Bir söz yeter mi yıkmaya dağları —
İftiradır adı; ne cellat tanır, ne yasayı.
Geceye fısıldanır, gündüze bağırır,
Bir düş gibi süzülür kralın kulağına,
Bir zehir gibi iner çocukların sütüne.
Göz görmez onu, el tutmaz ama
İnsanı kendi kendine düşman eder.
Bir ad silinir mi çamura karışınca?
Silinir. Ama yankısı kalır gökte.
Kime inanır şimdi zaman?
Ahlâk mı daha güçlüdür,
Yoksa bir yalancının tutkalla ördüğü masal mı?
Benliğinden çalınan ismi,
Hangi adalet geri verir insana?
Bir ağızdan çıkıp bin yüze sıçrar,
Yalan bile olsa, gerçek sanılır.
Ne görgü tanığı, ne iz bırakır geride —
Yine de düşürür insanı kendiyle.
Bir kadının adıyla başlar belki,
Bir çocuğun masum gülüşüne bulaşır.
Yakar kitapları, kurutur aynaları,
Kimi zaman da dua kılığında iner.
İftiradır adı —
Ne geçmiş affeder onu,
Ne gelecek susar hakkında.
Kim üfledi bu yalanı,
rüzgâr sanıp kapıları açtı.
Gölgesinden korkmayan kalmadı,
diline bulaşmayan tek bir harf yok.
Taçlara sinmiş bir fısıltıydı önce,
Ve sonra beşiklere girdi o ses.
Anılar bile tiksindi ondan, elini yıkadı.
Kimse sahiplenmedi izi kalan boşluğu.
Ne kanun susturur onu,
ne bir dua temizler adını.
Bir söz —
ve sen, artık kendin bile inanmazsın adına.
Bir söz yeter mi yıkmaya dağları —