Sulu Melankoli Soslu Kof Acılar
3/10
·176 syf.··
2025 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 00:00
Ayfer Tunç'un Aşıklar Delidir romanı için şunları yazmıştım: "... yapay ağızlarla, hayata dair büyük sözlerle konuşuyor roman kişileri. Kitschliğe varan benzetme ve eğretilemelerle dolu kitap. Sürekli komik bir melankolinin içindeyiz. ... kitapta o kadar çok "yapma" acı var ki insan rahatsız oluyor ... Merak unsuru yaratmak artık niteliksiz eserlerde bile kolayca ulaşılabilen bir amaçken bu romanı bitirdiğimde elimde kahırdan başka ne kaldı bilmiyorum." Yazının tamamı için: https://1000kitap.com/gonderi/238385618?oku=1 "Yaşamaklar"ın fazlası var eksiği yok. Kitabın ilk sayfasında bizi saçma sapan konuşan bir roman kişisi karşılıyor: Kenan. Kenan Korece öğrenme sevdasından, klarnet çalma isteğinden, rüyalarından falan bahsediyor. Korece klarnet çalabilme isteğini, rüyalarını Korece görme arzusunu da ekliyor. Okur olarak neyse diyoruz, belki ilerde bu ilgiler hikayede önemli rol oynayacaktır, sabredelim. Sonra Kenan bir kafede klarnetini çıkarıp tam bir salak gibi alıştırma yapmaya başlıyor. Yani kafenin orta yerinde neredeyse hiç klarnet çalamayan bir adam insanları rahatsız ediyor. Öyle olunca kafe sahibi bir garsondan onu uyarmasını istiyor. Garsonumuz Füsun, Kenan'ı uyarıyor ama içine de dert oluyor, mesai bitiminde Kenan'ın masasına oturup özür diliyor, sonra tanışıyorlar, sevgili oluyorlar falan filan. Ve ne Korece ne klarnet hikayenin kalanında önemli bir rol oynuyor. Kenan ve Füsun'un aşkları öyle havada ki ayrılıkları zerre etkilemiyor bizi. Çünkü onların aşklarını okumadık. Kenan "Füsun çok güzel, Füsun harika, onu çok seviyom"dan başka bir şey demediği için ilişki sahici bir hal alamıyor. Yazarımız Caner Bey, roman kişilerinin kişiliklerini ve aralarındaki ilişkileri göstermekten çok anlatıyor. Offf dedirtecek kadar çok anlatıyor. Caner Bey hiç susmuyor, o ne hissetti bu ne düşündü hepsini detaylıca biliyoruz ama ortada eylem yok. Yarım yamalak inşa edilmiş, klişe ve kof itkilere hareket eden (daha doğrusu duran) bu kişilere inanmıyoruz, onlara yakınlık kurmuyoruz, duygudaşlık hissetmiyoruz. Herkes bir elem yarışına girmiş, ortalık acı deryasına dönmüş ama okur olarak kirpiğimiz bile titremiyor çünkü bu acılar sahici değil. Aşklar da öyle. Her şey çok yoğunmuş gibi sergileniyor ama o kadar seyrek ki okura geçmiyor. Zaten tüm bunları bize aktaran dil de çok kötü. Caner Bey çok yaşlı benzetmelerle, antik eğretilemelerle kuruyor dilini. Bazen de düpedüz saçmalıyor: "Herkesin yaraları vardır. Yaraların herkesi yoktur." s. 77 "Bastırdığım, bilincimin altına gönderdiğim her duygu, düşünce, hırs, hınç tatil öncesi kapanmayan bavullar gibi ortalığa dökülüp saçılmıştı birden." s. 99 Sinirden elim ayağım titriyor. Sonra devam edeceğim incelemeye.
YaşamaklarCaner Almaz · Everest Yayınları · 2021209 okunma
··
112 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.