Hallac-ı Mansur , İslam düşünce tarihinde sadece mistik değil, aynı zamanda fikirleri yüzünden idam edilmiş radikal bir figürdür. Onu anlamak kolay değildir. Yazdığı Tavâsîn eseri hem dil olarak ağır hem de simgesel düzeyi çok yüksek bir metindir. Yorumlamak uzmanlık ister, hissetmek ise sezgi.
Bu yüzden Hallâc hakkında yazılmış kitaplara yönelme ihtiyacı duyarız. Ama bu kitap onlardan biri değil.
Kevser Yeşiltaş, Hallâc’ın kavramlarını açıklamaya çalışıyor, ama çoğunu ya yüzeysel geçiyor ya da anlamını boğuyor. Kitap ilerledikçe Hallâc geri çekiliyor, yazarın kendi fikirleri öne çıkıyor. Hristiyanlık, kadim dinler, kutsal metinler, kuantum, bilinç, felsefe… Ne varsa eklenmiş. Ama bu bir derinleşme değil; dağılma.
Hallâc’ın fiziğe, kuantuma veya varlık felsefesine dair potansiyel etkilerini konu etse bile, yazar bu alanlarda da yalnızca yüzeyden geçiyor.
Örneğin şu cümleyi ele alalım:
“Bunu nasıl kavrayabiliriz?”
“Tek doğru genişledikçe doğruların doğrusu adını alır. Ne kadar isim alırsa alsın, tek doğru vardır. Doğruların doğrusu da tek doğrudur.”
Bu tür ifadeler ne açıklayıcı ne düşündürücü. Daha çok yazmak için yazılmış gibi duruyor. Hallâc’ın felsefi keskinliği yerine belirsiz tekrarlar var.
Kitabın son bölümlerinde ise yazar kendi yazdığı şiirlere yer veriyor. O noktada kitabı bırakmam gerektiğini hissettim.
Tavsiyeniz için teşekkür ederim. Yazarı ve kitap içeriğini biraz araştırıp ileride okuyabilirim. Yetkinliğim olsa, Hallâc-ı Mansûr okumak isterdim ama mümkün değil tabii ki.
Emeğinize sağlık.. İncelemenizi okduktan sonra merak edip diğer incelemelere de baktım. Gördüğüm kadarıyla okuyucuları pek tatmin eden bir kitap değil.
Teşekkür ederim. Daha önce ben de bu kitaba dair bir incelemeye denk gelmiştim ama içeriği tam olarak kavrayamamıştım. Hallâc-ı Mansûr’la ilk kez Nigahdar kitabında karşılaşmıştım ve orada onu çok daha derin hissettiğimi ve anladığımı söyleyebilirim.
Çünkü Hallâc gerçekten kolay kolay anlatılabilecek bir figür değil. Düşünceleri, yaşam tarzı, sezgisi… Hepsi çok büyük bir yoğunluk taşıyor. Bu yüzden onun üzerine yazacak kişilerin hem tasavvuf bilgisi hem de sezgisel derinliği güçlü olmalı.
Bu kitapta o derinliği bulmak zaten mümkün değil. Biraz bu konulara meraklı olan, araştırmış ve okumuş biri için bu kitaptan tatmin olmak hiç kolay değil, hatta mümkün değil diyebilirim.