Etnometodoloji kuramı bireylerin toplumsal gerçekliği nasıl inşa ettiklerini, sürdürdüklerini ve değiştirdiklerini açıklamaya çalışan; tüm bunları yaparken hangi kurallar, ilkeler ve metotlardan yararlandıklarını analiz etmeye çalışan bir disiplin alanıdır. Etnometodoloji, gündelik hayatın mekanizmalarını üreten gerçekliğin ayrıntılı ve sistematik olarak incelenmesi, sokaktaki insanların gündelik eylemlerini gerçekleştirmek için kullandıkları gündelik metotların araştırılmasıdır.
Etnometodoloji Harold Garfinkel’ in çalışmaları ile başlar. Garfinkel, Talcot Parsons, Alfred Schutz, Aron Gurwitsch ve Edmund Husserl gibi düşünürlerden etkilenmiştir. Çalışmalarının kaynağı olarak da bu düşünürlerin yazılarını gösterir. Özellikle Parsons’ın toplumsal düzen problemi ve bu problemin çözümleriyle ilgili temel görevler konusundaki pratik sosyolojik muhakemesi Garfinkel üzerinde büyük bir etki bırakmıştır. Garfinkel' in doktora çalışmasından itibaren bütün çalışmalarının konusu gündelik yaşamın yapısı olmuştur. 1967 yılında yayımladığı Etnometodolojide Araştırmalar adlı eseriyle bir sosyolojik yaklaşım olarak Etnometodolojiyi kurmuştur. Bu kitapla birlikte Garfinkel kendisini Etnometodolojiyi araştırmaya yönelten perspektifi Durkheim’ın toplumsal olguların bize kendilerini nesnel bir gerçeklik olarak empoze etmeleri düşüncesini eleştirerek gösterir ve asıl inceleme nesnesi olarak gündelik hayatı seçer.
Garfinkel’ e göre, toplumsal olguların nesnel gerçekliğinin sosyolojinin temel ilkesi olduğunu vurgulayan belirli Durkheim’cı yorumların aksine, toplumsal olguların nesnel gerçekliği gündelik hayattaki müşterek etkinliklerin süregelen bir icrası olarak alınır, bu icranın üyeler tarafından bilinen, kullanılan ve doğruluğu sorgulamayan sıradan, ustaca yollarının, sosyoloji yapan üyeler için, temel bir fenomen olduğu kabul edilir ve bu araştırma politikası olarak benimsenir. Ona göre toplumsal olgular sabit birer nesne olmadıkları için gündelik yaşantı içerisinde yeniden üretilirler.
Garfinkel, sosyologların bireylerin eylemlerini gerçekleştirirken nasıl bir düzenlilikle yaptıklarını analiz etmelerini ister. Çünkü Garfinkel’e göre, toplumsal yapı, bireyler tarafından gerçekleştirilen bu düzenli eylemler ile oluşmaktadır. Bu düzeni hem bireyler yaşamakta hem de bu düzen, bireylerin yaşaması sonucu ortaya çıkan ürünlere dönüşmektedir. Bu anlamda etnometodolojide toplumsal düzen, diğer sosyolojik yaklaşımlardan farklı bir anlayış olarak karşımıza çıkmaktadır. Garfinkel, ilk olarak sosyolojiyi sınırlı anlam alanları olarak bilim ve sağduyusal dünya arasındaki ilişkiye uygular. Böylece Garfinkel için, sosyolojinin inceleme nesnesini gündelik yaşantı dünyası oluşturur ve bilimsel tutumun kullanılma biçimi araştırma konusu olarak ele alınır. Bu bağlamda hareketle diyebiliriz ki Garfinkel için, sosyolojideki sistematik araştırmalar hem gündelik hayatın araştırılmasıdır hem de bizzat gündelik yaşantı içerisinde gerçekleştirilir. Bu bağlamda Garfinkel’e göre, etnometodolojik hareketi diğer bütün sosyoloji türlerinden ayıran şey, düzen problemini yeniden konumlandırmasıdır.
A) ETNOMETODOLOJİNİN TEMEL KAVRAMLARI
Etnometodoloji, bireylerin gerçekliği kavrarken, zihinlerinde yeniden kurarken sıradanlaşmış ve rutin hale gelmiş günlük ilişkilerde bile sorgulamadan, çoğunlukla da bilinçsiz olarak kabul ettikleri kural, inanç ve değerleri çözümlemeyi konu edinen bir disiplindir. Yani etnometodoloji, bireylerin objeleri anlama biçimlerini ve gerçekleşen olayları anlamada kullandıkları yöntemleri inceler. Bu bağlamda etnometodolojide önemli olan insanların toplumsal gerçeklikleri nasıl oluşturduklarını, sürdürdüklerini ve değişimi nasıl sağladıklarını açıklamaya yardımcı olan kavramlar geliştirmektir.
Garfinkel etnometodolojiye özel bir terminoloji Etnometodoloji bu kavramların bazılarını başka alanlardan almıştır bazılarına ise kendine göre anlamlar yüklemiştir. Dilbilimden bağlama gönderimlilik (indexicality), fenomenolojiden refleksivite ve Parsons’tan üye kavramını almıştır. Etnometodoloji pratik ve açıklanabilirlik gibi terimlere ise yeni anlamlar yüklemiştir.
1) Pratik/ İcra
Garfinkel pratik etkinliklerle, özellikle hem gündelik hem de uzman pratik muhakeme ile ilgilenmektedir. Çünkü etnometodoloji, bireylerin gündelik eylemleri anlamak ve gerçekleştirmek için; iletişim kurarken, karar alırken, akıl yürütürken başvurdukları metotların araştırılmasıdır. Pratik gündelik hayat içinde sürekli tekrarlanarak oluşan eylemlerin bilgisidir. Garfinkel’ e göre toplumsal olgular üyelerin icralarıdır. Toplumsal gerçeklik üyeler tarafından sürekli yaratılır. Etnometodoloji ise geleneksel analizlerin aksine üyelerin kurallara göre davrandıklarını veri olarak almak yerine, bu kuralları uygularken kullandıkları metotları ortaya çıkarmaya çalışır. Kuralları gözlenebilir ve betimlenebilir kılan şey bu metotlardır. Üyelerin somut etkinlikleri sırasında yer alan pratik etkinlikler araştırılması gereken kurallar ve süreçleri gösterir.
2) Bağlama Gönderimlilik
Etnometodolojik araştırmaları geliştiren araçlardan biri de dildir. Ancak bu dil yapısal olarak değil, gündelik hayatı şekillendiren, inşa eden bir dildir. Bağlama-gönderimlilik (dizinsellik), dilbilimde, tümce veya sözcüklerin farklı bağlamlarda farklı anlamlara gelmesini anlatır. Örneğin “yağmur yağıyor” cümlesi bulunduğu bağlama göre farklı anlamlar ifade edebilir.
Bağlama gönderimli ifadeler, anlamlarını kullanıldıkları bağlamlardan alan “ben”, “sen” gibi ifadelerdir. Bağlama gönderimlilik, sözcüklere kesin anlamlarını sadece üretildikleri somut bağlamlarda kazandırırlar. Hatta etnometodoglara göre, bağlama gönderimlilik bile, onların potansiyel anlamlarındaki belirsizlikleri ortadan kaldırmaz. Çünkü bağlama gönderimlilik, bütün sembolik formların, kurallar, sözler, hareketler gibi yalnızca icra edildiklerinde ortadan kaybolan ve adeta “tamamlanmamışlık ufku”na işaret ederler. Örneğin; “vesaire” kelimesi entometodoglara göre, “gösteren” bir ifadenin tamamlayıcısıdır. Garfinkel’e göre, gündelik dil, insanların anlayabileceği sıradan bir anlama sahiptir. İlişkilerimizin anlaşılırlığı, bağlama gönderimli doğaları ve sözün sarf edildiği koşulların bilgisine bağlıdır. Böylece Garfinkel’e göre, gündelik dilin bağlama gönderimli karakteri bir kusur değil aksine, gündelik dilin temel karakteristiklerinden biridir. Bu bağlamda etnometodoloji, gündelik dili nasıl kullandığımızı da araştırır.
3) Refleksivite
Garfinkel, refleksiviteyi toplumsal düzeni sürdürme ve kavrama konusunda bir koşul olarak görür. Refleksivite, bu yüzden bir toplumsal çerçeveyi hem betimleyen hem inşa eden pratikleri ifade eder. Refleksivite, toplumsal eylemin hem üretilmesinin koşullarını içeren hem de onu kabul edilebilir türde bir eylem olarak gözlenebilir kılan bir özelliğidir. Gündelik etkinliklerimizin akışı içinde, konuşmalarımız sırasında aynı zamanda kullandığımız sözcükler aracılığıyla- anlamı, düzeni ve yaptığımız şeyin rasyonalitesini inşa ettiğimizin farkına varmayız. Toplumsal dünyaya ilişkin betimlemeler söylendikleri anda betimledikleri şeyin kurucu unsuru haline gelirler.
Bir durumu betimlemek onu inşa etmektir. Refleksivite, bir eylemi betimleme ve üretme arasındaki, eylemin kavranması ve bu kavramanın ifade edilmesi arasındaki özdeşliğe işaret eder. Bir etkileşim “yapmak” onu ifade etmektir. Refleksivite “üyelerin, gündelik düzenli ilişkilerinin yer aldığı ortamları ürettikleri ve düzenledikleri etkinliklerin onların bu ortamları açıklanabilir kılma prosedürleriyle özdeş olmasını gerektirir.
4) Açıklanabilirlik
Garfinkel’e göre, bireylerin gündelik hayatlarında kullandıkları metotlar açıklanabilir metotlar olarak analiz edilir. Etnometodoglara göre, açıklanabilirlik hem refleksifdir hem de rasyoneldir. Bir etkinliğin açılanabilirliği o etkinliğin kurucu unsuru ise refleksif, bir etkinliğin anlaşılabilir olması ve bulunduğu koşullar içinde betimlenip değerlendirilebilmesi ise onun rasyonel olduğunu göstermektedir. Bu bağlamdan hareketle denilebilir ki, toplumsal hayatın veya insan eylemlerinin açıklanabilir olduğunu söylemek, onun betimlenebilir, değerlendirilebilir olduğunu söylemektir. Çünkü toplumsal hayatı, görünür kılmak onu anlaşılır kılmaktır. Bu da bireyin toplumsal hayatı anlamlandırmaya çalışırken kullandığı metotlar analiz edilerek gerçekleştirilebilir. Etnometodoglar, açıklama pratikleriyle ilgilenirler. Yani, açıklamaların pratik eylem içinde nasıl kullanıldıklarını değerlendirmeye çalışırlar. Çünkü etnometodoglar için karşılıklı konuşma analizleri önemlidir. Bununla insanların açıklamalarını analiz eder, aynı zamanda bu açıklamaların diğer insanlar tarafından kabul edilme ya da reddedilme biçimlerine bakarlar. Çünkü etnometodoglara göre, toplumsal hayat bireylerin pratik eylemleri ve bu eylemlerde kullandıkları metotlar ile inşa edilmektedir.
Açıklama, insanların dünyayı anlamak için açıklamalar sunmaları sürecidir. Bir açıklama yapmak, davranış üzerinde düşünmek ve bu davranışı kendisi ve diğerleri için anlaşılır veya anlamlı kılmaya çalışmaktır. İnsanlar bunu sürekli yaparlar ve bu esnada toplumsal dünyayı sürekli olarak ve pratik bir biçimde yaratır ve yeniden oluştururlar. Etnometodoglar, karşılıklı konuşma çözümlemelerine büyük önem verdikleri için hem insanların açıklamalarını çözümlemeye çalışırlar hem de bu açıklamaların diğer insanlar tarafından onaylanma ve reddedilme biçimleriyle ilgilenirler.
5) Üye
Etnometodolojide üye kavramı, herkesin aklına gelen ve özellikle Personscı anlamda kullanılan bir gruba ait olmayı değil, doğal dile hâkimiyet anlamına gelmektedir.
Bir üye olmak bir gruba, bir kuruma katılmaktır ve ortak kurum-sal dile daha fazla hâkimiyeti gerektirir. Bu üyelik, gündelik hayatın toplumsal kurumları içinde, her bireyin biricikliğine, onun dünyaya kendine has hâkim olma, “dünya-içinde-olma” biçimine dayanır. Üyeler bir kez katıldıklarında ne yaptıkları konusunda düşünmek zorun-da değillerdir. Davranışlarının zımni koşullarını bilir ve gündelik toplumsal pratiklerin dokusuna yayılmış rutinleri benimserler. Bu nedenle kişi kendi kültürüne yabancı değildir ve bu yüzden bir yabancının davranışları ve soruları ona tuhaf gelebilir.
Bir üye sadece nefes alıp veren ve düşünen bir kişi değil, aynı zamanda etraftaki dünyaya anlam kazandıracak uyum sağlayıcı araçları icat etmesini sağlayan bütün bir işlemler, metotlar, etkinlikler ve teknik-bilgi topluluğunun bilgisine sahip bir kişidir. O, özel bir grubun etnometotları içinde cisimleşen bu grubun üyesi olma toplumsal ehliyetliliğini “doğal olarak” sergileyen bir kişidir.
B) ETNOMETODOLOJİDE METOTLAR
Etnometodoglara göre bir toplumun üyelerinin birbirlerini ve toplumsal dünyayı anlamakta kullandıkları metotlar ile uzman sosyoloğun aynı dünya hakkında bilimsel olduğu iddia edilen bir bilgiye ulaşmak için kullandığı metotlar arasında özünde hiçbir farklılık yoktur. Garfinkel Etnometodolojik Araştırmalar adlı eserinde dört metotlar bahsetmektedir.
1) Dokümanter Araştırma Metodu
Garfinkel dökümanter yorum metodunu Karl Mannheim’ den ödünç almıştır. Bu metot somut bir görünümü, varsayılan temel bir kalıbın “doküman”ı, “işaret”i veya “yerini tutan” bir şey olarak ele almayı gerektirir. Temel kalıp bireysel dokümanter kanıtlardan elde edilir, ancak aynı zamanda bireysel dokümanter kanıtlar da bu temel kalıp hakkında “bilinenler” ışığında yeniden yorumlanır. Her biri diğerini açıklamakta kullanılır.
Bu metoda kişinin gündelik hayatta “kastettiği şeyi” açıkça ifade etmediği varsayılarak gerçekte ne söylemek istediğini kavramak için veya yaygın oluşumlar ve nesnelerin sözgelimi bir postacı, dostça bir hareket veya vaat mi olduğunu anlamak amacıyla başvurulur.
Garfinkel’ e göre, bütün sosyolojik araştırma alanlarından dokümanter metodun kullanıldığı örnekler aktarılabilir. Bu metodun belirgin uygulaması karşımıza, önermelerin doğruluklarının ‘kapsamlı betimleme’ ve ‘gerçeklik payı’ kriterleri temelinde değerlendirildiği küçülen topluluk araştırmalarında çıkar. Bu metodun kullanımına, ayrıca, araştırmacının tuttuğu notları gözden geçirirken veya bir soru kağıdındaki cevapları incelerken “yanıtlayıcının aklındaki şeyin” ne olduğuna karar vermesi gerektiği birçok ankette rastlanır. Bir araştırmacı, örneğin bir eylemin “güdüsü” nü, bir teoriyi veya bir kişinin meşru bir düzene itaatini ele alırken gerçekte gözlemlediği şeyleri bir ‘temel kalıbın’ “dökümünü yapmak” [“göstergesi olduğunu kanıtlamak’’] için kullanacaktır. Dokümanter metot araştırma-nesnesini en kısa yoldan ifade etmek için kullanılır.
Gerçekte, gündelik konuşmalarımızda her zaman kalıplar aranız, aksi takdirde karşılıklı ilişkilerimiz anlamsız olacaktır. Dilin bağlama-gönderimliliğini telafi etmek veya gidermek için zorunlu olarak temel kalıplara başvurulacaktır. Ayrıca, bu sadece dille ilişkili bir şey değildir. Dokümanter yorum metodu başkalarının eylemlerini kalıpların ifadeleri olarak görmemizi sağlar ve bu kalıplar da söz konusu eylemlerin neler olduklarını görmemizi mümkün kılar. Bireyler toplumsal gerçekliği, görünür kalıplar inşa ederek “okunabilir” ve böylece birbirlerine açık kılarlar. Eylemler bağlama göre sürekli olarak yorumlanır, bağlam da ayrıca bu eylemler aracılığıyla anlaşılır. Bazı görünümleri geriye dönük olarak yorumlamamızı ve şeyler ve olaylar hakkındaki yargılarımızı değiştirmemizi mümkün kılan bu metottur.
2) Karşılıklı Konuşma Analizi
Etnometodolojide en önemli metotlardan biri de karşılıklı konuşma analizidir. Çünkü etnometodolojinin en temel araştırma nesneleri, gündelik konuşmalar yani insanlar arasındaki sözlü alışverişlerdir. Karşılıklı konuşma analizi, dilin toplumsal kullanımı içinde olduğu varsayılan dil yapılarının ve dilin formel özelliklerinin araştırılmasıdır (Coulon, 2015: 54). Biz karşılıklı konuşmalarımız ile ilişkilerimizi organize edebiliriz. Çünkü ilişkilerimiz esnasında karşılıklı konuşmalar, açıklama gerektirmeyen ve buna rağmen bu ilişkileri anlamamızı sağlayan bir düzene tabidir. Etnometodolojide sözler, konuşmanın gelişme seyrini bize gösterecek ve konuşmayı anlamamızı ve konuşmaları sürdürmemizi sağlayacak biçimde organize edilir. Karşılıklı konuşma analizinde konuşmalar özneler arası inşa edilir. Konuşmaların bağlamının ne anlama geldiğini ya da neyi anlattığını bilmemiz için bağlama gönderimliliğine hâkim olmamız gerekmektedir.
3) Profesyonel Pratik
Bir etkileşim sırasında kişiler birbirilerine her şeyi tamamen anlatmadan iletişim kurarlar. Dokümanter çalışma gerçek oluşumla varsayılan oluşum arasında bir anlam özdeşliği kurar, bu özdeşlikte, “varsayılan” şey kanıt olarak, araştırılan şeyin doğrulanması olarak ortaya çıkar. Bu yüzden, bize sunulanın aksine, analiz edilen şey olgu değil, aynı olgunun veya benzer olguların eski oluşumları, yani bu olguların makul, sağduyusal dokümanlarıdır. Bu, Garfinkel’ in belirttiği gibi, bazen karar vermek için niçin bir durumun gelecekteki gelişimini öngörmeye çalıştığımızı açıklar (bu geleceklerin mevcut durum tarafından nasıl biçimlendirildiklerini öngörmek isteriz). Böylece, mevcudu anlamak için geleceğe isnatlarda bulunarak geriye-dönük bir çalışma yaparız. Kısaca bu ilkeye göre her konum katılımcıların, bu durumun sürmesi için tamamlamaları gereken eksik yanlar içerir.
4) Normale Dönmeye Çalışma
Etkileşim sırasında taraflar herhangi bir belirsizlik sezdiklerinde veya bir gerilim durumu olduğunda normal etkileşime dönmek isteyecekler ve normale dönmelerini anlatan davranışlar sergileyeceklerdir.