9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 62. kitabı
Bir yanda mutlu bir evlilik yaşamamış, istekleri ve hazları hor görülen bir anne... Diğer yanda ise çocukluğundan beri sevilmemiş, bu sevgisizlikle yolunu bulmaya çalışan kızı... Anne günden güne hastalıkla erirken, ona bakan kızı ise gittikçe annesine benzediğini düşünerek bundan nefret ediyor. Yazar Avni Doshi, "Yanık Şeker" adlı romanıyla iki kadın arasındaki dengeyi gayet doğal; ancak çarpıcı bir şekilde buluyor. Amerikalı yazarımız, iki kadının sesine kulak veriyor ve onların yaşadığı dönüşümleri, olmak istemediklerine doğru sürüklenişlerini etkili bir anlatımla okura aktarıyor. Kurgusu tamamen hayatın içinden, günümüzde sık karşılaşılabilir bir durum; fakat Doshi duyguları geçirmekte ve okura hissettirmekte gayet başarılı, böylelikle romandan aldığınız keyif de artıyor. Ben özellikle çocukluk dönemleri için bu romanın otobiyografik özellikler taşıdığını da düşünüyorum. Avni Doshi yalın bir üslup tercih ediyor. Roman biraz daha uzun olabilirdi diye ve daha çarpıcı bir son beklediğim için bir puan kırmış oldum. Romanımızın 2020 Booker Ödülü Finalisti olduğunu da hatırlatayım. Ayrıca beyazperdeye uyarlamak için tüm hakları alındı ve roman senaryolaştırılıyor. Romanda ana odağımızı bir anne-kız oluşturuyor. Anne olan Tara, gençliğinde hırçın bir kızdı. Sanatı onun için her zaman çok önemliydi. Asiliğiyle hiçbir zaman varlıklı ailesine sırtını dayamadı. Zamanı gelip evlendiğinde, ilk yılın ardından bir kızı oldu. İlgisiz bir koca ve her konuya dahil olan bir kayınvalideyle mutsuz bir evlilik geçirdi. Bu aşksız evliliği, yalnızca beş yıl sürdü ve ayrıldıktan sonra kocası başka bir kadınla Amerika'da yaşamaya başladı. Tara da tüm başı buyrukluğuyla Aşram denen tarikata katıldı, oranın lideriyle sevgili oldu ve hiç istemeyeceği şeyler yaşadı. Tüm bunları yaşarken, kızı Antara yanındaydı. Daha doğrusu pek umursamadığı, hep eleştirdiği ve sevgisizliği hissettirdiği kızı Antara desem daha doğru olur. Önce terk eden bir baba, sonrasında aşramda olmak ve finalde ise yatılı okul... Özellikle yatılı okul, Antara'nın hayatın tüm acımasızlığıyla tanıştığı yer oluyor. Onun hayatında bu sevgisizlik, büyük bir kara delik açmış sanki... Duyguları adeta kör olmuş. Tüm bu haline rağmen Dilip ile tanışıyor ve bir aşk evliliği yapıyor. Antara'nın sinirini bozan küçük şeyler hariç güzel bir evlilikleri var. Günümüzde geldiğimiz noktada ise Tara, Alzheimer'a yakalanmış durumda. Faturaları ve hizmetçilerin maaşını ödemeyi, insanları, ölüleri, ocağa koyduğu yemekleri ve çaydanlığı unutuyor. Hal böyle olunca Antara, ona hayatı boyunca sevgi göstermeyen annesine bakma görevini üstleniyor. Bu ateşten bir gömlek giymekle eş değer; çünkü annesi tüm agresifliğiyle Antara'ya saldırmaya devam ediyor. Bununla da kalmayıp Antara'nın onlarca yıllık emeği olan resim çalışmalarını imha ediyor. Annesiyle yaşadığı durumlar, Antara'nın kocası Dilip'le ilişkisini de sessiz ve derinden etkiliyor. Antara annesine bakmasının kocası Dilip'le aralarında probleme yol açtığını düşünürken, kendisini giderek annesine benzemeye başlamış gibi hissediyor. Bebeklerinin olması biraz araları yumuşatırken, Tara'nın gölgesi hep aralarında kalıyor. Antara hem annesi hem de bebek yüzünden bitkin hissetse de bebeğine sevgi göstermeyi asla unutmuyor, bebeğini kendi yetiştiği gibi sevgisiz büyütmek istemiyor.
Edebiyat
Yanık ŞekerAvni Doshi · April Yayıncılık · 202371 okunma
··
457 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.