Mostar’dan Saray Bosna’ya 2 saatlik bir tren yolculuğu süresinde okudum Jack London Jack London’ın Oyun Oyun romanını. Öyküsü kısa, canlı, sürükleyici ve bir o kadar da anlamlı.
İki aşık, Joe ve Genevieve, en saf, en temiz, en umut dolu iki genç onlar! Biri güzel ama sadece güzelliğiyle değil, yüreğiyle de hayattaki duruşuyla da… Diğeri güçlü, ama sadece bedeniyle değil karakteriyle de tutkularıyla da…
Öyle içten bir sevgi ki yazılan, dokunmaya kıyamıyor, gözünden sakınıyor adeta sevenler birbirlerini. Ama Joe’nun, tutkusu, kendi emeği ve çabasının ürünü, diğerlerinden onu farklı kılan adanmışlığı, boks, bu iki sevgilinin arasındaki en büyük sorun.
Genevieve’in yüreği kaldırmıyor Joe’nun yiyeceği yumrukları; ama Joe vazgeçmiyor, para da kazanması gerek ne de olsa evlenecekler, ev bakıyorlar aşklarına…
Son bir Oyun’a izin veriyor kız istemeye istemeye, Jack London da şahitlik etmemizi istiyor bizden bu oyuna. İlk defa bir boks maçını okudum, üstelik nefessiz bir şekilde. İşte kalemin gücü bu!
Oyun, işçi sınıfından iki gencin, gençliğin ve tek başına hayat mücadelesi vermenin, kendini inşa etmenin zorluğunu akıcı bir dil ve zeki bir kurguyla yansıtıyor.
Kitabın arkasında yer alan, çevirmen Levent Cinemre tarafından eklenen açıklamalar mutlaka okunmalı, kitaba, bitiminden sonra daha farklı bir anlam kazandırıyor.