Gönderi

Puan vermedi·76 syf.··
2025 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 17:20
Sayfalarının ötesinde, kısa ama az sözle çok şey anlatan kitaplar vardır ya, Cemile de o kitaplardan biri benim için. Çok severek okuduğum bu kitap, Aytmatov’a asıl ününü kazandıran bir kitapta aynı zamanda. Yer yer daha önce okuduğum Toprak Ana’nın izleri de vardı bu kitapta; savaş, tarlada çalışan kadınlar ve çocuklar, onların savaş dönemindeki yaşam mücadeleleri… Her ne kadar bu izleri barındıran bir kitap olsada, hikaye kendi bütünüyle farklı tabi. Burada öne çıkarılan savaş değil, bir aşk hikâyesi. O yüzden tekrarlanan bir hikâye değil de, farklı bir hikâye söz konusu elbette. Uzun bozkır betimlemelerinin arasında bir aşk hikayesi Cemile. Hatta daha fazlası. Kitabın alt metnine dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim bunu. Benim için kitabı etkileyici yapan, başta söylediğim gibi Aytmatov’un az sözle çok şey anlattığı kısım da bu kısım nitekim. O yüzden kitabı anlamak için kitabın alt metnine dair konuşacağım biraz da. En başta aşkı sorgularsınız bu hikaye ile. Bu aşkın öznesi Cemile ve Danyar üzerinden saatlerce konuşulabilir aşka dair tanımlar. Cemile ve Danyar’ın aşkı bu türden bir aşk çünkü. Her ne kadar Cemile’nin güzelliği dillere destan olsa da aşkın güzellikten, fiziksellikten, dıştan öte içe dair, ruha dair olduğunu anlarsınız onların aşkıyla. İşin ruh kısmı da çok şey söyler bize. Aytmatov’un kitapta oluşturduğu karakterler de salt bir karakterden çok, alt metindeki anlama dair ayrı ayrı çok şey söyler bize. Cemile’ye bakarsınız ve onun cesaretiyle, yapmış olduğu seçimlerle kendi benliğini, onu Cemile yapan karakterini nasıl inşa ettiğini görürsünüz. Toplumun ona dayattıklarının aksine, kalbini dinlemenin, kendini dinlemenin, kendin olabilmenin, buna cesaret edebilmenin biricik örneğidir Cemile. Aytmatov bunla da yetinmez, Cemile’nin o muhteşem cesaretinden Seyit’e; hikayeyi dinlediğimiz, Cemile’nin on beş yaşındaki kaynı, hatta onun ifadesiyle “kiçine bala”’sına da yerleştirir o ruhtan. Ya da belki de cesaret bulaşıcı bir şeydir, ne dersiniz? Bir anlamda bu yönüyle de benzer Cemile’nin hikayesi Seyit’in hikayesine. Cemile’nin aşkı Danyar’sa; Seyit’in aşkı da resim yapmaktır. Cemile nasıl mutluluk arayışındayken Danyar ile o mutluluğa doğru yola çıktıysa; Seyit de kendi mutluluk arayışında o yolculuğa resimleriyle birlikte, yeni resimlerine doğru, yani aradığı o mutluluğa doğru yola çıkar. Sonra, kitapta Cemile’nin eşi Sadık’a, köyün yerlilerinden Osman’a baktığınızda, ataerkil bir toplumda “gücün” kendinde olduğunu zanneden erkekleri görürsünüz. Kadınlara istedikleri gibi davranabileceklerini düşünen bu erkekler, onları kendileri için yaratılmış birer “nesne” olarak gören zavallı bir zihniyete sahipler. O yüzden topluma dair çok şey anlatırlar aslında. Aytmatov da bu karakterler üzerinden bahsettiğim bu anlamlarla birlikte, toplumun kadına bakışını gözler önüne sermiş bir anlamda. Problemli bulduğum bu zihniyet kadınlara da sirayet etmiş ne yazık ki. Cemileyi yargılayan bu kadınlar da toplumda “gelenek” adı altında yerleşen şeyleri ve kadına bakışı yansıtan söylemlerde bulunuyorlar nitekim. Uzun lafın kısası, Aytmatov öne çıkardığı bu aşk hikayesinin yanında bir yönüyle, tüm bu anlamları da düşünürsek, bir aşk hikayesinden daha fazlasını okumayı vaat ediyor diyebiliriz. Toprak Ana’ dan sonra söz verdiğim gibi Aytmatov okumaya devam edeceğim. Beni bekleyen bir Aytmatov külliyatı var anlayacağınız. Ama seve seve, zevkle efendim!
Edebiyat
CemileCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202144,5bin okunma
·
70 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.