BAŞKANIN ADAMLARI YA DA KALBİNİ KAYBEDENLERİN ŞARKISI
Puan vermedi·192 syf.··
2025 9. kitabı
Başkanın Adamları BAŞKANIN ADAMLARI YA DA KALBİNİ KAYBEDENLERİN ŞARKISI Mustafa Kutlu Başkanın Adamları Mustafa Kutlu’nun Dergâh Yayınlarından Mayıs 2024’te çıkan son hikâye kitabıdır. Kutlu 2018’te yayımladığı Sevincini Bulmak adlı hikâye kitabının ardından geçen altı yıl aradan sonra yayımladığı yeni hikâye kitabıyla okurları ile buluştu. Bu altı yıllık arada Mustafa Kutlu gibi velûd bir kalem boş durmadı tabii ki. Hikâyeye ara verdiği bu dönemde Mustafa Kutlu dördü deneme ve üçü gezi yazısı olmak üzere toplamda yedi kitap yayımladı. Ama biz biliriz ki hikâyenin yeri Mustafa Kutlu’da farklıdır. Hikâye Kutlu’yu bilir, Kutlu’da hikâyeyi. Kitap, Kutlu’nun 2000 yılında yayımladığı Uzun Hikâye’yle başladığı ve bugün hâlâ devam ettirdiği, tek hikâyelik uzun hikâyelerinden biridir. Bir kitabın başlığının, kapağının ve ilk cümlelerinin Mustafa Kutlu için önemli olduğunu biliriz. Kapağa baktığımız zaman kitabın kapağı oldukça dikkat çekiyor ve okuyucuda merak uyandırıyor. Kitap kapaklarını kendi tasarlayan Kutlu’nun bu eserinin kapağı da özene bezene yapılmış. Kapakta yer alan altı kişinin silueti ve arka tarafta tozu dumana katmış olan hayvan sürüsü kitabı elimize aldığımızda bizi düşündürmüyor değil. Kitabın ismine gelince Başkanın Adamları… Bir gizemi içinde saklıyor sanki. Kim bu başkan ve adamları diye düşünmeden edemiyoruz. Kitabı merakla bir an önce açıp okumaya başlıyoruz. Çamlıpınar Belediye Başkanı Şemsettin Bilen’in evinde başlayan hikâyeye Mustafa Kutlu “Bu arkadaşı hatırladınız umarım.”şeklinde okuyucusuna bir hatırlatma yaparak başlar. Şemsettin Bilen’in 2003’te yayımlanan Tufandan Önce kitabının önde gelen simalarından olduğunu ve oradaki diğer kişilerinden yeri geldikçe sahneye çıkacağının bilgisini verir. Mustafa Kutlu’ya göre bu durum tanıdık bir kadronun yeni macerasıdır. Mustafa Kutlu bazı karakterlerini farklı kitaplarında çıkarır karşımıza. Bu onda görmeye alışkın olduğumuz bir tavırdır. Mesela onun ilk hikâyelerinde gördüğümüz Kambur Hafız karakterine zaman zaman farklı hikâyelerde rastlarız. Bu durum dikkatli okurlarının gözünden kaçmaz hatta o kadar ki “Kimdir Bu Kambur Hafız?”şeklinde yazılar bile yazılmıştır. Bu Mustafa Kutlu’nun sevdiği bir tarzdır.2008 yılında yayımladığı Huzursuz Bacak kitabında da böyle bir durumla karşılaşırız. Mustafa Kutlu burada da ”Siz bu hikâyeyi daha önce okumuştunuz.”şeklinde bir giriş yapar. Bizi on sekiz yıl öncesine 1990 yılında yayımladığı Sır kitabında yer alan Satılık Huzur başlıklı yedinci hikâyesine götürür. Burada da hikâyenin ilk dört sayfasını aynen alır bir yerden sonra karakteri eve göndermek yerine taksiye bindirir ve hikâye buradan farklı bir yönde devam eder. Mustafa Kutlu’da bu durumu ara ara görürüz. O bunu bir teknik yapmak için kullanmadığını ifade etse de onun yaptığı bu doğal kullanımlar daldırma tekniğinin güzel örnekleridir. Fakat Mustafa Kutlu Başkanın Adamları’nda bir ilki denemiştir. Bu kitap yirmi bir yıl önce yayımladığı Tufandan Önce kitabının devamı niteliğindedir. Kitapta bir konuşma esnasında Şemsettin Bilen’in TV izleyen kızı Songül’ün izlediği kiraz festivalinden bahsederek, babasına sarf ettiği sen de bir festival yapsan sözü üzerine başlayan festival hazırlıkları ve akabinde gelişen olaylar anlatılmaktadır. Şemsettin Bilen hep mebus olmak istemektedir fakat bir türlü bu amacına ulaşamaz. Festivalin de kendisini meclise taşıyacağı umudu hep içindedir. Başkan beş adamıyla birlikte çalışmalara başlar. “Çamlıpınar Et ve Süt Festivali” olarak çıkılan yolun festivalin sonunda “Çamlıpınar Boğa Festivali”ne dönüşümüne şahit oluruz hikâyenin finalinde. Belki bu festivalle Şemsettin Bilen’e o çok istediği meclis yolu açılmıştır ne dersiniz? Mustafa Kutlu hikâyenin bütününde çok çeşitli konulara değinir. Olayın anakahramanı Çamlıpınar Belediye Başkanı Şemsettin Bilen olduğu için değinilen konuların başında doğal olarak siyaset gelmektedir. Hocası Nurettin Topçu’nun Kutlu ve arkadaşları’na uzak durmaları gereken iki konudan biri(diğeri ticaret) olarak nasihat ettiği siyaset bu bağlamda düşünüldüğünde Mustafa Kutlu'nun konuyu ele alışı daha iyi anlaşılacaktır. Mustafa Kutlu kitapta değindiği konulardan biri de dil ve dilin kullanımıdır. Bu konudaki hassasiyetini çeşitli mecralarda dile getiren yazar, dilini kaybedenin kendini kaybedeceğinin farkındadır. Yabancı kelimelerin kullanımı karşısında da kendine has bir duruşu olan Kutlu, yabancı kelimeleri halkın söylediği şekilde yazar. Bunda da dilcilere bir mesaj vermek istediği için böyle bir tutum sergilediğinden bahseder. Bu duruma bu hikâyede de rastlarız. Nitekim kitapta cilet, İdiris, filim gibi kelimeleri kullanışı bize Mustafa Kutlu’nun bu konudaki hassasiyetini göstermektedir.BBC Baki’nin halk arasında “Be-Be-Ce Baki” diye telaffuz edilmesi örneğinde de bu durumu görmekteyiz. Şenlik ve festival kelimeleri ve onların kullanılışı ile ilgili verdiği bilgiler de aydınlatıcıdır. Mustafa Kutlu ata tohumu kullanmanın önemine, tarım toplumu ve makine toplumundaki farklara, geleneklerden moderniteye, insanı tanımanın zorluğundan,bitli akasyalar yerine çınar ağacını dikmenin gerekçelerine kadar pek çok konuyu yedirmiş hikâyenin içine. Kutlu okurunu unutmaz, onun dikkatini hep diri tutar.Ona arar ara sorular yöneltir. Bazen bu soruları cevapsız bırakır, bazen de kendi cevaplar. Onun kullandığı bu samimi dil okuru hiç sıkmaz, sanki Mustafa Kutlu o mütebessim çehresiyle karşınızda oturmuş ve onunla sohbet ediyormuşsunuz havasına kapılırsınız. Mustafa Kutlu deyince ilk aklımıza gelen kavramlardan birisi de dava’dır.O tabiri yerindeyse tam bir dava delisidir, tüm hayatını davasına adamış ve öyle yaşamış bir insandır. Bu eserinde de “Bir davayı berbat etmek istiyorsan onu kötü bir şekilde müdafaa et.Kendiliğinden çöker.”sözleriyle bu konudaki hassasiyetini dile getirmiştir. Mustafa Kutlu, Demirci Kerim Usta ve Gazeteci fikrinin sohbeti esnasında da asıl mesajını vermiş. Her şeyin düzelmesi, evvela insanın kendinin düzelmesine bağlıdır. Kitapta otobiyografik unsurlar da vardır. Çamlıpınar İlçe Milli Eğitim müdürü İsmail Hakkı’da Mustafa Kutlu’dan izlere rastlarız.O da Türk Dili Ve Edebiyatı mezunudur, şiir ve musikiye düşkündür.”Su Sesi” isimli bir şiir kitabı vardır. Mustafa Kutlu’nun tabiata ve suya düşkünlüğünü, onun bunlara olan sevgisini hatırlattı. Nitekim hocası Nurettin Topçu’nun ölümü üzerine yazdığı yazısının başlığı bile “Suya Hasret”tir.Mekân olarak geçen “Pınar Pastanesi” Şemsettin Bilen’in kardeşi Nurettin, Kutlu’nun ailesinden esere yansıyan isimlerdir.Çocukluğunda etkilendiği ve Uzun Hikâye’de gördüğümüz vagon evler burada da karşımıza çıkar. Ziya Çöl evsiz kalınca kullanılmayan vagonlara sığınır, onları kendine ev edinir. Mustafa Kutlu çok iyi bir gözlemcidir. Programlarda yapılan uzun konuşmalara, gazete köşesinde “El Muhalif Daima”imzasıyla yazılar yazan Fikri Süzer’e, mahalle berberlerindeki muhabbetten festival ve şenlikler yapılan güzellik yarışmaları sonunda seçilen “kiraz güzeli,oğlak güzeli,domates güzellerine” kadar pek çok konuda yaptığı ince dokundurmalar hikâyeyi daha akıcı ve keyifli okunur hale getirmiş. Mustafa Kutlu dili ustaca kullanan bir yazardır. Başkanın Adamları’nda da Necip Fazıl’a,Nurettin Topçu’ya yaptığı atıflarla,eser içerisine yerleştirdiği türkülerle,şiirlerle kendini hemen okutuyor. Şenlik’te düzenlenen şiir yarışmasını kazanan Ümit Sezer’in birinci olan şiiriyle sözlerimi nihayete erdirmek istiyorum: Kaybedenler O ıssız tramvay durağında, Gün çorak,güneş gitmiş,Gelmiyor tramvay,gelmesin Sıkıntı yok. Kimse Yok. Kalbimi orada kaybettim. O ıssız tramvay durağında, Gün gitmiş,herkes gitmiş, Sıkıntı yok. Bu: Kalbini kaybedenlerin şarkısı. Çorak, tuzlu, verimsiz. Çünkü yok artık. Yok. Kalbin sesi. Bir ıssız tramvay durağında Ne gelen var. Ne tramvay. Kalbimizin sesinin hiç susmaması, kalbimizin sesini hep duyabilmemiz dileğiyle… Keyifli okumalar diliyorum. Mustafa Kutlu, Başkanın Adamları, Dergâh Yayınları, İstanbul,2024,189 s. SAFİYE ÖNAL
Başkanın AdamlarıMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 0602 okunma
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.