Kitaptaki çaresiz karakteri bizim Türk erkeklerine benzetiyorum. Hiç umudu olmadığı için sadece kendi kendine hayallere dalan, hiçbir zaman karşı cinse açılamayan Türk erkeği. Tüm erkekler böyledir demiyorum ama bir çok insan tanıdım buna benzer. Belki beklentilerini düşük tutmaları gerekiyordur mutlu olmak için. Ama yüksek tutup üzülmeyi seçiyorlar. Belki de üzülmek, kırılmak istiyorlar. Canlarının yanmasını istiyorlar. Bundan zevk alıyorlar. Çünkü o çok istedikleri meyveye ulaştıklarında neyle karşılaşacaklarını bilmiyorlar. Bu yüzden bu onları korkutuyor. Gerçekten istedikleri şeyi söylemekte öyle. Tabi kitaptaki karakterimiz böyle biri değil. Ama sadece bana Türk erkeklerini anımsattı.