Sabahattin Ali'nin kendi yorumuyla döneminin ve dönemimizin de mevcut konularından birini güzel ve etkili tasvirlerle akıcı bir dille işlemiş olduğu eseri... Kitap bir romandan ziyade eleştiri kitabıdır dönemin münevver entelektüel isimlerinin aslında zaaflarını, ihtiraslarını, hilkatlerini, arzularını ve doyuralamaz ruhlarının bir maskesi olarak entelektüelllikliği kullandıklarını anlatmaktadır. Münevverlerinin topluma entelektüel ışığıyla yol göstermek yerine karanlığa iten ve bir girdap gibi etraflarında ne varsa içine çektiklerini toplumun yararını değil sadece kendi menfaatlerini her şeyin önünde tuttuklarını uzun uzadıya anlatmıştır. Bunların belli bir mevki veya popülerlik için savaştıklarını yaptıkları iyilikleri bile bir böbürlenme malzemesi gördüklerini anlatmaktadır. İnsanın içindeki zayıflıklara ve ihtiraslara odaklanan Sabahattin Ali aslında ister münevver ister alelade bir kişinin aynı duygularda ve arzularda olacağını ifade etmektedir. Bunun okumakla değil ancak içindeki insani özelliklerle insan olunacağını yani Bedri gibi olunabileceğini gösteriyor. Zoraki bir değişimin aslında olmayacağını hele ki dışarıdan bir motivasyonla muvaffak olunamayacağını göstermektedir. Bununla birlikte münevverlerin insanları yönlendirdiğini ve bunu kendi menfaatleri çerçevesinde yaptıklarını da söylemektedir. Kısacası içimizde şeytan olmadığını ve herkesin kendi kendisinin şeytanı veya meleği olacağını çok güzel bir şekilde düşündürerek ve sorgulatarak anlatmaktadır. Sabahattin Ali