·680 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Haziran 2025 23:18 Hissetmenin rengi hissedilen duyguya göre değişebilir. Bu kitabı hissetmekse kapalı bir havada gökyüzünün rengi gibi koyu gri. Kitap ismiyle de içinde neyi barındırdığını ifade ediyor zaten. Baştan sona huzursuz bir ruh halinin yansımasını görüyoruz satırlarda.
"Ama içimde hiç huzur yok-ah, huzur nedir bilemeyeceğim, asla!" s:72
Bu kitap huzursuzluğun kitabı olduğu kadar, umutsuzluğun, yorgunluğun, yalnızlığın, sevilmemişliğin, varoluş sancılarının da kitabı.
"Bütün sevdiklerim beni karanlıkta unuttu."
s:269
"Günün birinde sevecek olsam, sevilmem." s:507
"Neresiydi sığındığım yer? Bana öyle geliyor ki hiçbir yere sığınmış değildim." s:319
Yazarın yakındığı bir şey daha var, o kadar olumsuz duygudan, acıdan sonra dayanmak için son çaresi olan kayıtsızlık ve hissizlik...
"Hissetmek -ne renktir acaba?" sorusu bu yüzden...
"Kayıtsızlıktan doğan acı, ki kayıtsızlık da zaten aşırı acı çekmekten olur." s:24
Yazar bu kadar hissizleşecek neler yaşadı acaba?..
Pessoa bu kitabında bir karakter oluşturmuş karakterle kendi hayatında büyük ölçüde benzerlikler var. Hislerine yansıması da benzer olmuş, kitapta karakterden annesini küçük yaşta kaybetmiş olarak bahsediyor, gerçekte de yazarın annesi o küçük yaştayken başka biriyle evlenmiş, duygusal anlamda hep anne yokluğuyla büyümüş yazar. Bu sevilmemişlik, terk edilmiş hissi yazarın hayatına yayılmış, insanlarla iletişim halinde olsa da onların samimiyetlerini hissetmediğinden insanlardan uzak, yalnız bir yaşamı seçmiş, insanlar tarafından sevilmeyip, onları sevemeyince yalnızlığını sevmiş. Bunları yaparken gündüzleri mecburen çalışmış; geceleri de yalnızlığını kağıt, kaleme sarılarak gidermiş. Çünkü duygularını düşüncelerini birilerine anlatma ihtiyacı duyar insan, peki anlatacak kimsesi yoksa ne yapar? Bence yazar...
"Hissettiklerimi yazıyorsam, hissetmenin ateşini azaltmak için başka çare olmadığından." s:41
"Hiç düşündün mü ne kadar cahiliyiz birbirimizin?" derken anlatsa da anlaşılmayacağını biliyordur Pessoa.
Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa'nın ölümünden sonra sandığından çıkan notlarından derlenmiş metinlerden oluşuyor. Günlük tarzında yazılmış bir anlatı. Yazar daha çok kendi ruhunu analiz etmiş. Yazdığı kitabı gereksiz olarak nitelendirmiş hep. Bir yandan da bu kitap sayesinde ellerinin geleceğe uzanacağını tahmin etmiş.
"Ah neler vermezdim benden de bir cümle kalsın diye geriye, duyanın, "Güzel laf!" diyeceği bir şey..." s:450
Sen rahat uyu Pessoa... Ben kitabını altını çize çize, sindire sindire okudum ve alıntıladığım onca cümleyi "güzel laf" diyerek okudum.
Kitap üç bölümden oluşuyor:
1.Olaysız Bir Yaşam Öyküsü
2.Büyük Metinler
3.Ekler
Sayfa 563'e kadar olaysız bir yaşam öyküsü okuyoruz. Olay yok, duygular ve düşüncelerin derinlikleri var, bu yüzden dikkatle sindire sindire okumak gerekiyor.
Ben kitabı beğendim. Her sayfası alıntılanabilecek bir kitap, bu yıl okuduklarım arasında en fazla alıntı yaptığım kitap, seksenden fazla alıntı paylaşmışım:)
Huzursuzluğun Kitabı iki yıldır kitaplığımda okunmayı bekliyordu fakat cesaret edemiyordum. Her kitabın zamanı var, bu kitabın da zamanı gelmişti ve başladım. Zorlu bir yolculuk oldu, ısınan havayla birlikte kitaba odaklanmak biraz daha zorlaştı. Ama yine de iyi ki okudum. Kitabı tavsiye eder miyim? Kitap epey kasvetli olduğu için bunalıma yakın hissediyorsanız tavsiye etmem, çok sıcak yerlerde yaşıyorsanız yaz mevsiminde okumanızı da tavsiye etmem:) Bu kitabı alıp şöyle sakin sakin bir iki ayda okurum, güzel alıntılar paylaşırım, derin düşüncelere dalarım diyenlere tavsiye ederim:) Okuyacaklara keyifli okumalar diliyorum.