·368 syf.····Okunma: 18 Haziran 2025 11:18 “MANIAC” kabaca üç bölümden oluşuyor. Önce oğlunu vurup ardından intihar eden Avusturyalı fizikçi (bu ilk sayfa, spoiler değil) Paul Ehrenfest’in çalışmalarına, bunlar ekseninde de matematikte saf mantığın, değişmez doğruların temelden sarsılmaya başlamasının hikayesine gidiyoruz. Bu ilk bölüm çarpıcı olduğu kadar da önemli, son bölüme kadar bu kısmı unutuyorsunuz ancak kitap bitip Labatut’un parmak bastığı sorgulama başa dönünce etkilenmemek elde değil. İkinci ve asıl bölüm, bugün kullandığımız bilgisayarların, yapay zekanın çıkış noktalarının babası sayılan Macar matematikçi Von Neumann hakkında. Nazilerin yükselişe geçtiği dönemde Macaristan’da başlayan yolculuk, Soğuk Savaş dönemi nükleer bomba yarışına kadar uzanıyor. Üçüncü ve son bölüm ise Neumann’ın çalışmalarının günümüze uzantılarıyla ilgili. Günümüzde onun çalışmalarını takip eden dâhi bir gencin, satranç ve Go oyunlarında dünya şampiyonlarını yenen bir yapay zeka geliştirmesini konu alıyor.
“Arsız Yeşillik”te değinilen temaların bir kısmı bu kitapta da var: delilikle dâhilik arasındaki ince çizgi, günümüzde hayatı kolaylaştıran buluşların neredeyse hepsinin ardındaki motivasyonun insanlığın konforunun ya da iyiliğinin değil aksine daha çok kazanma ve diğerlerini yok etme hırsı olduğu çünkü mevcut sistemde hemen her şeyin bu amaçlar doğrultusunda finanse edildiği, dolayısıyla biliminsanlarının karakterleri nasıl olursa olsun ya da çıkış noktaları ne kadar başka emellerle olursa olsun bilimsel gelişmelerin sonunda tam tersi amaçlara hizmet edilebildiği, bilimin ve bilginin sonsuzluğu karşısında insanın acziyeti ve kimi durumlarda da Frankenstein mitinin gerçeğe döndüğünü yani insan zekasının tamamen kontrolünü kaybedip buluşlarının inanılmaz boyutlarda yıkımla sonuçlanabileceğini “MANIAC”taki hikayede de çok iyi göstermiş Labatut. Farklı olarak bu kitapta, mantıkla insani vasıflar (hayalgücü, sezgi, deneyim, içgüdü, duygusal dürtüler vb.) arasındaki çekişme var. Salt mantıkla evreni, her şeyi açıklayabilir ve çözümleyebilir miyiz yoksa insana dair özelliklere de ihtiyacımız var mıdır? Misal yapay zekalar sadece olasılıklar, tamamen mantığa bağlı matematiksel hesaplamalarla mı mükemmeli yakalayabilir yoksa insana dair bazı özellikleri de yüklemek mi gerekir onlara? Bunları da irdelemiş Labatut bu kez.
“Arsız Yeşillik”i sevdiyseniz “MANIAC”ı da seversiniz kesinlikle. Ben ilk kitabı biraz daha çok sevdim, çünkü o zaman Labatut’la ilk kez tanışıyordum, yazara aşina olunca “MANIAC” biraz kanın aynı damardan pompalandığı hissi veriyor, ilki kadar çarpmıyor haliyle. Ancak bu çok iyi bir roman olduğu gerçeğini de değiştirmiyor elbette. Okuduğuma çok memnunum. Hemen ekleyeyim, anlamak için kuantum mekaniği ya da herhangi bir fizik, matematik bilgisine ihtiyacınız yok; metin, herkesin anlayacağı düzeyde, gayet anlaşılır ve sürükleyici. Bunda çevirmen sevgili Saliha Hanım’ın da payı büyük tabii. Ancak editoryal kısım için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim, kitabın son okuması yapılmamış gibi duruyor, çok fazla yazım hatası var, umarım sonraki baskılarda düzeltilir.