Kimim ben, duygulardan yoksun birine dönüşmek ne kadar acı gerektirir?
Artık hatırlamak istemiyorum.
Tek bildiğim kardeşim Mehmet arada bir evime gelir, bana bir şişe votka getirir çünkü ben votka içmeyi severim.
Hem geçmişin ve geleceğin illüzyonunda kimliklerimizin ne önemi var ki?
Yaşanan bunca acı bunca güçlü duyguların arasında ismim sadece şahsiyetimin diğerlerinden yüzde bilmem kaç daha ayrıştırılmış olması demek. Ne gerek var?
Ben herkestenim, en azından hep böyle olmak istedim. Birbirine benzeyen mutlu ailelerden biri olmak istedim, aşık oldum öyleki uçurumun kıyısındaki derin bir çukura düştüm.
Aslında ben biri olmayı çok istedim, ölüp giden biri olmayı. Ama gerçek tüm yalınlığı ile göğüsümün ortasında dakikada yaklaşık 60 kere tekmeliyordu ruhumu.
Bağ evimin bahçesinde kırmızı kareli masa örtüsüne serilecek güzel kokulu yemekler yapan ve gülünce kalbimi eriten sarı elbisesindeki o güzel kadın hayali artık yerini sahipsiz bir acıya bıraktı.
Ben biraz Ahmetim birazda Mehmet ne farkeder? Zaten bilmemek mutluluk getirir insana bilirsiniz.
Bilmemek ya da unutmak tıpkı bir inek gibi yaşayabilmek zaman algısı olmadan, sanki uzayda yaşamıyormuşçasına alabildiğine hayvan olmak gerek bence.
Hikayeler söyledim size, sizde inandınız mı?
Hikayeler her zaman gerçek dışımıdır? Ya da her gerçek bir hikayemidir zaten…
Kim bilir bilmem, ama ben bilemedim en azından bebeğim.
Bana kızma ben bebeğim demeyi severim.