Labatut’un “20. yüzyılın en zeki insanı” olarak adlandırdığı John von Neumann’ın kurgulanmış biyografisi ile selamlıyorum bugün sizi.
Öyle bir zeka düşünün ki oyun teorisini icat etsin, yapay zekâyı tasarlayıp dijital hayata öncülük etsin ve dünyanın ilk programlanabilir bilgisayarını tasarlayarak makineye “şaka yollu MANIAC” adı verilsin.
II.Dünya savaşına uzanan yıllarda ve savaş süresince askeriye için çalışan von Neumann, yine askeriye için dünyanın tarih sahnesindeki ilk elektronik hesaplayıcısı olan “ENIAC” ı (Electronic Numerical Integrator And Computer) 1945’te savaş sona erene kadar tamamlamıştır.
Uzun araştırmalar sonucu onun harika makinesi “MANIAC” (Matematiksel Analizci, Nümerik Integralci ve Computer), insanların hizmetine sunulmuştur.
Kitabın ismi de buradan geliyor.
Tarih, hayat gibi pek çok çıkmaz sokakla dolu.
Paul Ehrenfest, Kurt Gödel, Richard Feynman, Oppenheimer ve daha nicelerini sayabileceğimiz bilim ve ahlâk çıkmazı ile…
-ki kitapta da bu isimleri bulacaksınız.-
Neuman da bu noktada nasibini alanlardan.
O, hem iflah olmaz bir dahi hem Hiroşima’yla Nagasaki’yi yok eden atom bombalarının yaratılmasına yardımcı olan bir bilim adamı.
Labatut bir taraftan Macar dehanın hayatını ve bilimsel gelişmelere katkısını anlatırken diğer taraftan her şeyin matematikleştirilmesine, mantığın her şeyin üstünde tutulmasına, insani duygulara ve ruha önem verilmemesine karşı hissettiklerini de metne yedirmiş.
1957’de radyasyon ile temas ettiği tahmin edilerek kanserden hayata gözlerini kapatan dehayı merkeze alan bu “yarı kurgusal” kitabı bir nükleer fizik mühendisi olarak sayfaları yutarcasına okudum.
İnsanın aczine dair düşündüren, sorgulatan ve rahatlıkla okunan metin; gerek tarih ve bilim sahnesindeki yeri gerek edebi değeri ile asla, akademik bir