·160 syf.····Okunma: 20 Haziran 2025 15:25 Kitabı 2 ayrı açıdan incelemek gerektiğini düşünüyorum;
1) Kitap Osmanlı zamanındaki “Pera” nın, Cumhuriyet dönemi “ Beyoğlu” suna dönüşüm sürecini, evriminini, çok yönlü bir şekilde ele almış. Ağırlıklı olarak Pera’yı Osmanlı’nın yegane kozmopolit semti yapan Rum, Ermeni, Yahudi kültürlerinin çeşitli etkileri incelenmiş. Mimari, kiliseler, sinagoglar, yemekler, giyim - kuşam, tiyatro, müzik, sinema, Beyoğlu gece hayatı, yemek kültüründe yaşanan değişim ve dönüşüm 1860’lardan-1960 lara gayet güzel ve faydalı bir şekilde incelenmiş. Bu kitabın takdir ettiğim tarafı.
2) Gelelim kitabın asıl yazılma nedeni olduğunu düşündüğüm tarafına…
Kitabın her sayfasında “ Osmanlı zamanında Kozmopolit, çok kültürlü bir Pera vardı; 1923 ‘te cumhuriyetin kurulmasıyla, Türk milliyetçisi, tek tipleştirici, sansürcü, baskıcı Cumhuriyet hükümeti ile, Pera’nın bütün o farklı renkleri yok edildi” tezini her sayfada, her satır arasında hissediyorsunuz. Bir kere böyle bir görüşü yazacaksanız, 1920 leri, 1930 ları, dönemi, Dünya ve Türkiye Konjektörünü ele almak zorundasınız. Hitler’in, Mussolini’nin, Stalin ‘in, Franco‘nun dünyayı inlettiği faşizan bir zaman söz konusu. Kitap bunlara hiç değinmeden yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni satır aralarında “ baskıcı, otoriter, tek tipleştirici” olmakla itham ediyor. 6-7 Eylül olaylarını, cumhuriyetimizin görüşüne bağlamaya çalışıyor. Böyle bir konuda tarihsel, belgeli ve bilimsel bir kitap yazılmaya çalışıyorsa neden-sonuç bağlantılarını, belgelerini, tarihi çok iyi analiz etmek gerekir. Yoksa bu salt karalama oluyor.
Bu negatif yanlarına rağmen kitabı , İstanbul’un, Beyoğlu’nun , azınlıkların tarihine ve kültürüne meraklı olan herkese tavsiye ederim.