Başkanın Adamları

Mustafa Kutlu
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 26 dk.
Sayfa Sayısı:
192
İlk Yayın Tarihi:
20 Mayıs 2024
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
ISBN:
9786256839830
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Niyet Hayırsa Akıbet Hayır Olur Başkanım
9/10
·192 syf.··
2025 15. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 14:41
Öncelikle biçimsel bir detay ile başlayacağım. Dergah Yayınlarının Mustafa Kutlu kitaplarını basım tarzını , dizgisini , puntolarını çok beğeniyorum. Tamamen okuyucuyu düşünerek organize ediyorlar. Kitap bir Mustafa Kutlu Klasiği denilebilir. Yine her zamanki gibi Anadolu 'da bir mekan , küçük bir ilçe ve ilçede geçen festival hazırlıklarının konu edildiği bir kitap olmuş.Festival düzenleme komitesinin özellikle festival - şenlik kararsızlığı hemen hemen tüm Anadolu coğrafyasında yaşanan modern -gelenekçi atışmasına sahne olmuş. Neyseki başkan bey tam siyasetçi orta yolu bulup devam etmiş. Özellikle kitabı okurken bir zamanlar görev yaptığım bir kasabadaki belediye başkanı aklıma geldi sanırım Türkiye 'de en uzun süre belediye başkanı Yapan kişiydi Osman Çakar. Ve kitabın sonunda aslında güzel bir ders var almasını bilene sen doğru olduktan sonra , doğru yoldan ayrılmadıktan sonra senin işini bozmak için uğraşanlar bilmeden sana çalışırlar. Hikayemizde de böyle oluyor . Yöresel, ulusal derken başkan ve kızından intikam almak isteyen müptezeller festivali uluslararası hale getiriyorlar . Güzel hikayeydi tavsiye ederim.
Başkanın AdamlarıMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 0605 okunma
“Festival başka, şenlik başka.”
9/10
·192 syf.·
2024 62. kitabı
Mustafa Kutlu’nun hikaye türündeki eserleri sırf hikayeden ibaret değildir. Bir hikaye vardır ve arka planında ise bir fikriyat. Mustafa Kutlu’nun duruşu, görüşü ve anlayışı saklıdır o arka planda. Anadoluyu anlatır, bize bizim insanımızı anlatır, yer yer gülümseterek ve hüzünlendirerek hakikatleri satırlara döker. *** Çocukluğumuzda yaşadığımız anılar canlanır okurken belki bir dede-torun atışmasında. Ya da o özlenen mahalle dayanışması, sımsıcak aile atmosferi veya vefalı dostluklar. Bunun yanında toplumda vuku bulan tahribata da rastlanır bu hikayelerde. Filhakika, batılılaşmanın yan etkisi de görülür çünkü Batının kirli eli Anadolu’ya da uzanmıştır. *** “Başkanın Adamları”nda da durum farksızdır. Mustafa Kutlu, maddi ve manevi olarak yitirdiğimiz ne varsa o kendine has üslubuyla harika anlatmış bu eserinde de. Kendimize yabancı, yabancıya yakın olduğumuz gerçeğiyle yüzleşiriz satırlarda. Başkanın karşı karşıya kaldığı bir problem ile bunu örneklendirebiliriz. Kasabada yapılacak olan etkinlik için hangi ifadenin kullanılacağı tartışılır şenlik mi, festival mi? “Festival başka, şenlik başka.” (s.59) İlk başta ben de çözemedim durumu dürüst olmak gerekirse. Sonradan anladım ki şenlik yerli ve milli, festival ise yabancı bir kelime. Bu durumla karşılaşan halk ikiye bölünür, bir kısmı şenlik olmasını ister diğer kısmı ise festival. Sonuçta orta yol bulunarak iki kelime de kullanılır, hem şenlik hem de festival yapılır ve sorun çözülür. Yazarın bu konuya temas etmesi bir farkındalık oluşması açısından çok önemli. Yerli ve milli kelimelerimize kıymet vererek yeniliklere de açılmayı bilmeliyiz. *** “Makina, fabrika, insanı kendine benzetir.” (s.102) Makineler hayatımıza girdikten sonra makine gibi düşünmeye başladık ve adeta robotlaştık. Robotlaşmış insanlara dönüştük.
Edebiyat
Başkanın AdamlarıMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 0605 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2024 30. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2024 10:40
Mustafa Kutlu'nun ellinci kitabi: Başkanın Adamları. Mustafa Kutlu' nun zaman zaman sesini duyduğumuz, kitabin kurgusuna dahil olduğu bir hikâye. Tam anlamıyla bir bir tahkiye, anlatma, öyküleme. Hikayenin nereye dayandırılması, kökeninin ne olduğu, öykümüzün hikâyesi ne kadar geriye gittiği tartışmalarına bir cevap gibi gelir Mustafa Kutlu hikâyeleri. Edebiyat kendi duyarlılığını oluşturur, kendi rengini bulur, yeniden canlanır ve var olur. Şemsettin Bilen' in hikâyesi anlatılır, bir kasabanın belediye başkanı kasabasında bir festival düzenleyecektir. Hikaye budur. Kasabada birçok karakter ve küçük öyküler bir araya gelir ve Şemsettin Bilensin hikâyesi etrafında toplanır. Hikâye içinde hikâye anlatılır. Bir köy kahvesinde gibi yorulmadan dinleriz. Okumaktan çok dinlemenin içinde oluruz. Bu dinlemenin içinde Türk hikâyesinin dününü, bugününü, yarınını ve dil , estetik imkanlarını görürüz. Mustafa Kutlu'nun hikâye etme biçimi doğrudan kendimizi anlama ve anlatma çabası ve burdan bir yol bulma gayretidir. Biz hikayenin bütünündedir.
Edebiyat
Başkanın AdamlarıMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 0605 okunma
8/10
·192 syf.··
2024 66. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2024 18:59
@mustafakutlu_ hikayeciliği işte bu . Hikaye içinde hikaye ; okurken yormayan , hani bir anlatıyor da siz dinliyormuşsunuz gibi gelen… Okuru bir süre bulunduğu ortamdan alıp hayal dünyasına taşıyan, bildik ve karşılaşmaya her daim hazır olmanız gereken yaşayan hikayeler…Başkanın Adamları da böyle bir eser. İlk okuyan için hata gibi görünen kelime kullanım seçimleri aslen @mustafakutlu_ hikayeciliğinde hep var İşte bugün beni de aldı az bölümlü çok hareketli bir dizi setine bıraktı @mustafakutlu_ sonra bitti … Keyifli akşamlar olsun…
Başkanın AdamlarıMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 0605 okunma
5/10
·192 syf.··
2025 71. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 01:20
Bir belediyede yapılacak festivali konu alıyor kitap. Karakterlere giremiyor bazen bu niye anlatıldı deniyor sanki yazmış olmak için yazılmış bir kitap. Kötü değil ancak iyi de değil. Aşırı kitap okuyanlar veya kafa yormayan basit bir hikaye arayanlar tercih edebilir.
Başkanın AdamlarıMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 0605 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2024 683. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2024 01:39
Mustafa Kutlu'nun hikayeleri terapi gibidir. Bazıları çok katmanlıdır. O katmanlarda yaralarınız varsa oraya bşr merhem çalındığını ya da bir işaret bırakıldığını hiasedersiniz. Ve hikayeler bir şekilde birbirleriyle bağlantılıdır. Bu hikaye de çok yalın ama alt katmanları da olan bir kurgu karşımıza çıkıyor ve yine bizden çokça şey var.... Keyifli okumalar..
Başkanın AdamlarıMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 0605 okunma
Başkanın Adamları
Puan vermedi·192 syf.··
2024 10. kitabı
Şemsettin Bilen ve çevresindeki adamlarının Çamlıpınar’da düzenlemek istediği bi festivali konu almaktadır. Akıcı bir kitap okurken yorulmuyorsunuz ancak Mustafa Kutlu’ nun başka bir eserinin devamı niteliğinde bir kitap . Kitabın adı “ Tufandan Önce” ben araştırmadan direkt ikinci kitabı okudum o yüzden kitaba başlarken biraz ön yargılı başladım. Anladığım kadarıyla iki kitabın birbirleriyle bağlantıları cok fazla yok .
Hayata Dair
Başkanın AdamlarıMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 0605 okunma
Kutlu’nun Sürprizi: Başkanın Adamları
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2024 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2024 12:54
2003 yılıydı. Edebiyat öğretmeni olmaya aday bir öğrenci olarak fakülteye başlamıştım. Edebiyata hevesli bir genç olarak daha önce okumadığım, duymadığım, kendi çabamla keşfettiğim yazarları okumaya başlamıştım. Bir gün elime Mustafa Kutlu’nun “Tufandan Önce” adlı kitabı geçti. Kitabı okur okumaz bambaşka bir hikâye anlatımıyla karşı karşıya kaldığımı anladım. Kutlu yazmıyor, adeta okurla sohbet ediyordu. Anlatıcı olarak akışı durduruyor, araya halk edebiyatı verimlerini karıştırıyor, kalıplaşmış dil yapılarına yelken açıyor, tüm bunları son derece iyimser bir ifade ile yapıyordu. Bir kasabada, belediye başkanının etrafında bir temel atma töreni anlatılırken dünya hayatı, kasaba insanlarının ilişkileri, sevda çekenler ve daha neler nelerden bahsediyordu. Aradan 21 sene geçti. 6 sene önce “son hikâye kitabım” diyerek Sevincini Bulmak’ı yazıp hikâye defterini kapattığını söyleyen yazar, birden yepyeni bir hikâye kitabıyla okurlarını sevince boğdu. Sevincimi işte şimdi bulmuştum. (Bilenler bilir, 1970-1999 arası 8 hikâye kitabı yazan yazar, 99’dan 2018’e kadar her yıl okurlarına bir hikâye kitabı armağan etmiştir.) Yeni kitabı duyar duymaz aldım ve okudum: Başkanın Adamları. Kutlu’nun sıkı okuyucusu olarak henüz kitabın içeriğini öğrenmeden bu başkanın Tufandan Önce’deki belediye başkanı Şemsettin Bilen’in olduğunu tahmin etmiştim. Öyle de oldu. Kutlu’dan okuduğum ilk eserin devam kitabı niteliğinde yazılan kitap, beni hem fakülte yıllarıma götürdü hem de 6 senelik hasreti bitirdi. Kitapta Çamlıpınar Belediye Başkanı Şemsettin Bilen, kızı Songül’ün tavsiyesiyle kasabada bir festival düzenlemek ister. Bunun için evvela kaymakamın, ardından belediye meclisinin, nihayet halkın desteğini almak durumundadır. Kasabada yıllardır süren “Şelale Şiir Şenliği” varken bu yeni
Edebiyat
Başkanın AdamlarıMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 0605 okunma
Puan vermedi·192 syf.·
2025 7. kitabı
Mustafa Kutlu’dan bir Anadolu hikayesi. “Başkanın Adamları”.Hikaye içinde farklı hikayelere yer verilen bir eser. Dili ve akıcılığı güzel bir eser. Kahramanımız Çamlıpınar Belediye başkanı Şemsettin Bilen. Hikayenin konusu Çamlıpınar’da daha önceki senelerde olduğu gibi düzenlenmesi planlanan bir etkinlik. Yapılan etkinlik şenlik olarak yapılırken bu sene halkın bir kısmının talebi üzere etkinlik festival olarak yapılması talep edilir. Neticede etkinliğin hem şenlik hem de festival olarak yapılmasına karar kılınır. Şenlik yerli bir kelime iken festival ise yabancı bir kelimedir. Mustafa Kutlu burada toplumun kullandığı kavramlardan yaşam şekline kadar bir değişim içerisinde olduğunun mesajını verir. Başkanın Adamları
Başkanın AdamlarıMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 0605 okunma
9/10
·192 syf.··
2024 12. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2024 14:28
Mustafa Kutlu’dan yine uzun hikaye tarzında bir hikaye. Her zaman yaptığı gibi yine içimizden anlatmış Mustafa Kutlu, kahramanlarını bizden seçmiş. Hikaye muhafazakar bir kasabada Belediye Başkanı olan Şemsettin Bilen’in festival yapma fikri ile ortaya çıkan olayları ve bu olaylar etrafındaki insanları anlatıyor. Tabi hikayeye konu olan insanların kısa hikayelerini de. Mustafa Kutlu siyasetin olumsuz yönlerine yer yer değinmekle birlikte, siysetten soğutacak cümleler de serdetmiyor. Hikaye bitirince şunu demek geldi içimden: “Ah be Mustafa Kutlu, siyaset keşke senin hikayende yer verdiğin kadar masum olsa…!”
Başkanın AdamlarıMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 0605 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Mustafa KutluYazar · 53 kitap
Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947’de Erzincan’un Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Babası Nurettin Bey, annesi Sulhiye Hanım’dır. Beş kardeştirler. Üç ablası ve bir de kız kardeşi vardır. Mustafa Kutlu ‘nun ailesi ilmiye sınıfındandır. Babası Nurettin Bey rüştiye tahsillidir. Nahiye Müdürlüğü yapar. Anadolu’nun pek çok yerinde bu görevi yürütmüştür. Dedeleri de çeşitli memuriyetlerden gelmedir. Soylarına Hacıyakupoğulları denir. Ailenin bilinen bütün kökleri Erzincan’dadır. Babasının görevi sebebiyle bir yerde bir iki sene kalıp başka bir yere nakilleri gerçekleşir. Babası 1953 yılında emekli olduktan sonra Erzincan’a döner, kahvelerde arzuhalcilik yapar. Babasını 1959 yılında 12 yaşındayken kaybeder. Babası ile pek fazla içli dışlı olamaz. Nurettin Bey tam bir Osmanlı Beyefendisidir. Eski harfleri çok iyi yazar. Kutlu’nun kendisi gibi Nurettin Bey de babasını 12 yaşında kaybeder. Babanne ikisi erkek, ikisi kız olan çocuklarını kendi başına yetiştirmek zorunda kalır. Mustafa Kutlu ‘nun Annesi Sulhiye Hanım ve babannesi de tam bir Osmanlı Hanımefendisidirler. Eşlerinin yokluğunu çocuklarına hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterirler. Sulhiye Hanım’ın isminin kaynağı 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir. “Sulh” olduğu için ismini Sulhiye koymuşlardır. Çocukluğunda yazları annesinin köyüne gider. Eskiden şehir ve taşra hayatı birbirinden bugünkü kadar kopuk değildir. Erzincan’da mahallelerinin hemen yakınında bir köy uzun yıllar; ahırıyla, mereğiyle, davarı, nahırıyla varlığını korur. Babasının tayin edildiği bir nahiyede ev bulamadıkları için istasyon yakınlarında bir binada kalırlar. Burası Kemah Beylerinden Sağıroğulları’nın Cebesoy İstasyonu’na yaptırdıkları bir dinlenme evidir. Kısa bir süre de karakol binasında kalmışlardır. Bu günlerin hatıralarını Kupa Maçı [Gİ] ve 5492 [AKY] isimli hikâyelerinde kullanır. Burada dumanlı trenler, istasyonlar, demiryolu çalışanları, ıssız tabiat ve hayvanlarla içli dışlı olur. Beş altı yaşlarındayken okula giden ablalarının kitaplarından okuma yazmayı öğrenir. Bu kitaplardaki şiirleri ezberler. Okula gitmeden önce ikinci üçüncü sınıf talebesi kadar bir birikime sahip olur. Babasının ölümü ile birlikte (orta ikinci sınıftadır) zor günler başlar. Annesine yardımcı olmak için birçok iş yapar. Sebze halinde arabadan karpuz indirir, kahvede garsonluk, çadırlarda puantörlük yapar. Yine bu yıllarda uğraştığı iki iş vardır. Biri resim yapmak diğeri futbol oynamak. Mahalli ligde futbol oynar. Mustafa Kutlu – Tahsili Mustafa Kutlu, İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Erzincan’da okur. Ortaokula kadar oturdukları ev deprem sonrası yapılan prefabrik evlerdendir. Buraya elektrik gelmediğinden orta ikiye kadar petrol lambası kullanmışlardır. İlkokuldan itibaren edindiği okuma alışkanlığı, ortaokul sıralarında edebî zevke dönüşür. Edebiyat okumayı düşünür; fakat edebiyatçı olmak gibi bir tasarısı yoktur. Lisede fen kolundan mezun olur. Fen koluna giriş sebebini şöyle açıklar: “Sıra arkadaşımla mahalli bir amatör kümede, aynı takımda top koşturuyoruz. Çocuk kütüphane müdürünün oğlu ve dersleri çok iyi. Ben haytayım, derslerim o kadar iyi değil. O arkadaşım babasının yönlendirmesiyle fen bölümüne giriyor. Fen, yani zor bölüm, ki üniversitede tıp kazansın, teknik üniversiteye falan gitsin. Ben de diyorum ki, “ulan orayı yapamayız oğlum, biz top oynuyoruz, edebiyata gidelim, edebiyat kolay.” O fen koluna gidince ben de onun peşi sıra fen bölümüne gittim. Yani arkadaş kurbanı oldum.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu on üç dersten bitirme imtihanına girerler. Yazılıyı vermeyeni sözlüye almamaktadırlar. Birçok öğrencinin tek dersten kalıp liseyi bıraktığı bir dönemde mezun olabilen iki öğrenciden biridir. (1963) Mustafa Kutlu , Liseyi bitirdikten sonra resme olan hevesi yüzünden Güzel Sanatlar Akademisi imtihanına girmek ister. O güne kadar Erzincan sınırlarına çıkmamış bir taşra çocuğunu Güzel Sanatların “frapan havası” iter. Böylece on yıl uğraştığı resim defterini kapatır. Buraya girmeyişinin bir başka sebebi de taştada bir kılavuzu olmayan, belli bir eğitimden geçmemiş, kendi kendini yetiştiren bir ressam adayının pek bir yere varamayacağını hesap etmesidir. Mustafa Kutlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesine 1964’te kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır. Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Mustafa Kutlu iki arkadaşı ile birlikte Erzurum Halkevi salonunda yağlıboya resimlerinden oluşan bir sergi açar. Burada 30-40 kadar resmi sergilenir. Üniversite üçüncü sınıfa kadar aklında yazı yazmak düşüncesi yoktur. Mustafa Kutlu bir gün Orhan Okay Hoca’nın odasında Hareket Dergisi’nin sahibi Ezel Erverdi ile karşılaşır. Bu karşılaşma hayatında bir dönüm noktası olur. Çünkü Ezel Erverdi desensiz mesensiz diye eleştirdiği Kutlu’dan desen göndermesini ister. Gönderdiği ilk desenler Hareket’in 28. sayısının kapağını süsler. Sonra bu dergide hikâyeleri de yayımlanmaya başlar. İlk hikâyesi 29 Mayıs 1968’de yayımlanan “O…”dur, hikâye ile birlikte biri kapakta olmak üzere 6-7 deseni çıkar. Üniversitenin son sınıfında Orhan Okay Hoca ile “Sait Faik’in hikâyelerinin resim ve perspektif açıdan incelenmesi” konulu tezini hazırlar. 1968’de okulu bitirir. Mustafa Kutlu – Memuriyeti 1969’da Erzincan’da görücü usulü ile, hayatımın en güzel tevafuku dediği eşi Sevgi Hanım ile evlenir. (Bu evlilikten bir erkek bir kız çocukları olmuştur. ) Evliliği ile birlikte öğretmenliğe başlar. İlk tayini Tunceli’ye çıkar. Dört yıl Tunceli Lisesi’nde çalışır. 1972 yılında İstanbul’a tayin edilir. Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi’nde iki yıl öğretmenlik yapar. 1974 yılında çok sevdiği mesleğinden istifa ederek ayrılır. Hareket Yayınları’nı genişletmek isterler. İstifa gerekçesini şöyle açıklar: “Öğretmenliği çok seviyordum; fakat yine de dergiye ağırlık vermemiz gerektiği için istifa ettim.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu – Yayın Hayatı Mustafa Kutlu, 1968 yılında İstanbul’da çıkan Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi’nde yayımladığı hikâyelerle yayın dünyasına girdi. Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler gibi dergilerde yazdı. “Üniversite yıllarında yazmaya başladım. İlk yazdığım “O” hikâyesinden itibaren bütün yazdıklarımı yayımladım. Bu işi şuurla yürüttüm. Bizim neslin bu sahada ağabey, hoca, arkadaş kabilinden mürebbisi yok sayılır. Kendimi yetiştirdim. Bu açıdan ilk hikâyelerimin yayınlanması, hatta kitap haline gelmesi hem bir şans, hem bir talihsizliktir. Okuyucunun karşısına olgun örneklerle çıkamadım, ancak zamanla kendi hikâyeme doğru yürümeye başladım. İlk iki kitabım hazırlık dönemidir.” (Yaşar Kaplan, “Mustafa Kutlu’yla Bir Söyleşi”, Aylık Dergi, Sayı 63-64-65, 1984, s:44) Hikâyeleri, desenleri ve diğer yazıları Hareket dergisinde yayımlandı. Adımlar dergisinde şiirleri de vardır. Hikâyelerini bu dönemde kitaplaştırmaya başladı. İlk hikâye kitabı “Ortadaki Adam” (1970) Hareket Yayınları tarafından basıldı. Bunu “Gönül İşi” (1974) takip eder. Bu arada iki inceleme yayımlar. Bunlar Sabahattin Ali ve Sait Faik üzerinedir. Bunların yayımlanması ona göre hem bir şans hem de bir şanssızlıktır. “Talebelik sırasında yapmış olduğum iki çalışma hemen yayımlanma şansı buldu. Bunlar erken yayının bütün acemiliklerini taşıyan kitaplardı; ama benim için büyük bir şanstı.” (Adnan Tekşen, “Mustafa Kutlu ile Mülakat”, Zaman, 16 Temmuz 1987, s. 9. Mustafa Kutlu , Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin (8 cilt 1976-1998) 2. ciltten itibaren yayın yönetimini üstlenir ve bu ansiklopediye geniş ölçüde madde yazar. 1974-75’ten itibaren 20 yılını verdiği bu ansiklopediyi 1973’te aldığı Smith Corona marka daktilosundan yazarak çıkarır. Ansiklopedi için şimdi profesör olan D. Mehmet Doğan ile çalışır. Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi 1982’de kapanınca kendi tabiri ile sudan çıkmış balığa dönerler; çünkü dergi ile yaşamaya alışmışlardır. Mustafa Kutlu, 1980’lerin ortasından sonra sinemaya yönelir ve senaryolar yazmaya başlar. “TRT’de dramatik belgeseller yazdım: Divan-ı Lügati’t Türk’ün bulunuşu ile ilgili ‘Bir Kitabın Hikâyesi’; ‘Müzedeki Şiir’, Divan Edebiyatı Müzesi ile bağlantılı bir belgeseldi. Selim ileri ile beraber Pazartesi Hikâyeleri’ni hazırladık; birçoğu çekildi. Halit Refiğ’in yönettiği ‘Kurtar Beni’ ile Osman Sınav’ın çektiği ‘Kapıları Açmak’ görünür hale geldi; çünkü her ikisi de ödül aldı. TGRT’de yayınlanan Ufukta Bir Ağaç’ı yazmıştım…” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe’sini senaryolaştırır. Diyanet İşleri’nin çocuk filmleri yapması ve bu filmlerin TRT’de gösterilmesi için Turgut Özal’ın girişimi ile bir proje hazırlar. Yusufçuk diye 8 bölümlük bir dizi yazar. “İnsanlar Yaşadıkça” isimli dizisi TRT engeline takılır. Son yazdığı senaryolardan birini TRT’ye teklif etmiş, ismi Mavi Kuş olan bu senaryo şu anda sinema filmi olarak düşünülmektedir.” Mustafa Kutlu’nun Kapıları Açmak isimli senaryosunun Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ikincilik derecesi vardır. Mustafa Kutlu, dergiciliğe uzun bir ara verdikten sonra Dergâh (1990) ile bir dönüş yapar. İlk sayısı Mart ayında yayımlanır. Dergi edebiyat-sanat dergisidir. Dergâh’ın çıkışını Sultan Ahmet’teki Derviş çay bahçesinde İsmail Kara, Mustafa Kutlu ve Ezel Erverdi kararlaştırır. Mustafa Kutlu derginin yanı sıra Kutlu, hâlen Dergâh Yayınevi’nin yönetimini de sürdürmektedir. 1986 yılından itibaren Zaman gazetesinde “Bir Demet İstanbul” başlığı altında şehir yazıları yayımlanır. Bu yazılar daha sonra Şehir Mektupları (1995) adı altında kitaplaşır. Halen Yeni Şafak’ta kültür-edebiyat yazıları yazmaya devam eden Kutlu, aynı gazetede spor yazıları yazmaktadır. 2012 yılında Osman Sınav’ın yönetmenliğinde ve Kenan İmirzalıoğlu’nun başrollüğünde “Uzun Hikâye” isimli eseri beyaz perdeye aktarılmıştır.