Öykü okumayı çok seven biri olarak kalemiyle yeni tanıştığım Sema Kaygusuz'un Doyma Noktası eserini çok beğendiğimi söylemleyim. Yazar farklı bir anlatım şekli var. Doğal olarak öykülerinde odaklandığı nokta ve öyküleri verdiği isimler oldukça etkileyici. Eserdeki dokuz öykünün benim zannımca ortak noktası bireylerin zaafları ve o zaafların doğaya ve insanlığa verdiği duygusuzluk hissiydi.
Sandık Lekesi; çocukluğunda kaybettiği dostlarını anımsayan Ferhan'ın istemsiz şekilde gözünün önünden gitmeyen, hüzünde mor bir leke o çocuk.
Şeftali; kısa ama tebessüm ettiren bir öyküydü. Bir şeftali ile onu yiyen kadının milisaniyelik buluşması.
Kılçık; patrona her gün aynı hizmeti sunan garsonun istediği sona bir kılçık sayesinde ulaşması.
Yaprak ve Tüy Zamanları; bir Ardıç tohumunun Ardıç kuşu sayesinde yeryüzündeki serüveni.
Çatlak Yerlerin Kuyusu; yaşlı bir ihtiyarın istemese de öldürdüğü yıldan sonra değişen yaşamı.
İnsan Dipleri; birbirleriyle uyumsuz bir çiftin bir orman gezisi esnasında kötü taraflarına şahit olması.
Çalıntı Yürekler; genç ve fakir bir kıza yardım etmek için evlenen İlyas'ıb hazin dünyası.
Sülün; annesinin mücehver kutusunun üstendeki sülün siluetine kafayı takmış bir avcının sülünle imtihanı.
Çöpçüler; sabahları seslerinden rahatsız olunan çöpçülerin kesik bir elle karşılaşmaları ve anımsadıkları.
Bence hepsi birbirinden güzel ve düşündürücüydü. O yüzden şunu beğendim, diyemiyorum. Bence mutlaka okumalı ve üstünde çokça düşünmelisiniz.