Gönderi

9/10
·92 syf.··
2025 57. kitabı
Bu eser, adeta bir bilgelik masalına dönüştürülmüş bir aşk öyküsü. Formosant, güzelliği ve unvanıyla üç kuvvetli hükümdarın –Firavun, Şah ve İskit Kralı– talip olduğu bir prenses. Ama tam o anda ortaya çıkan, tek boynuzlu atı ve efsunlu bir anka kuşuyla bir “çoban” çocuğu… İşte o an her şey değişiyor. Bu çobanın görünmez bir saltanatı var: saf, içten, adeta ilk varoluş mazisi gibi. Prenses de bunu görüyor ve aralarında hükümetsel değil, içsel bir rekabet başlıyor. Aşk, salt unvanlarla değil, inançla, sadakatle, gönülle seçiliyor. Bu seçim aynı zamanda kendi köklerine ve insana dair evrensel bir sorguya işaret ediyor. Voltaire’in diğer eserlerindeki gibi burada da ironi ve eleştirel bakış ağır basıyor. Aydınlanma değerleri—din özgürlüğü, akıl, hoşgörü—tam da bu çoban karakteriyle temsil ediliyor. Aristokrasiye, dogmatizme, statükoya bakışı “çocuk masumiyeti” safiyetiyle sarsıyor. Ve aslında bu masal, eski kutsal metinlere de temasta: “sinsarın ama safın galip gelmesi” motifinde, Kutsal Kitap’taki çeşitli figürler –Musa’nın aniden lider olması, Davud’un çoban iken kral olması gibi– ışıldıyor. Yine esintiler var tufan, taşlaşma, kader temaları gibi eski hikâyelerle paralel. Babil Prensesi, üç varlıklı adayı geride bırakıp bir çobana yönelen aşk yolculuğunda, okuru “gönül seçiminin” ne demek olduğunu düşündürür. Sadece bir aşk masalı değil, aynı zamanda statükoya, dinî bağnazlığa, akıl dışı ön yargılara karşı bir alegorik başkaldırıdır.
Babil PrensesiVoltaire · Kapra Yayıncılık · 2021577 okunma
·
179 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.