Tess tamamen geç kalınmışlığın çaresizliğini gösteren bir kitap bence. Tess ve Angel birbirleri için hep geç kalmıştı. İlk tanıştıkları daha doğrusu tanışamadıkları anda bile Angel Tess'i değil başkasını dansa kaldırdı. Bunların dışında Tess'in sürekli olarak bir şeylerden kendisini sorumlu tutması ailenin en büyük çocuğu rolünü en iyi şekilde yerine getirmeye çalışması da cabası. Kitabın sonuna doğru başına gelen diğer en büyük felaket de ailesine karşı duyduğu hassaslık yüzünden başına geldi.
Ancak tüm bunlar olurken babasının bu kadar vurdumduymaz yaşaması, bu kadar çok çocuk sahibi olmaları haiyle annesinin de kızını koruyacak ona sahip çıkacak kadar düzgün bir karakteri olmaması beni çok öfkelendirdi. Tess'in başına gelen her şey kendi iradesi ile gerçekleşmedi. Veya tercihlerinin bir sonucu değildi. Her zaman olduğu gibi çürük insanlar taptaze kişilikleri bertaraf etti.
Angel hakkında konuşmak bile istemiyorum.
Onun karakterine, düşünme biçimine ve inanışına yakıştıramadım davranışını. Sanki kendisi süttün çıkmış ak kaşık...