küçükken babasını kaybeder. Yaşadığı bu kayıpla erken olgunlaşmak zorunda kalır. Eğitimi için annesiyle Paris'e taşınır. Yazları ise dayısının Normandiya kırsallarındakikor evinde geçirmeye başlar. Bu tatillerinden pek haz duymasa da kendisinden iki yaş büyük kuzeni Alissa onda farklı duygular uyandırmaya başlar. Alissa'nın mutsuzluğu ve yalnızlığı genç adamı etkiler. Jerome ilk aşkını yaşamaktadır, Alissa'ya tutkuyla bağlanır. Alissa da zamanla bu aşka kayıtsız kalamaz. Jerome hayatında olabilecek her gelişmeyi Alissa'ya olan aşkına, onunla gelecekteki evliliğine göre endeksler. Alissa da Jerome'u sevmektedir; fakat aşkıyla inancı arasında kararsızlık yaşar. Hep bir adım geridedir, kendi sevgisini ve Jerome'un tutkusunu dizginlemeye çalışır. Üstüne küçük kızkardeşi Juliette'nin de Jerome'dan hoşlandığını öğrenince Alissa, kendini kardeşi için feda eder. Sonrasında bağcı Bay Teissieres'in Juliette'e talip olması ve ona aşkla bağlanması, Alissa'nın düşüncelerini yumuşatır. Juliette kısa zamanda evlenir. Jerome, seyahatlerinin ardından askere alınır. Alissa'yla uzun süre görüşemezler. Bu görüşememe durumu Alissa'nın duygularını ve sevgisini ortaya çıkarır, Jerome'u beklemeye başlar. İkili tekrardan kavuşur, ancak Alissa'nın tuhaf erdem ve din bulantıları geri gelmiştir. Böyle süren günlerin ardından Alissa yazdığı mektupla Jerome'dan ayrılır. Tekrardan buluşmaları inda Alissa iyice dine yönelmiş, çok değişmiştir. Jerome buna çok kızar, ne olursa olsun çok aşıktır. Kaçar gibi Atina görevine gider. Üç yıl sonra gelen bir mektup, Alissa'nın öldüğünü bildirir. Daha sonra Alissa'nın günlüklerinde ise farklı durumları görürüz.
Edebiyat
Dar KapıAndré Gide · Can Yayınları · 20244,527 okunma
··
650 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Benim bu kitapta Alissa ile empati kurmama engel olan bir durum vardı... Tanrı ile bağından dolayı aşık olduğu çocuğu zorla unutmaya çalışıyor fakat insanın "Tanrı" ya olan sevgisi, O'nun yarattığı aciz nir varlığa duyduğu sevgisi ile aynı kategoride olabilir mi? Olamaz. O yüzden Tanrı'ya bağlı olup yarattığı aciz bir varlığı da aynı zamanda sevebilirdi... Kendisine ve Jerome' a yaşattıkları eziyetten başka neydi? Tanrı bu halini, durduk yere kendisini harap ettiği ve bu yüzden de erken yaşta öldüğü hayatını erdem görüp mükafatlandıracak mıydı? Ben hiç öyle sanmıyorum, dinde insanın kendisine zarar vermesi de günahtır. Çok üzüldüm hele ki Jerome'un kalbini Alissa'ya kapatıp bir daha aşık olmayacağını söylediği sahnede çok üzüldüm. Ve Alissanın Jerome'un başka biriyle evlenip çocuğuna kendi kolyesini vermesini istediği sahne de çok acı vericiydi. İnsan bunu kendine neden yapar, bunun Tanrı katında erdem olacağını nasıl düşünür? Kendini Tanrı'ya adamak bu mudur? Peygamber'in de bir ailesi sevdiği bir eşi, yaşadığı bir hayatı vardı.
Batuhan Babaoğlu
Gönderi Sahibi
O kadar haklısınız ki sözlerinizde. Dediğiniz gibi net eziyetti