Elizabeth Zott, kadınların sadece kocalarını ve çocuklarını memnun etmek ve ev işleriyle uğraşmaktan başka görevi ve becerisinin olmadığı kabul edilen 1960'ların erkek egemen Amerikasında Abiyogenez üzerine çalışmalarını sürdürmeye çalışan bir kimyagerdir. Kadın-Erkek eşitsizliği yüzünden maruz kaldığı baskı, haksızlıklar ve hatta cinsel taciz sebebiyle doktorasını yarım bırakmak durumunda kalmış fakat bunca olumsuzluğun arasında Calvin Evans'ın kazara üstüne kusmasıyla bütün hayatı beklemediği şekilde değişmiştir. Başlarından geçen olaylar Elizabeth'i bir öğleden sonra programında dev gibi bir köpekle yemek tarifi verirken bulmamıza sebep olmuştur. Peki ama bir kimyagerin yemek yapmakla ne ilgisi olabilir? Ya da ev kadınlarının sabahın beşinde kürek çekmeleriyle?
.
Okurken bir kadın olarak fark ettiğim ilk şey gerçekten şanslı olduğumuzdu. Bizler kadınların erkeklerle eşit şartlarda eğitim alabilmeleri için fiilen bir eylemde bulunmadık. Bu mücadeleyi veren bizden önceki kadın hocalarımızdı. Onların kazanmış olduğu bir savaşın gamimetlerinden faydalanarak bilim camiasında ve daha birçok alanda sesimizi duyurabiliyoruz. Minnettar olmanın ötesinde üstümüze düşen bazı sorumluluklar var ki en önemlisi bu düzeni korumak ve daha da eşitlikçi olabilmesi için çalışmaktır. Bu kitap çok sürükleyici bir ders kitabı olarak da kabul edilebilir bana kalırsa. Eminim ki okuyan kadın ve erkekler kendilerine hitap eden birçok yorumla karşılaşacak.
Herkese iyi okumalar dilerim.