·120 syf.····Okunma: 26 Haziran 2025 10:04 Faruk Duman’ın Kargasabunu adlı öykü kitabı, dilsel biçimcilik ile doğaya yaslanan bir anlatı geleneği arasında gidip gelen bir anlatım inşa ediyor. Lirizm ile karamsarlık arasında örülmüş öyküler, zaman zaman lirik bir sarhoşluk yaratırken, bazen de anlatının özünü bulanıklaştırıyor. Yazarın betimlemeye olan düşkünlüğü ve iç seslerin katman katman örülmesi, öykülerin etkileyici dünyasını kurarken aynı zamanda okurla arasına mesafe koyabiliyor.
Ne var ki, kitabın sonunda yer alan “Söz Satıcısı” ve “Canlanma” adlı öyküler, adeta kitabın geri kalanından bağımsız bir şekilde parıldıyor. “Söz Satıcısı”, dilin ve anlatının ticarete dönüştüğü bir evrende, kelimelerin değerini sorgularken; “Canlanma” ise ölümün ve unutuluşun kıyısında yeni bir varoluşun ihtimalini düşündürüyor. Bu iki öyküde Duman’ın dili, yorucu bir biçimsellikten arınarak daha sade, ama çok daha çarpıcı bir sembolizme bürünüyor.
Kargasabunu, bütün olarak okunduğunda yazarın anlatı dünyasıyla barışık olmayan okurlar için zaman zaman ağır ve dağınık gelebilir. Ancak finaldeki öyküler, metnin tüm yükünü sırtlayacak kadar güçlü. Faruk Duman, sözcüklerle oynamayı seven ama bazı öykülerde anlamı sisleyen bir anlatıcı iken, “Söz Satıcısı” ve “Canlanma”da gerçek bir hikâye ustası olarak karşımıza çıkıyor. Belki de bu nedenle, kitap son sayfalarda gerçek anlamda “canlanıyor”.