Puan vermedi·331 syf.··
2025 8. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2025 14:34
·
Ey gidi metaforik distopya seven dostlar! Toplaşın düğün yapıyoruz! Yalnız öyle böyle bir düğün değil bu... 3. sınıf cin filmlerinden "Azap" var, bilenleriniz var mı bilmiyorum. Filmde malum köye giden genç kız çıkamıyor oradan. Cinler musallat oluyor da gece yarısı bir düğün yapıyorlar kıza, böyle köy dibeğinde çiğ et, sakatat dövülen bir düğün... Canlandı mı sahne? Ha işte o rahatsızlıkta bir kitap "Körlük". Medeniyetin ortasında, şehrin göbeğinde, sarı ışığın yeşile dönmesi ile arkadaki dallamanın kornaya asılması kadarlık sürede kör olan bir adamın hikayesiyle başlıyor kitap. Sonrasında da patır patır artan körler ve bu körlerle temaslılar eski bir akıl hastanesinde tecrit ediliyorlar falan. Tanıdık geldi mi hikaye? Neyse canlar; işte kitabımız da üst metinde (ay çok seviyorum bu lafı) bu bir grup körün ve kör adayının başına gelenleri anlatıyor. Alt metin (ay bunu daha çok seviyorum) ise bambaşka! Şöyle ki; 1. Burada körlükten kastedilen şey ahlaki ve vicdani çöküş. 2. Kitapta hiçbir karakterin adı yok. Bu da bir evrensellik katıyor hikayeye. "Herkes potansiyel bir kördür" algısı var. 3. Tecrit yeri zamanla bir hayvan çiftliğine dönüşüyor. Burada da medeniyetin maskesiz halini görüyoruz. 4. Tüm körlerin arasında bir kişi var ki asla salgına yakalanmıyor. Kitap boyunca vicdan ışığı gibi ortalığı aydınlattığı için en çok acıyı o çekiyor. Yani dostlar kısacası sembolizm ve metaforik anlatımın bir tahtı olsaydı, kesinlikle Jose abim otururdu bu kitapla (sol yanına da Dönüşüm ile Kafka...) Ahlak ve vicdanı kaybedince Maslow hiyerarşisinin en tepesinden en dibe yuvarlanma süreci, asırlar süren modernleşme ve medenileşmenin tek bir duyu organının kaybıyla nasıl da günler ve hatta saatler içinde geriye gidebildiği, insanlık ne kadar gelişirse gelişsin içimizdeki primitif duyguların ve vahşiliğin gün yüzüne çıkmasına tek bir kıvılcımın yetebildiği o kadar güzel anlatılmış ki gerçekten ayakta alkışlanası bir kitap! Ama... Kocamaaaaan bir ama! 300 küsur sayfa be Jose'm... 300 sayfa boyunca dibe, dibin de dibine... Biraz baydı açıkçası dostlar! O kadar tahmin edilesi bir kurgu ki "Ee yani" oluyorsunuz uzunca bir süre. Sayfalar sayfaları kovalıyor, vahşilik vahşiliği doğuruyor ve kitap bir türlü sonuca bağlanmıyor! Hep aynı çürümüşlük, hep aynı karanlık, herkes kör, herkes aç, herkes pis, herkes vahşi... Tam 300 sayfa boyunca! Tamam yazarın kalemi oldukça güçlü ama uzun paragraflar birbirini kovalarken, o uzun cümlelerin arasındaki virgüller yerinden kopmuş ama tam da düşememiş bir kirpik gibi gözünüze gözünüze girerken "Kardeşim tamam kör oldular da... Ee başka? Başka bir şey olacak mı?" diye de boğulmuyor değiliz kitap boyu. Sonrası mı? Sonra ne oluyor biliyor musunuz? BOOM "Nalan! Görüyorum Nalan! Nevet, nevet çiçeğim, görüyorum!" Bu mudur yani? 300 sayfa boşuna mı okuduk? "Neden kör oldular?" diyoruz cevap yok; "Neden tekrar görmeye başladılar?" diyoruz cevap yok; "Bu kadın niye kör olmadı?" diyoruz cevap yok... Devamı için hele en ufak bir ışık yok! Walking Dead talanı gibi bir şehirde patır patır açılıyor gözler! Kısacası dostlar; 1. Evet kitap bir başyapıt 2. Ama başyapıt olması her sayfayı baş tacı edememiş 3. Düşündürüyor, rahatsız ediyor, etkiliyor ama sonuç yok; cevapsız sorular çok! 4. Bir de kurban olayım biri Jose'me virgül harici diğer noktalama işaretlerini de öğretsin, özellikle konuşma çizgisini! . Her Ay Okuyanlar Kulübü Körlük
1000Kitap
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
··
251 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.