·140 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Şubat 2018 23:36 Yeraltından Notlar'ı okumadan once şunları bilmek, Dostoyevski'nin bu romanı nasıl bir ruh halinde yazdığını hayal etmek faydalı olabilir; Dostoyevski 1846'daki ilk romanı "İnsancıklar"la önemli bir başarı ve ün elde etmiş, ne var ki sonrasında yazdıkları ile beklediğini bulamamış. Bu süreçte Çarlık karşıtı örgütlerde yer aldığı gerekçesiyle idama mahkum edilmiş, cezası son dakika affedilip kürek ve hapis cezasına çevrilmiş adam. Bu sefaleti ve zorlukları yaşadıktan sonra Petersburg'a dönmüş 40 yaşlarında bir yazar.
Kitabın açılış cümlesi, ruh halini ve anlatacaklarını özetler gibi: "Ben hasta bir adamım... Kötü bir adamım. Suratsız bir adamım ben."
Öz güvenini yitirmiş, toplumdan dışlanmış bir anti-kahramanın iç hesaplaşmasını okuyoruz. Anlayışlı olması, "güzel ve yüksek şeyler" peşinde olması, erdemli olma gayreti, onu ötekileştiriyor. Bilinçli bir insan olma gayreti, kararlar almasını zorlaştırıyor.
Ortaya koyduğu fikirlerden birisi de şu; İnsan aslında iki kere iki, dört eder'in peşinde değildir. Gayeden ziyade, o gayeye giden yolu sever. Bazen acının, ıstırabın peşindedir insan, bundan haz duyar.
Dostoyevski kitabın ilk bölümünde, ezilmiş, yenilmiş ve öz güvenini kaybetmiş kahramanın anlatımıyla, bunları tartışıyor.
Kitabın ikinci bölümünde ise, tartıştığı bu kavramlara paralel, kahramanın 24 yaşındayken yaşadıklarını öğreniyoruz.
Toplumdan o kadar dışlanmış hissediyor ki kendisini, yolda çarpışmamak için her seferinde yol vermek zorunda kaldığı bir subaya artık yol vermek zorunda kalmamak, yanından geçerken ona çarpabilmek, kendisi için başlı başına bir mücadele konusu oluyor. Yolda o subaya çarpmayı başardığında -adam heybetli olduğu için bizimki savrulmuş olsa bile- toplumsal açıdan eşit olduklarını gösterebilmiş, amacına ulaşmış hissediyor kendisini.
Kitabi yaklaşımları ve konuşmalarıyla arkadaş grubundan dışlanması, kahramanı daha gergin ve saldırgan bir ruh haline sokuyor. Gereksiz sert çıkışlar yapıp daha sonra bu çıkışlarından pişmanlıklar yaşıyor.
Aslında istenmediği, ancak kendisini zorla davet ettirdiği bir yemekte, arkadaşları onunla alay eder, küçük düşürürler. Arkadaşlarından Zverkov, "l'homme de la nature et de la vérité"yi temsil ediyor. Yani bilinçli ve anlayışlı olmayan insanı. Bu tip insanlarla bir türlü uyumlu hale gelemez kahramanımız.
Arkadaşlarının yemekte kendisini küçük düşürmesi sonrasında, öfkesini çıkarabilmek için bir fahişeye gider. Onu, sert ve kitabi sözleriyle hırpalamaya çalışır. Fahişeyi, içinde yaşadığı bataklıktan kurtarılması gereken birisi, kendisini de bunu sağlayan kahraman rolüne koymaya çabalar. Ama bunu da beceremez. Sonrasındaki bir kaç günü, fahişenin kendi evine geleceği ve kendi sefil yaşantısını göreceği endişesiyle geçirir.
Dostoyevski'nin gerçekçi anlatımıyla, "güzel ve yüksek şeyler" peşindeki karakterin başarısızlığı, ezilmişliği, toplumda hor görülmesi, içinde bulunduğu ruh halini, toplum içinde kendini muhattap olarak kabul ettirme çabasını okuyoruz.