8/10 her sayfasında beni kendine daha çok çeken, olay örgüsü o kadar girişik olup o kadar da akıcı olan, uzun zamandır bu kadar kısa sürede bitirdiğim bir roman okumamıştım.
Olay 2 kadın ve onların yaşantısı üzerinden Afganistanda olan yaşantı, Sovyetlerin terk edişi, savaşlar, pakistana sığınış, taliban ve kurtuluşunu anlatıyor. Bu süreçte kadınların yaşamlarından aşk, terk edilmişlik, aile yaşantısı, kısıtlamalar dile getirilmiş şimdi özeti aktaracağım spoiler içermekte haberiniz olsun
"Bunu öğren, kafana iyice sok, kızım,'' dedi Nana. "Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, mutlaka bir kadını gösterir. Her zaman. Bunu hiç unutma, Meryem."
Gayrimeşru çocuğuna bu dizeleri söyledi Nana çünkü babası olacak Celil onu evden atmış zenginlik içinde yaşayan bir adamdı
Uzak bir yere yapılan izole kulübeye üvey abileri erzak getirir onlar ise hakaretle karşılık verirlerdi
Okula üvey kız kardeşleri giderken Meryem gidemeyecekti çünkü annesi kesinlike karşı çıkmıştı
""Korkuyorsun, Nana, derdi ona. Hiç tadamadığın mutluluğu benim bulmamdan korkuyorsun. Benim mutlu olmamı
istemiyorsun. İyi bir hayatımın olmasını istemiyorsun. Habis fesat kalpli olan sensin.""
Babasından onu kardeşleriyle birlikte pinokyo izlemeye götürmesini istemişti
Babasını görmek için şehre indi fakat eve alınmadı sokakta sabahladı ağlamaktan bihal olup şoförle eve yollandığında annesının kendini astığını gördü ne büyük acı
Meryem uzaklara gönderiliyordu, çünkü duydukları utancın ete kemiğe bürünmüş haliydi o; yürüyen, soluk alıp veren bir ayıp. Onu yaşlı bir adamla evlendirmek ve bu durumu övmek ne kadar mide bulandırıcı sayfalardı kız henüz 15 yaşındaydı
Babası yolcu etmek için kızını otobüse bindirirken Meryem “Sana tapardım” dedi ,perşembeleri iple çekerdi oysaki. Meryem bu kadar çok kadının nasıl olup da aynı bahtsızlığa düştüğünü, hepsinin de nasıl böylesine berbat erkeklerle evlenebildiğini merak etti. Yoksa bu, evli kadınlara
özgü, kendisinin bilmediği bir oyun, pirinç ıslamak ya da hamur yoğurmak gibi, gündelik bir ritüel miydi?
""Bir kadının yüzü, demişti, yalnızca kocasını ilgilendirir. Bu sayfalardaki kadınların da
kocaları vardı belki. En azından, erkek kardeşleri, ağabeyleri vardı. Bu durumda, aklı fikri başka erkeklerin karılarının, kız kardeşlerinin mahrem bölgelerinde olan Raşit, onun örtünmesi için neden baskı yapıyordu?"" Mevsimin ilk karında bu kadar büyüleyici olan nedir acaba, diye merak etti; neden böylesine etkiler insanı? Henüz kirlenmemiş, el değmemiş bir şeyi görme şansı mı? Yeni bir mevsimin, güzel bir başlangıcın çabucak uçup gidecek olan zarafetini, ayaklar altında ezilmeden, kirletilmeden önce yakalama telaşı mı?""
Bebeği olduğu haberinden sonra kaybettiği haberini almak çok üzücüydü Hatta bu durumun 6 kere yaşanmış olması 4 yıllık evliliklerinin her gününün daha da kötü gitmesi kızı bayağı kötü etkilemişti
Ardından konu Leyla’ya geliyordu
“”Daha çok küçüksün biliyorum ama bunu şimdiden anlamanı ve iyice öğrenmeni istiyorum, demişti. Evlilik bekleyebilir, eğitim beklemez. Sençok zeki bir kızsın. Gerçekten öylesin.İstediğin her şeyi olabilirsin Leyla. Seni tanıyorum. Ayrıca bu savaş bittikten sonra Afganistan’ın erkekler kadar, belki daha da çok sizlere gereksineceğini biliyorum. Çünkü bir toplumun kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur, Leyla. Hiç yoktur.””
Sovyetler’in işgal ettiği Kabilde okuluna giden bir kızdı Leyla Meryemlerin komşusunun kızı
Artık şuna inanıyordu: Bütün sevgilerini, zaten sahip oldukları çocuklara verip tüketen ana-babaların, yeni çocuk yapmalarına izin verilmemeliydi. Haksızlıktı bu.
Leyla’nın arkadaşı sevdiği kişi Tarık’tı. Haftalarca gittiği yerden gelmediler Leyla çok korktu onu terk ettiklerinden.
Leyla’nın annesi 2 oğlunu savaşa gönderen ama kızına karşı hiç ilgi göstermeyen onu okuldan almak yerine evde uyumayı tercih eden bir kadındı
Kötü haber geldi ve Ahmet ve Nur ölmüşlerdi aile 2 çocuğunu birden kaybetmişti
“”Anne onun Leyla'nın ,sehit olmadığını, hala yaşadığını, yanında olduğunu, umutları, bir geleceği olduğunu fark etseydi. Ama Leyla kendi geleceğinin, ağabeylerinin geçmişiyle boy ölçüşemeyeceğini biliyordu. Yaşarken kızı gölgede bırakmışlardı. Ölümleriyle de yeryüzünden tamamen silmişlerdi. Anne şimdi onların hayat müzelerinin müdürüydü, Leyla ise yalnızca bir ziyaretçi.””
Sovyetler ülkeyi terk etmişti halk sokaklara döküldü tankları şehirden uğurlamak için
Ardından anne kendine geldi yatağından çıktı ve bir ziyafet organize etmek istediğini söyledi
Annesi kızını Tarık konusunda uyardı onların adının çıkabileceğini artık küçük çocuk olmadıklarını vurguladı kızı annesine sadece arkadaş olduklarını söylüyordu ama çoktan Tarık’a aşık olmuştu
Tepeden tırnağa silahlı olan ama ortak bir düşmandan yoksun kalan Mücahitler, düşmanı birbirlerinde bulmuştu. Hükümet kuruldu fakat halk dinginleşmemişti
Mesutun adamları ve mücahitler arasında kalan şehirde her gün bombalar roketler patlamaktaydı
Roketler en yakın arkadaşından birisi Citiye işaret edip onu öldürmüştü.
Bir ikindi vakti ikisinin de beklediği an geldi ve birlikte oldular ama Tarık şehri ailesiyle terk edecekti ne kadar yalvarsa da Leylayı ikna edemedi o da babasını bırakmak istemiyordu
“”Bu kentin ne çatılarını ışıldatan ayları sayabilirsin, Ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi. "
Solonda anne ikna oldu ve kabilden onlar da ayrılacaklardı
Ama bir patlama ve babinin üstündeki kıyafetin deseni Leyla’nın gözleri önünde derin bir sessizlik
Tek sağ kurtulan Leyla oldu onu Meryem ve Raşit evine aldı. Bir adam ziyaretlerine gelir ve Tarık hakkında şoka edici bilgiler verir bir saldırıya uğramışlardır ve iki bacağı da artık yerinde yoktur Tarık’ın
“”Şimdiyse bir başka yabancı bir başka ölüm haberi getirmişti. Şimdi kanepede oturan, kendisiydi. Ona kesilen ceza bu muydu yoksa;öz annesinin çektiği acıya uzak kalmasının bedeli?””
Tarık da Leylayı yalnız bırakıp gitmişti bu dünyadan
Raşit evde barınabilmesi için Leylayı eş olarak istediğini söyledi. Leyla nın cevabıysa düşünmeden evet oldu Neden vakit kaybetmemek gerekti çünkü karnındaki bebeğin Tarık babasıyken bir an önce halledilmesi gerekiyordu
Meryem’e o kadar kötü davranıyordu ki Raşit, sabki bir hizmetçiden farksızdı
"İşte, Kutsal Kitabın şarapı yasaklamasının nedeni de bu: Sarhoşun günahının bedelini hep ayık öder. Daima."
Bebekleri dünyaya gelmişti ismi azize ama Raşit bu ismi hiç telaffuz etmiyordu yalnızca bebek
Evden kaçmak için azar azar para çalıyordu Leyla Raşit’ten
"“Orada, geleceğin hiçbir önemi yoktu. Geçmişse yalnızca tek bir dersi içeriyordu: Sevgi, insana zarar veren bir hatadır; işbirlikçisi, yani umutsa tehlikeli bir yanılsama.""
Meryem ve Leyla arasındaki gerilim bebek azize sayesinde biraz olsun azalmıştı birlikte dertleşiyorlardı
1992 yılından sonra şeriat ile yönetilmeye çalışılan bir islam devleti olduğu için kadınlar çocukla evden kaçtıktan sonra yolculuk etmeye bir erkek yolcu kestirmek zorundalardı.
Güvendikleri adam parayı alıp bilet almıştı fakat görevliye her şeyi anlattı akrabaları olmadığını yalan söylediklerini ardından kadınlar kendilerini karakolda buldu.
Eve geri geldiklerinde günlerce aç susuz kaldılar azize öldü ölecekti ki en sonunda Raşit kilitlediği kapıyı açıp yine tekmeler savurarak tehtid edene kadar.
Taliban ülkeyi ele geçirdikten sonra islam emirliği kuruldu ve her iki cinsiyete de kısıtlama getirildi kadınların remen varlığı sorgulandı asla dışarı tek çıkılmayacak okul yok süs eşyası yok resim müzik sanat yok erkekler türban takacak gibi akla hayale sığmayan kısıtlamalar şeriad adı altında zorunluluk kılındı
“”Taliban, Tarık'ın en sevdiği şarkıcının, Ahmet Zahir'in mezarına kurşun yağdırdı. "Öleli neredeyse yirmi yıl oluyor," dedi Leyla Meryem'e. "Ölmek bile yetmiyor mu?" İnsani bütün sosyalleşmeye yönetim tarafından el konulmuştu ama zaten Raşit’in evinde de yıllardır durum çok da farklı değildi.
Leyla Raşit’ten olan çocuğunu narkozsuz kadın hastanesı denilen bir oksijeni bile olmayan bir hastanede doğurmuştu bir oğlan çocuğu ve onu azize kadar çok sevdiğini hissetmek Leyla’ya güç mutluluk veriyordu
Raşit azizeyi bir yere vermeyi teklif etti çünkü kazandıkları yetmiyordu beş kişiye Leyla karşı gelince tokat yedi ve beklenmedik Leyla’nın da anlayamadığı şekilde Leyla da Raşit’e set bir yumruk attı
Kuraklık almış başını gitmişti açlıktan ölmek artık kulağa o kadar da uzak gelmiyordu
Yardım için Meryem’in babasına ulaşmaya çalıştılar fakat taa on üç yıl önce öldüğünü öğrendiler
Azize yi özel bir okula vermek zorunda kaldılar büyük bir elvedayla.
Tarık ölmemiş Raşit ve bir adamın oyunu yüzünden ölü gibi Leyla’ya gösterilmişti
Tarık ona ciltlercesine mektup yollamış ama eline hiç ulaşmamıştı. Oğlu ise Raşit’e bir erkeğin annesini ziyarete geldiğini söylemişti Olanları duyan Raşit Leylayı öldürme niyetiyle kemerini öyle bir vurdu ki defalarca Meryem dayanamayıp bir sürü kürek darbesi indirdi Raşit’in kafasına
Adamı öldürmüşlerdi belki de yaklaşık yüz sayfa önce yapmaları gereken bir cinayeti anca işleyebilmişlerdi
Leyla pembe hayallerde buralardan gitmeyi tasarlasa da Meryem akıllıca davranıp çocukları riske atmadan onlardan ayrılmıştı
Meryem hapishaneye girdikten sonra davası görülmüştü
Gayri meşru başlamış olan hayat meşru bir şekilde bitiyordu Meryem idam cezasına çarptırılmıştı içindeyse Azize’nin büyüdüğü zamanları görememenin hüznü vardı.
Leyla ile Tarık evlenmiş ve otelde temizlik görevine dönmüşlerdi o sıralarda ikiz kulelere saldırı düzenlenmiş bu sefer Amerika Afganistan’a saldırmıştı .
Kendisini uzak memlekete ait hissetmeyen Leyla savaş bitip de kabil biraz daha özgürleştikten sonra Tarık’ı ikna edip oraya gitmek istiyor.
Ülkeye vardıklarında Leyla ilk Meryem’in evini herat ı ziyaret ediyor
Mollanın evine yaptığı ziyarette bir kutu bıraktığını öğreniyor Celil’in içinde bir kaset ve Meryem’in zamanında evden kaçıp annesinin intiharıyla alakası olarak gitmek istediği sinemadaki Pinokyo filmi
Şehir düzene girmişti artık okul sinema çarşı
Azizeyi bıraktıkları yetimhaneyi onarıyorlar o kadar duygulu bir an ki
“”Ama oyun sadece erkek isimlerini kapsıyor. Çünkü kız olursa, Leyla hangi adı koyacağını biliyor.””
Leyla yetimhaneyi okula dönüştürüp orada öğretmen okuyor ve Tarık’la yeni çocuklarının hayalini kuruyor