Yazarın neleri eleştirdiğini, Howard'ın yeri geldiğinde ne kadar da doğru çıkarımlar yaptığını ve kitabın vermek istediği dersi anladım ama Janet kadar aklı bir karış havada, etrafında olup bitenlerden habersiz bir kadın okumadım daha önce. Kitap boyu "Howard ne diyorsa doğrudur o hep en iyisi yapar" deyip sanırım ömrü boyu bu düşünce ile hareket edince kendi beynini bir kenara koyup bu şekilde yaşamaya devam etmiş. Zavallı dedi durdu adama ama kendisi de acınacak halde.
Ya bir de, kitap böyle bir eksik hissettirdi okurken. Sanırım uzun sayfalı, zengin betimlemeli kitaplara alışmışım. Yazar olayı aktarıyor sonuçlarını yazıyor pek bir duygu düşünceye girmeden diğer güne veya ne bileyim diğer sahneye atlıyor. Mesela "Bir elin sesi var" adlı tiyatro oyununu izledikleri anı, oyunun içeriğini, oyundan sonra neler hissettiklerini falan daha ayrıntılı öğrenmek isterdim. Yani kitabın adı bu oyunun adı olduğu için o sahnenin ( diğer sahnelerde olduğu gibi) hemencecik atlanması bende olay örgülerinde kopukluk oluşturdu.
Sonuç olarak bir daha dönüp okumam. Okuduğum için pişman değilim o kadar da berbat değildi orası ayrı.