Hesap Günü

Mustafa Kutlu
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 29 dk.
Sayfa Sayısı:
158
Basım Tarihi:
Ekim 2015
Yayınevi:
Dergah Yayınları
ISBN:
9789759956660
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Hayat bu. Ne olacağını bilemezsin...
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 23:56
Yine kendisini ve kalemini, kitaplarını çok beğendiğim bir yazar... Mustafa Kutlu Öyle hayatın içinden, öyle perdesiz gerçekleri anlatıyor ki, 'Sanki bunu ben yaşadım.' diyebiliyorsunuz. Anlatımı gayet içten, samimi, dupduru. Türkçeyi çok güzel kullanıyor. Bunun için bile okumaya değer. Efendime söyleyeyim kitap sondan başlayıp başa gidiyor. Bu tekniği severim. Benim için merak çürüten bir yanı yok. Kimisi olayın sonunu okuyarak kitaba başlayınca sıkılır. Ben onlardan değilim sanırım... Bir cenaze için cami avlusunda toplanan kişilerle başlıyoruz. Bu satırlar okunurken aslında toplumda ki cenaze algısına da ucundan eleştiri yapmıyor değil. Ölümü doğal, olağan ve kesin son olarak anlatması çok yerinde ve güzeldi. Evet ölümü anlatan bir kitaptaki satırlarda pekâlâ güzel olabilir. "Ne çırpınıyorsun kardeşim sen de sonunda imamın kayığına bineceksin..." (s.7) Kitap paşazade Arif Bedir Bey'in hikayesini bizlere aktarıyor. Çocukluğundan ölümüne kadar hayatının inişli çıkışlı her dönemine tanıklık ediyoruz. Oldukça keyifli bir çocukluk dönemi geçirmiş. Bu satırlarda mahalle olgusu, arkadaşlık olgusu üzerine harika tespitler ve çıkarımlar vardı. Herkesten farklı bir çocukluk geçiren Bedir'e yer yer hak veriyoruz bazen de üzülüyoruz. Babası varlıklı ama sorumsuz. Anası varlıklı ama pek iş bilmez bir hatun. Mahallede çok da arkadaşı yok, zira pek de arkadaş olunacak bir yapısı yok zat-ı muhteremin... Neyse efendim tahsili iyi, eğitimi doyurucu... Bu sıralarda gönlüne düşen ilk sevda tanesine de tanık oluyoruz ama sonuca varmıyor elbet. Yurt dışlarına gidip gelen Bedir arkadaşlarıyla iş kuruyor ticarete atılıyor... Başından türlü türlü işler geçiyor. Hem zirveye çıkıyor, hem dibi görüyor. Bazı bölümlerde cenaze için cami avlusuna gelen arkadaşlarına(tabut içinden) söylediği sözler
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma
Hesap Günü | "Ölüm var, ölüm!"
Puan vermedi·158 syf.·
2025 6. kitabı
"Yaşamıyoruz. Resimlerimiz, fotoğraflarımız kadar yaşamıyoruz. Mendilimiz, gömleğimiz, potinlerimiz kadar yaşamıyoruz." diyor Necip Fazıl, Yaratmak kitabında. Mustafa Kutlu da benzer şekilde Meczup karakterinin ağzından insanlara "Ölüm var, ölüm!" Diye haykırıyor. Ömür kısa diyor, hesap günü hızla yaklaşıyor. Peki hesap gününe hazır mıyız? Hazırlıklarımız ne durumda? Roman, ana karakter Bedir'in cenazesi ile başlıyor. Tabutunda uzanırken hayatından gelip geçen insanları izliyor. Kimisi birkaç damla gözyaşı akıtıyor, kimisi helallik istiyor, kimisi böyle durumlar da olmasa bir araya gelemeyeceklerini ifade ediyor, sonra hepsi günlük hayattan, modadan, siyasetten, cemiyet hayatından, oradan buradan konuşmaya başlıyorlar. Cenazesine misafir olduğumuz Bedir'in çocukluğuna, gençliğine, yetişkinliğine iniyoruz. Bir solukta okunacak, inişli çıkışlı, paranın, hırsın, şehvetin, şan ve şöhretin peşinde geçen bir ömür... Yaşamına ara ara Enver dahil oluyor. Onu tekkeye, camiye çağırıyor. Beş vakit namazını kılmasını, çalışıp mütevazi bir hayat yaşamasını tavsiye ediyor. Enver'in fikirleri ne zaman hoş gelse araya kirli ama getirisi çok olan bir iş giriyor ve Bedir, bu hayatı bırakıp dünya işlerinin peşinden koşuyor. Son sahnede Bedir'in tekrar cenazesine dönüyoruz. Eşi, kızı, oğlu, dostları, tanıdıkları hepsi bir bir camiden ayrılıyorlar. Bedir tabutunda yalnız kalıyor. Eser etkileyici, sürükleyici ve anlamlıydı. Kolayca okunabilecek ama etkisinden çıkması o kadar da kolay olamayacak bu kitabı tavsiye ederim.
Alıntı
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma
8/10
·158 syf.··
2022 56. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2022 00:00
"Ömür kısa, meşgaleler ise bitmez tükenmez bir yol sanki... Ama derin bir farkla, gerçeği unutturabilecek seraba sahip bir yol. Bu dünya hayatının oyun olduğunu ve bir sonu olduğunu bildiğimiz halde bazen ister istemez kendimizi kaptırdığımız zamanı, hayatına gelgitlerle devam eden biz insanların öyküsünü yazmış Mustafa KUTLU. Yazar kitabında okurlarına, ölüm üzerinden çok önemli mesajlar veriyor. Hayat, doğum ile ölüm arasında geçen bir zaman ve akıp gidiyor. Bizim için önemli olan bu geçen zamanda Rabbimiz'in emirlerine uymak ve kulluk vazifemizi yerine getirmek olmalıdır. Fakat çoğu zaman dünya işlerine dalıp gidiyoruz. Tıpkı kitaptaki karakter Arif Bedir gibi. Yazar kitapta Arif Bedir'in belirsizlikler içinde geçirdiği hayatını anlatarak hepimizin bir gün göreceği, kitaba da adını verdiği hesap gününe değiniyor. Kendi toplumuna yabancılaşmış ama tamamen de kopmamış, arada gelgitler yaşayan, kalben tasdik eden lakin aklına söz geçirmekte tereddüt edip tasdikini kuvvetlendirecek davranışlarda sürekliliği sağlayamayan ama vasata ulaşmayan Paşazade Bedir Efendi'nin bir çoğumuzun hayatından çeşitli kesitler bulabileceği, aslında hepimizin ömründen bir parça bulunan kısacık ömrümüzün yazıya dökülmüş hikayesi." İyi Okumalar.
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2022 38. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2022 20:25
Nefsin peşinden gittiğimizde hayatın anlamsız ve boş geçtiğini ne kadar da güzel anlatmış Mustafa Kutlu. Yaratılma gayemizi unutmadan ölümün varlığını hep hatırlayarak tutunmalıyız dinimize yoksa en sonunda kendimizi hiç beklemediğimiz bir yerde hüsran ve pişmanlık içinde bulabiliriz.
Edebiyat
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma
8/10
·158 syf.··
2018 88. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2018 22:08
"Ömür, temmuz güneşi karşısında kardır." demiş Sadi Şirazi. Mustafa Kutlu'da 2015 yılında yazdığı bu hikayesinde ömür dediğin nedir deyip kitabın başında Bedri Bey'i musalla taşına yatırıyor. Ve zamanı geriye alıp Bedri Bey'in aksiyonlu, koşusturmacalı, sürekli bir şeyin peşinde koşan ama aslen amaçsız, çoluğuyla çocuğuyla bırakın kendisiyle ilgilenemeyecek kadar hayatın akışına kendisini kaptırmasını anlatıyor. Zavallı paşazade'nin hayatını doğrusuyla yanlışıyla bize gösteriyor ki 'işte ömür dediğin böyle geçiyor ona göre' diyor. Kitabın tamamını yolculuk sırasında okudum yarısını İstanbul'a giderken, yarısını da dönüşte. Bedri beyin yaşam yolculuğu benim otobüs yolculuğumda okunacak kadardı işte. Çokları hikayede en çok hatta bazen sadece olaya odaklanıyor. Benimse hikayede en ilgimi çeken ve dikkat ettiğim zaman ve mekan. Mustafa Kutlu okumakta bu yüzden hoşuma gidiyor galiba. Yine bu kitabında da zaman makasını çok açmış. Bu kitapta bir şey fark ettim, sonra eski okuduğum hikayelerini de düşündüm, Kutlu neredeyse her kitabında bir karakteri hele ki baş karakterse bize sunmadan önce onun yedigöbek sülalesinin hikayesini anlatıyor önce. İlk okuyanlar ilk sayfalarda karşılaştıları kişiyi başkarakter sanıyor haliyle sonradan anlaşılıyor ki başkaraktere daha çok var onlar ninesi dedesi. Yine Mustafa Kutlu her kitabında yaptığı gibi burda da karakterlerin yaşamında ya da konuşmalarında kendi fikir ve düşüncelerini çok güzel ve okuyucuyu sıkmadan sunuyor. Kitap yazarın yeni kitaplarından olması hasebiyle günümüz problemlerine de çokça değinmiş. İş dünyası ve siyasetin pisliklerini, gençlerin düştükleri bataklıkları Bedri Bey'in hayatına yayarak gözler önüne seriyor. Okuduğum bütün Mustafa Kutlu kitapları gibi bunu da beğendim velhasılı, elinize alıp kısa sürede
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
İnsanın nasılda hırs dolu olduğunu gördüm bu kitapta, paranın, şöhretin insanı nasıl yıkıma sürüklediğini... Paranın aslında hiçbir şeye yaramadığını, insanın öldükten sonra kimsenin umurunda olmadığını... ne kadar boş yaşıyor muşuz, para uğruna ahiretimizi yok yere nasıl harcıyor muşuz! Ne güzel anlatmış yazar. Kitabı okurken her sayfada hayır yapma dön o yoldan sana fayda vermeyecek deyip karakteri çekip çıkarmak istedim o kör kuyudan, yapamadım... insanın, insanı kurtarabilmesi için önce kendini kurtarması gerekir. Para dipsiz bir kuyu, çok güzel anlatmış yazar. Okuyalım
Din
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma
10/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
Musallada bir tabut, yeşil örtü üstünde, yapayalnız. Arif’in Bedir Bey ölmüş, duymuş muydunuz? Kimdir bu Bedir Bey? Ömrü hep uçlarda yaşamakla geçmiş bir paşazâde. Ne maddi ne de manevî huzura kavuşamamış, ruhu ile yaşantısını gümüş ipliklerle birleştirememiş bir insan. Musallaya konulduktan sonra hayatını dokunan ve cenazede bulunan herkes ile hesabını görme telaşıyla edebî yurduna yol alıyor. Ölüm ve hesaplaşma teması üzerine kurgulanmış kâh tebessüm ettiren kâh gözleri nemlendiren bir eser. Benim inandığım Allah’ın hesap gününe olan inancım beni hayata bağlayan en büyük motivasyon hele bu günlerde. Okuna 🩵Bugünün iş dünyası böyle. Kim kimi haklarsa. Siyaset bir, ticaret iki. Bunlar da zalimdir. 🩵Önüne dört tane kaz katsan otaramayacak adamlar ihracat yapıyor, imalat yapıyor, siyaseten devlete sızıp imkanlarını kullanarak han hamam sahibi oluyor. 🩵Her insanın içinde bir canavar var derler. Bu şüphesiz terbiye edilmemiş nefistir. Yer ve zamanını bulunca ortaya çıkar. 🩵_ Dürüst adam kalmadı be! _ Dürüstlük para etmiyor ondandır. 🩵Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz. #gkyzktpasu #iyikikitaplarvar #okudumbitti #mustafakutlukitapları
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2025 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 01:22
Mustafa Kutlu beyfendiyle tanıştım. Pişman değilim. Hesap Günü güzel bir fikir temelinde yazılmış bence ama. Amadan öncesi önemli değildi dimiğğ Neyse ama çok karışıktı. Fikri hemen anlayamadım. ilk başta kaçırdığım bir nokta oldu heralde diyip o sayfayı tekrar okumam gerekti. Yani geçişlerde mi sıkıntı vardı yoksa dizgi de mi bilmiyorum. Ama Bedri Bey’in geçmişi ile o anki hali arasındaki geçişler bence tam olmamıştı. Hızlı geçiliyordu sanki geçmişteydim ya da o anda ama bunu anlayamıyordum. Ve birde Bedri Bey’in hayatı çok ‘çok’ değil miydi yahu. Sebze çorbası gibi. Her şey var. Mustafa Beyfendi muhafazakar biri zannedersem; din ile harmanlamaya çalışmış ama çok karışmıştı her şey. Yani ben beğendim, beğendim ama konunun daha sakin kalıp ilerlemesini isterdim. Kitaptaki alıntıyla “imanı var ama ameli yoktu” benim içinde fikir vardı ama yok yoktu diyebiliriz. Yine de #okuyunokutturun derim.
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2020 4. kitabı
Üslûbu gerçekten çok güzel olan Mustafa Kutlu’nun Harika bir eseri hikayedeki akıcılık gerçekten güzeldi. Bedir’in başından geçenlerin anlatıldığı okurken sıkılmayacağınız okunması gereken bir eser.
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma
10/10
·158 syf.·
2022 8. kitabı
Kitabı o kadar beğenerek okudum ki; olay örgüsü, anlatımı, kitabın akışı bir yana, derin bir mevzuyu, dünya ve ahiret hayatını, dengeyi nasıl sağlayamadığımızı, nasıl sağlamamız gerektiğini, bunun da ne kadar zor olduğunu okuyucuyu sıkmadan bunaltmadan çok güzel anlatmış. Mustafa Kutlu her kitabında olduğu gibi bu kitabında da günlük bir dile, samimi bir anlatıma yer vermiş ve okurken dış dünyayla bağları koparıp kitabın içinde yaşamaya başlıyor insan ve bu, kitabı daha aktif, daha anlaşılır kılıyor bence. Ben severek, etkilenerek okudum, aklımda yer edecek, hoş bir yer tutacak mütevazı bir kitap.
1000Kitap
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma

Yazar Hakkında

Mustafa KutluYazar · 53 kitap
Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947’de Erzincan’un Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Babası Nurettin Bey, annesi Sulhiye Hanım’dır. Beş kardeştirler. Üç ablası ve bir de kız kardeşi vardır. Mustafa Kutlu ‘nun ailesi ilmiye sınıfındandır. Babası Nurettin Bey rüştiye tahsillidir. Nahiye Müdürlüğü yapar. Anadolu’nun pek çok yerinde bu görevi yürütmüştür. Dedeleri de çeşitli memuriyetlerden gelmedir. Soylarına Hacıyakupoğulları denir. Ailenin bilinen bütün kökleri Erzincan’dadır. Babasının görevi sebebiyle bir yerde bir iki sene kalıp başka bir yere nakilleri gerçekleşir. Babası 1953 yılında emekli olduktan sonra Erzincan’a döner, kahvelerde arzuhalcilik yapar. Babasını 1959 yılında 12 yaşındayken kaybeder. Babası ile pek fazla içli dışlı olamaz. Nurettin Bey tam bir Osmanlı Beyefendisidir. Eski harfleri çok iyi yazar. Kutlu’nun kendisi gibi Nurettin Bey de babasını 12 yaşında kaybeder. Babanne ikisi erkek, ikisi kız olan çocuklarını kendi başına yetiştirmek zorunda kalır. Mustafa Kutlu ‘nun Annesi Sulhiye Hanım ve babannesi de tam bir Osmanlı Hanımefendisidirler. Eşlerinin yokluğunu çocuklarına hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterirler. Sulhiye Hanım’ın isminin kaynağı 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir. “Sulh” olduğu için ismini Sulhiye koymuşlardır. Çocukluğunda yazları annesinin köyüne gider. Eskiden şehir ve taşra hayatı birbirinden bugünkü kadar kopuk değildir. Erzincan’da mahallelerinin hemen yakınında bir köy uzun yıllar; ahırıyla, mereğiyle, davarı, nahırıyla varlığını korur. Babasının tayin edildiği bir nahiyede ev bulamadıkları için istasyon yakınlarında bir binada kalırlar. Burası Kemah Beylerinden Sağıroğulları’nın Cebesoy İstasyonu’na yaptırdıkları bir dinlenme evidir. Kısa bir süre de karakol binasında kalmışlardır. Bu günlerin hatıralarını Kupa Maçı [Gİ] ve 5492 [AKY] isimli hikâyelerinde kullanır. Burada dumanlı trenler, istasyonlar, demiryolu çalışanları, ıssız tabiat ve hayvanlarla içli dışlı olur. Beş altı yaşlarındayken okula giden ablalarının kitaplarından okuma yazmayı öğrenir. Bu kitaplardaki şiirleri ezberler. Okula gitmeden önce ikinci üçüncü sınıf talebesi kadar bir birikime sahip olur. Babasının ölümü ile birlikte (orta ikinci sınıftadır) zor günler başlar. Annesine yardımcı olmak için birçok iş yapar. Sebze halinde arabadan karpuz indirir, kahvede garsonluk, çadırlarda puantörlük yapar. Yine bu yıllarda uğraştığı iki iş vardır. Biri resim yapmak diğeri futbol oynamak. Mahalli ligde futbol oynar. Mustafa Kutlu – Tahsili Mustafa Kutlu, İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Erzincan’da okur. Ortaokula kadar oturdukları ev deprem sonrası yapılan prefabrik evlerdendir. Buraya elektrik gelmediğinden orta ikiye kadar petrol lambası kullanmışlardır. İlkokuldan itibaren edindiği okuma alışkanlığı, ortaokul sıralarında edebî zevke dönüşür. Edebiyat okumayı düşünür; fakat edebiyatçı olmak gibi bir tasarısı yoktur. Lisede fen kolundan mezun olur. Fen koluna giriş sebebini şöyle açıklar: “Sıra arkadaşımla mahalli bir amatör kümede, aynı takımda top koşturuyoruz. Çocuk kütüphane müdürünün oğlu ve dersleri çok iyi. Ben haytayım, derslerim o kadar iyi değil. O arkadaşım babasının yönlendirmesiyle fen bölümüne giriyor. Fen, yani zor bölüm, ki üniversitede tıp kazansın, teknik üniversiteye falan gitsin. Ben de diyorum ki, “ulan orayı yapamayız oğlum, biz top oynuyoruz, edebiyata gidelim, edebiyat kolay.” O fen koluna gidince ben de onun peşi sıra fen bölümüne gittim. Yani arkadaş kurbanı oldum.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu on üç dersten bitirme imtihanına girerler. Yazılıyı vermeyeni sözlüye almamaktadırlar. Birçok öğrencinin tek dersten kalıp liseyi bıraktığı bir dönemde mezun olabilen iki öğrenciden biridir. (1963) Mustafa Kutlu , Liseyi bitirdikten sonra resme olan hevesi yüzünden Güzel Sanatlar Akademisi imtihanına girmek ister. O güne kadar Erzincan sınırlarına çıkmamış bir taşra çocuğunu Güzel Sanatların “frapan havası” iter. Böylece on yıl uğraştığı resim defterini kapatır. Buraya girmeyişinin bir başka sebebi de taştada bir kılavuzu olmayan, belli bir eğitimden geçmemiş, kendi kendini yetiştiren bir ressam adayının pek bir yere varamayacağını hesap etmesidir. Mustafa Kutlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesine 1964’te kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır. Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Mustafa Kutlu iki arkadaşı ile birlikte Erzurum Halkevi salonunda yağlıboya resimlerinden oluşan bir sergi açar. Burada 30-40 kadar resmi sergilenir. Üniversite üçüncü sınıfa kadar aklında yazı yazmak düşüncesi yoktur. Mustafa Kutlu bir gün Orhan Okay Hoca’nın odasında Hareket Dergisi’nin sahibi Ezel Erverdi ile karşılaşır. Bu karşılaşma hayatında bir dönüm noktası olur. Çünkü Ezel Erverdi desensiz mesensiz diye eleştirdiği Kutlu’dan desen göndermesini ister. Gönderdiği ilk desenler Hareket’in 28. sayısının kapağını süsler. Sonra bu dergide hikâyeleri de yayımlanmaya başlar. İlk hikâyesi 29 Mayıs 1968’de yayımlanan “O…”dur, hikâye ile birlikte biri kapakta olmak üzere 6-7 deseni çıkar. Üniversitenin son sınıfında Orhan Okay Hoca ile “Sait Faik’in hikâyelerinin resim ve perspektif açıdan incelenmesi” konulu tezini hazırlar. 1968’de okulu bitirir. Mustafa Kutlu – Memuriyeti 1969’da Erzincan’da görücü usulü ile, hayatımın en güzel tevafuku dediği eşi Sevgi Hanım ile evlenir. (Bu evlilikten bir erkek bir kız çocukları olmuştur. ) Evliliği ile birlikte öğretmenliğe başlar. İlk tayini Tunceli’ye çıkar. Dört yıl Tunceli Lisesi’nde çalışır. 1972 yılında İstanbul’a tayin edilir. Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi’nde iki yıl öğretmenlik yapar. 1974 yılında çok sevdiği mesleğinden istifa ederek ayrılır. Hareket Yayınları’nı genişletmek isterler. İstifa gerekçesini şöyle açıklar: “Öğretmenliği çok seviyordum; fakat yine de dergiye ağırlık vermemiz gerektiği için istifa ettim.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu – Yayın Hayatı Mustafa Kutlu, 1968 yılında İstanbul’da çıkan Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi’nde yayımladığı hikâyelerle yayın dünyasına girdi. Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler gibi dergilerde yazdı. “Üniversite yıllarında yazmaya başladım. İlk yazdığım “O” hikâyesinden itibaren bütün yazdıklarımı yayımladım. Bu işi şuurla yürüttüm. Bizim neslin bu sahada ağabey, hoca, arkadaş kabilinden mürebbisi yok sayılır. Kendimi yetiştirdim. Bu açıdan ilk hikâyelerimin yayınlanması, hatta kitap haline gelmesi hem bir şans, hem bir talihsizliktir. Okuyucunun karşısına olgun örneklerle çıkamadım, ancak zamanla kendi hikâyeme doğru yürümeye başladım. İlk iki kitabım hazırlık dönemidir.” (Yaşar Kaplan, “Mustafa Kutlu’yla Bir Söyleşi”, Aylık Dergi, Sayı 63-64-65, 1984, s:44) Hikâyeleri, desenleri ve diğer yazıları Hareket dergisinde yayımlandı. Adımlar dergisinde şiirleri de vardır. Hikâyelerini bu dönemde kitaplaştırmaya başladı. İlk hikâye kitabı “Ortadaki Adam” (1970) Hareket Yayınları tarafından basıldı. Bunu “Gönül İşi” (1974) takip eder. Bu arada iki inceleme yayımlar. Bunlar Sabahattin Ali ve Sait Faik üzerinedir. Bunların yayımlanması ona göre hem bir şans hem de bir şanssızlıktır. “Talebelik sırasında yapmış olduğum iki çalışma hemen yayımlanma şansı buldu. Bunlar erken yayının bütün acemiliklerini taşıyan kitaplardı; ama benim için büyük bir şanstı.” (Adnan Tekşen, “Mustafa Kutlu ile Mülakat”, Zaman, 16 Temmuz 1987, s. 9. Mustafa Kutlu , Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin (8 cilt 1976-1998) 2. ciltten itibaren yayın yönetimini üstlenir ve bu ansiklopediye geniş ölçüde madde yazar. 1974-75’ten itibaren 20 yılını verdiği bu ansiklopediyi 1973’te aldığı Smith Corona marka daktilosundan yazarak çıkarır. Ansiklopedi için şimdi profesör olan D. Mehmet Doğan ile çalışır. Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi 1982’de kapanınca kendi tabiri ile sudan çıkmış balığa dönerler; çünkü dergi ile yaşamaya alışmışlardır. Mustafa Kutlu, 1980’lerin ortasından sonra sinemaya yönelir ve senaryolar yazmaya başlar. “TRT’de dramatik belgeseller yazdım: Divan-ı Lügati’t Türk’ün bulunuşu ile ilgili ‘Bir Kitabın Hikâyesi’; ‘Müzedeki Şiir’, Divan Edebiyatı Müzesi ile bağlantılı bir belgeseldi. Selim ileri ile beraber Pazartesi Hikâyeleri’ni hazırladık; birçoğu çekildi. Halit Refiğ’in yönettiği ‘Kurtar Beni’ ile Osman Sınav’ın çektiği ‘Kapıları Açmak’ görünür hale geldi; çünkü her ikisi de ödül aldı. TGRT’de yayınlanan Ufukta Bir Ağaç’ı yazmıştım…” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe’sini senaryolaştırır. Diyanet İşleri’nin çocuk filmleri yapması ve bu filmlerin TRT’de gösterilmesi için Turgut Özal’ın girişimi ile bir proje hazırlar. Yusufçuk diye 8 bölümlük bir dizi yazar. “İnsanlar Yaşadıkça” isimli dizisi TRT engeline takılır. Son yazdığı senaryolardan birini TRT’ye teklif etmiş, ismi Mavi Kuş olan bu senaryo şu anda sinema filmi olarak düşünülmektedir.” Mustafa Kutlu’nun Kapıları Açmak isimli senaryosunun Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ikincilik derecesi vardır. Mustafa Kutlu, dergiciliğe uzun bir ara verdikten sonra Dergâh (1990) ile bir dönüş yapar. İlk sayısı Mart ayında yayımlanır. Dergi edebiyat-sanat dergisidir. Dergâh’ın çıkışını Sultan Ahmet’teki Derviş çay bahçesinde İsmail Kara, Mustafa Kutlu ve Ezel Erverdi kararlaştırır. Mustafa Kutlu derginin yanı sıra Kutlu, hâlen Dergâh Yayınevi’nin yönetimini de sürdürmektedir. 1986 yılından itibaren Zaman gazetesinde “Bir Demet İstanbul” başlığı altında şehir yazıları yayımlanır. Bu yazılar daha sonra Şehir Mektupları (1995) adı altında kitaplaşır. Halen Yeni Şafak’ta kültür-edebiyat yazıları yazmaya devam eden Kutlu, aynı gazetede spor yazıları yazmaktadır. 2012 yılında Osman Sınav’ın yönetmenliğinde ve Kenan İmirzalıoğlu’nun başrollüğünde “Uzun Hikâye” isimli eseri beyaz perdeye aktarılmıştır.